İçeriğe atla

Sıfât-ı Subûtiyye kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Sıfât-ı Subûtiyye kavramında dış-anlam (zâhir) ile iç-anlam (bâtın) arasındaki fark, bu sıfatların hem Allah'ın zâtına mahsus ezelî ve ebedî varoluşunu hem de bu sıfatların insan ve âlemdeki tezahürlerini ifade etmesidir. Dış-anlam, klasik akâidde sekiz olarak sayılan ve ispatla bildirilen Hayât, İlim, İrâde, Kudret, Sem', Basar, Kelâm ve Tekvîn (Mâtürîdî) gibi sıfatların Allah'a mahsus kemâlâtını ifade ederken, iç-anlam bu sıfatların insan nefsi ve kâinat üzerindeki yansımaları ve tecellîleridir. Özellikle Hayât sıfatı, Allah'a mahsus olup bütün hayatların hakikatinin O'nun zâtına dayanmasıyla¹ dış-anlamını bulurken, bu sıfatların insanda da bulunmasıyla iç-anlamı ortaya çıkar². Bu durum, mutlak varlığın hem dış âlemde hem de iç âlemde mevcut olmasıyla açıklanır³.

Detaylı cevap

Sıfât-ı Subûtiyye, Allah'ın zâtına ait, ezelî ve ebedî olan, ispatla bildirilen olumlu sıfatlardır. Bu sıfatların dış-anlamı, Allah'ın mutlak kemâlâtını ve O'nun zâtına mahsus özelliklerini ifade eder. Örneğin, Hayât sıfatı, Allah'ın "diri" olmasını, O'nun hayatının yaratılmış değil, ezelî, ebedî ve kendinden olduğunu belirtir; Bakara 255'teki "el-Hayy" ismi bu sıfatın asıl mesnedidir. Bu, bütün âlemdeki hayatların hakikatinin Allah'ın Hayy ismine, yani O'nun zâtına dayanmasıyla açıklanır¹. Aynı şekilde İlim, Allah'ın ezelî, küllî, gizli-açık her şeyi kapsayan bilgisine işaret ederken, İrâde O'nun bir şeyi yapmayı veya yapmamayı tercih etme kudretini, Kudret ise her şeye yeten gücünü gösterir.

Sıfât-ı Subûtiyye'nin iç-anlamı ise, bu ilâhî sıfatların insan ve kâinat üzerindeki tecellîleri ve yansımalarıdır. Tasavvufî anlayışa göre, mutlak varlık hem dış âlemde hem de iç âlemde mevcuttur³. Bu nedenle, Sıfât-ı Subûtiyye'nin tamamının insanda da bulunmasına teşbih yapılır². Bu durum, "Nefsini bilen kimse muhakkak Rabb'ini bildi" hadisi şerifiyle de desteklenir; zira nefsin toplu olarak bilinmesi, Hakk'ın toplu olarak bilinmesini gerektirir⁴. İnsan, kendi iç dünyasında bu ilâhî sıfatların izlerini ve yansımalarını müşâhede ederek Allah'ın hakikatine ulaşabilir. Allah'ın verdiği misaller, insanın kendi iç dünyasında bir anlam bulabileceği ilâhî işaretler olup, irfânî açıdan seyr-i sülûk ile hakikate ulaşmayı sağlayan rehberlerdir⁵. Bu bağlamda, ilâhî isimlerin tamamı bu yedi adet Sıfât-ı Subûtiyye'den kaynaklanır ve Fâtiha Sûresi'ne hem bâtına hem zâhire hükmetmesinden dolayı "iki yedili" denilmesi de bu iç-dış anlam ilişkisine bir işarettir².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bakara Sûresi · s.360Hayy, sıfat-ı subûtiyyenin ilk esmâsıdır, Allah’a mahsustur, bütün âlemde ne kadar hayat sahibi varsa bu hayatların 381 hakikati Hayy esmâsına yani Allah’ın ZâtOku
  2. 2Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.149. “Seb’ul mesâni” yânî iki yediliden kasıt Fâtihâ-ı Şerîf ve sıfatı subûtiyedir. Sıfatı subûtiyyenin hepsinin insanda olmasına teşbih yapılmaktadır. Bütün ilâhîOku
  3. 3Kelime-i Nûhiyye · s.104Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar:Oku
  4. 4Kelime-i Nûhiyye · s.103Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani neOku
  5. 5Ra'd Sûresi · s.206Hakikati anlatan bir misal, onu anlayan kişiyi kendi iç dünyasında bir tefekkür yolculuğuna çıkarır. Allah'ın verdiği misaller, her çağda, her insanın kendi iç Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.