İçeriğe atla

Salavât kavramı neye işaret eder?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Salavât, lugatte 'salât' kelimesinin çoğulu olup dualar ve tezkiyeler anlamına gelir. Tasavvufta ise Hz. Peygamber'e getirilen özel dua ve tezkiye ifadeleridir. Bu kavram, Ahzâb Sûresi'nin 56. âyetindeki "Allah ve melekleri Peygamber'e salât eder; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm verin" buyruğuna dayanır ve Hakîkat-i Muhammediyye ile bağ kurmanın somut bir yöntemidir. Salavât, sâlikin kendi varlığını âlemde seyretmesi ve Hakk'ın varlığını müşahede etmesi gibi derin manalar taşır¹. Aynı zamanda, namazda okunan tahiyyatta Hz. Peygamber'in "oturuşum, salavatlarım, yaptığım iyi işlerim Allah içindir" ifadesiyle de ilişkilendirilir²·³·⁴·⁵.

Detaylı cevap

Salavât, tasavvufun en yüksek virdlerinden biri olup, Hz. Peygamber'e duyulan muhabbetin somut bir tezahürüdür. Bu, sadece bir dua olmanın ötesinde, sâlikin Hakîkat-i Muhammediyye ile manevi bir bağ kurmasını sağlar. Salavâtın farklı türleri bulunmaktadır: Namazda okunan Salavât-ı Şerîfe ve Salavât-ı İbrâhîmiyye gibi formüllerin yanı sıra, Salavât-ı Tâciye, Salavât-ı Münciye, Salavât-ı Fâtih ve Salavât-ı Nâriye gibi özel salavâtlar da mevcuttur. Her tarikatın kendine özgü salavâtları geliştirdiği belirtilir.

Salavâtın hikmetleri arasında Hak'ın emrine itaat (Ahzâb 56), Hz. Peygamber ile manevi bağ kurma ve sâlikin kalbinin onunla irtibatını güçlendirme yer alır. Ayrıca, salavât, Hakk'ın kula yönelmesi olan Zâtî tecellîye işaret eden "salavât" kelimesinin Hakk'a nisbet edilmesiyle de derin bir anlam kazanır⁶. Bu durum, kulun kendi çabasıyla elde ettiği sınırlı ecirin ötesinde, Hakk'ın lütuf ve hîbesi olan vehb mertebesine işaret eder⁶.

Hz. Peygamber'in tahiyyatta söylediği "ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibat" ifadesi, "oturuşum, salavatlarım, yaptığım iyi işlerim Allah içindir" anlamını taşır ve salavâtın ibadetlerdeki yerini ve önemini vurgular²·³·⁴·⁵. Bu, aynı zamanda Peygamberimizin yaptığı bütün işlerin temiz ve tayyip olduğunu gösterir⁷. Tasavvufta postun azası olarak salavât zikredilirken, kemali tevhid, tahareti ise istiğfar olarak belirtilir⁸. Genel âlemin ism-i A'zâm'ının "Muhammed" ismi olduğu ve Efendimiz'e ne kadar salavât getirilirse, o ism-i A'zâm duasının o kadar okunmuş olacağı ifade edilir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Cilt 4 · s.236
  2. 2Mübârek Geceler · s.83“Rabbine selam ver” diye işarette bulundu. İşte burada Peygamber S.A.V. “ettehiyyatü lillahi vesssalavatü vettayyibat” yani “oturuşum, salavatlarım, yaptığım iyOku
  3. 3Cilt 2 · s.289
  4. 4Cilt 1 · s.312
  5. 5Necm (Yıldız) Sûresi · s.67“Rabbine selâm ver,” diye işarette bulundu. İşte burada Peygamber (s.a.v) “ettehiyyatü lillâhi vessalavatü vettayyibat” yani “oturuşum, salavatlarım, yaptığım iOku
  6. 6Zümer Sûresi · s.48Sabredenlere va'd edilen mükâfât, Rablerinden salavât ve rahmettir. "Salavât" kelimesinin Hakk'a nisbet edilmesi dikkat çekicidir; zîrâ kulun salâtı Hakk'a yöneOku
  7. 7Cilt 2 · s.316
  8. 8Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.54"Şark" doğu tarafı şeriat, "garp" batı tarafı tarikat, "şimal" kuzey tarafı hakikat , "cenup" güney tarafı marifet'e işarettir. Post'un Ruhu → tekbir, azası → sOku
  9. 9Hadîd Sûresi · s.81Bu içinde yaşadığımız genel âlemin ism-i A’zâm’ı da “Muhammed” ismidir ve bizler Efendimiz (s.a.v)’e ne kadar salavât getirirsek, ismini de ne kadar tekrar ederOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.