Sıfât-ı Subûtiyye kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın ezelî ve sâbit olan, isbatla bildirilen sekiz sıfatıdır (hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm, tekvîn). Bu sıfatlar, tasavvufî anlayışa göre çeşitli mertebelerde zuhûr eder. Özellikle lâhût âleminde, ulûhiyyet ve vahidiyyet mertebelerinde, Rahmâniyyet tecellisi içerisinde belirginleşirler. İrfan ehli kâmiller, bu sıfatların Hakk'ın zâtî zuhuru olarak mahallerde tecelli ettiğini idrâk ederler. Sıfât-ı Subûtiyye'nin zuhuru, aynı zamanda Hakîkat-i Muhammediyye'yi oluşturan Ceberût âleminde de görülür ve her bir sıfatın kendine has bir zuhur mahalli ve tesbîh dili bulunur¹·²·³.
Detaylı cevap
Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın bizzat var olduğu kabul edilen olumlu sıfatlarıdır ve akâidde sekiz adet sayılır: hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve tekvîn. Bu sıfatlar, Hakk'ın zâtından ayrılmaz sıfatlar olan sıfât-ı zâtiyye ile birlikte, lâhût âleminin zuhur mahalli olan teras katında saltanat sürerler³·⁴.
Zuhur mahallerine bakıldığında, sıfât-ı subûtiyye, ulûhiyyet ve vahidiyyet mertebelerinde meydana gelir ve Rahmâniyyet tecellisi içerisinde faaliyete geçer²·⁵. Özellikle lâhût mertebesinde esmâ ve sıfâtın zuhuru söz konusudur. Bu sıfatlar, Cenâb-ı Hakk'ın dilediği mertebeden dilediği terkiple dilediği rolü ortaya koyduğu birimlerde, ef'âliyle, esmâsıyla, sıfatlarıyla ve zâtıyla mevcuttur¹.
Hakîkat-i Muhammediyye olarak da isimlendirilen Ceberût âlemi, yedi sıfat-ı subûtiyye ile meydana gelir⁶. Bu durum, her kavramın bir zuhur mahalli olduğunu ve bu mahallerin dört seviyede çözümlendiğini gösterir. Örneğin, "Hayy" isminin zuhuru ile en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün varlıklar faaliyetlerini gösterirler⁶. Sâlikin sülûk merhalesinde de sıfât-ı subûtiyye'nin hakikati idrâk edilir; sâlik, nefis mertebelerini aşarak bu sıfatların zuhurunu müşâhede eder⁷. İrfan ehli kâmiller, Hakk'ın zâtî zuhurunun mahallerde tecelli ettiğini idrâk edebilirler⁸. Sıfât-ı subûtiyye, Hakk'ın mutlak olarak, kulda ise sınırlı olarak müş-terek olduğu bir husustur ve Hakikat-i insâniyye ile Hakk arasında bu sıfatlar taksim edilmiştir⁹.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.64“sıfatları sana sıfat olmuş, Sıfat-ı sûbûtiyye dediğimiz Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Semi, Basar, sıfatları, Hakk’ın varlığından başka bir şey varlık olma”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.47“Rahmâniyyeti de, sıfâtı subûtiyyesiyle hayât, ilim, irade, kudret, kelâm, semi', basar sıfâtlarının burada zuhura çıkmasıdır. Ahadiyyette 2 özelliği vardı. Ulûh”Oku
- 3DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.204“Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.”Oku
- 4Aşk ve İrfân Yolunda · s.204“Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.”Oku
- 5Tasavvuf Izâhları · s.127“Burası sıfat mertebesidir. Ahadiyyet, Vahidiyyet Zât mertebesidir. Bazıları Vahidiyyetin de sıfat mertebesi olduğunu söylüyorlar, o da doğrudur. Vahidiyyetinden”Oku
- 6Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.65“Hakîkati Muhammedi denilen Ceberrut âlemi olarakta isimlendirilen âlemi meydana getiren bu yedi sıfat-ı sûbûtiyyedir. Kâbe-i Şerifte bulunan yedi minarede bu he”Oku
- 7Tüm Şiirlerim · s.166“Ne olduğu bilinmez hayatta. Görev yerine getirilir. Şavt’lar bitince namaza geçilir. Tarikatta vardır nefis mertebeleri. Sâlik geçer bu menzilleri. Her şavtta b”Oku
- 8Fussilet Sûresi · s.80“İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zu”Oku
- 9Vahiy ve Cebrâîl · s.90“Bunun kemal-i zatiyetin ferdiyed kemalat şehadetidir. Baştan sona, arada ne varsa, hepsi de onun izahıdır, diyebiliriz. Yedi âyet olması, bir bakıma “sıfat-ı su”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.