Sekr kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?
Sekr kavramında dış-anlam, sâlikin ilâhî tecellînin şiddetiyle kendinden geçmesi, aklının ve irâdesinin geri çekilmesi hâli olup, Hz. Yûsuf'un cemâlini gören kadınların ellerini farkında olmadan kesmeleri gibi somut bir mest olma durumunu ifade eder. İç-anlam ise, bu dışsal sarhoşluğun altında yatan bâtınî hakikati, yani mutlak varlığın hem dış âlemde hem de iç âlemde mevcut oluşunu idrâk etme ve Hakk'ın cemâlinde fânî olma hâlini kapsar¹. Bu iki veche, sâlikin Hak ile olan münâsebetinde yaşadığı hâlin zâhirî ve bâtınî mertebelerini ortaya koyar; dıştaki kendinden geçiş, içteki marifetullah yolculuğunun bir tezâhürüdür.
Detaylı cevap
Sekr, lugatte "sarhoşluk, mest olma" anlamına gelir². Tasavvufta bu kavramın dış-anlamı, sâlikin ilâhî tecellînin şiddeti karşısında aklî ve irâdî kontrolünü yitirmesi, adeta dünyadan koparak Hak ile mest olmasıdır. Bu durum, Hz. Yûsuf'un güzelliği karşısında kadınların ellerini farkında olmadan kesmeleri örneğiyle açıklanır; kadınlar Yûsuf'un cemâlinde "sekr" ettikleri için bu eylemi gerçekleştirmişlerdir. Bâyezîd-i Bistâmî'nin "Sübhânî" sözü de sekrin dışa vuran bir tezâhürü olarak kabul edilir. Bu hâl, Hak'ın cemâl tecellîsinde "kendinden geçme" olarak nitelendirilir ve akıl ile irâdenin geri çekildiği bir mertebedir.
Sekr kavramının iç-anlamı ise, bu dışsal sarhoşluğun altında yatan daha derin ve bâtınî hakikatleri ifade eder. Bu, mutlak varlığın hem dış âlemde hem de iç âlemde mevcut olduğu idrâkidir¹. Sâlikin bu idrâk neticesinde kendi iç dünyasında bir tefekkür yolculuğuna çıkması, Hakk'ın marifetine ulaşma çabasıdır³. "Nefsini bilen kimse muhakkak Rabb'ini bildi" hadisi, nefsin toplu olarak bilinmesinin Hakk'ın toplu olarak bilinmesini gerektirdiğini vurgulayarak bu içsel yolculuğun önemini belirtir¹. İç ve dışın tek bir hakikatin veçheleri olduğu anlayışı, sâlikin içsel dönüşümünü ve Hakk'a yönelişini ifade eder⁴. Bu bağlamda, sekr hâli, sâlikin Hak'la olan münâsebetinde yaşadığı, dışarıdan bakıldığında kendinden geçme gibi görünen, ancak içsel olarak mutlak varlığın idrâkine ve Hak'ta fânî olmaya yönelik bir hâldir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Nûhiyye · s.103“Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani ne”Oku
- 2Sekr
- 3Ra'd Sûresi · s.206“Hakikati anlatan bir misal, onu anlayan kişiyi kendi iç dünyasında bir tefekkür yolculuğuna çıkarır. Allah'ın verdiği misaller, her çağda, her insanın kendi iç ”Oku
- 4Terzi Baba (Cilt 1) · s.220“26/06/985 Çarşamba - dördüncü gün Düşünceler - Tefekkür İç ve dış tek şey olduğuna göre, kişinin içerde veya dışarda olması diye bir şey söz konusu olamaz. Eğer”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.