İçeriğe atla

Sekr kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Sekr kavramı, tasavvufta sâlikin fenâ hâlinde aklının Hak ile mest olması ve kontrolünü kaybetmesi durumunu ifade eder. Bu hâl, ilahi tecellinin şiddetinden kendinden geçme olarak tanımlanır¹. Sekrin zuhûr ettiği mahaller, genel olarak Hakk'ın cemâl tecellîsinde "kendinden geçme" hâliyle ilişkilidir ve bu durum, sâlikin sülûk mertebelerinde farklı şekillerde tezahür edebilir. Özellikle Hz. Yusuf'un cemâlinde kadınların ellerini kesmeleri (Yusuf 31) ve Bâyezîd-i Bistâmî'nin "Sübhânî" sözü gibi örnekler, sekrin zuhûr ettiği hâllere işaret eder. Sekr, değişime açık olan kullara mahsus bir hâl olup, Hakk'a nispetle ne sekr ne de sahv vardır².

Detaylı cevap

Sekr, tasavvufta ilahi tecellinin şiddetiyle sâlikin aklının ve iradesinin geri çekildiği, kendinden geçtiği bir hâldir. Bu hâlin zuhûr mahallerini anlamak için tasavvufî kavramların zuhûr ettiği genel eksenlere bakmak gerekir. Bir tasavvufî kavramın zuhûr mahalli, o kavramın hangi mertebede, hangi makamda ve hangi hâlde belirdiğini ifade eder.

Sekr, özellikle Hakk'ın cemâl tecellîsinde ortaya çıkar. Hz. Yusuf'un güzelliğini gören kadınların ellerini farkına varmadan kesmeleri, cemâl tecellîsinin sebep olduğu sekr hâlinin somut bir örneğidir. Bu durum, sâlikin de Hak'ın cemâlinde aynı şekilde "sekr" etmesini ifade eder. Ömer (r.a.)'ın "ene râzı ente râzı" diyerek sema etmeye başlaması ve "ALLAH onları sever onlar da onu sever" (Maide 5/54) ayetinde belirtilen muhabbetin ilahi sarhoşluk yani sekr hükmüne ulaşması da sekrin zuhûr ettiği bir mahaldir³.

Sekr, sâlikin sülûk merhalesinde vasat veya nihayet makamlarında zuhûr edebilir. Fenâ hâli, sekrin temelini oluşturur ve bu hâlde sâlikin aklı Hak ile mest olur. Sekr, değişime açık olan kullara mahsus bir hâldir ve bu hâl, ilahi kabzada bulunma ile ilişkilendirilir².

Genel olarak zuhûr mahallerinin dört eksende çözümlendiği belirtilir: Hazerât-ı Hamse içindeki mertebesi, sâlikin sülûk merhalesi, latîfe-i hamse içindeki latîfesi ve zâhir-bâtın eksenindeki yansıması. Sekr, özellikle kalpte tecellî eden cemâl ve ünsiyet ifade eden hâllerle (muhabbet, ünsiyyet, sekîne) ilişkilendirilebilir. Kalp, tecellî-i ilâhînin ilk kapısı olup, huşû, sekîne, muhabbet gibi hâllerin zâhir olduğu yerdir. Bu bağlamda sekr, kalbin ilahi muhabbetle dolup taşması ve bu muhabbetin şiddetiyle kendinden geçmesi olarak kalpte zuhûr eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-71, Sekr
  2. 2Kelime-i Dâvûdiyye · s.56Sekr (mestlik) ve sahv (ayıklık) ise değişime açık olan kullara mahsustur. O yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır. Şimdi mademki Hakk'a bakıyordu, her iOku
  3. 3Fecr Sûresi · s.56Ömer (r.a.) bu hâli yaşayıp idrâk ettiğinde meydana gelen hoşluk neticesinde, “ene râzı ente râzı” yani “ben râzı sen râzı” diye diye sema etmeye başlamış. “YühOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.