Sıfât-ı Zâtiyye hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?
Sıfât-ı Zâtiyye hâline ulaşmak için sâlikin nefs mertebelerinin tamamını aşarak Nefs-i Sâfiye'ye ermesi gerekmektedir. Bu, yedi nefs mertebesinin (Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye, Sâfiye) kemâl mertebesidir. Sıfât-ı Zâtiyye, Hakk'ın zâtına ait sıfatları ifade eder ve bu mertebeye ulaşmak, sâlikin fenâfillah ve bekabillah hâllerini tecrübe etmesiyle mümkündür¹. Zira bu hâl, nefs-i sâfiyenin alâmetlerinden olan "Hak'la bekâ" ile ilişkilidir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) zât mertebesi tecellisinin zuhuru olması, bu kemâlâtın en yüksek derecesini gösterir².
Detaylı cevap
Sıfât-ı Zâtiyye, Cenâb-ı Hakk'ın vücûd, kıdem, bekâ, vahdâniyet, muhâlefetün li'l-havâdis ve kıyâm bi-nefsihi gibi zâtına ait sıfatlarıdır³. Bu sıfatlara ulaşmak, tasavvufî sülûkun en yüksek mertebelerinden biridir. Sâlikin bu hâle erişebilmesi için nefs mertebelerini sırasıyla aşması zaruridir. Bu mertebeler, Emmâre'den başlayarak Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye ve son olarak Sâfiye'ye kadar uzanır.
Her nefs mertebesi, sâlikin nefsini tezkiye etme ve arındırma sürecinde bir basamaktır. Örneğin, Nefs-i Mutmainne'de sâlikin kalbi sâkinleşir ve Hak'la huzura erer. Ancak Sıfât-ı Zâtiyye hâline ulaşmak, bu mertebelerin ötesinde, Nefs-i Sâfiye'de gerçekleşen bir kemâlâtı ifade eder. Nefs-i Sâfiye, nefsin bütün gayri-Hak temayüllerden temizlendiği, kemâle erdiği makamdır. Bu mertebede sâlik, insan-ı kâmil hâline gelir ve nefs ile ruh, kalp ile sır arasında tam bir denge kurulur.
Sıfât-ı Zâtiyye'ye ulaşma hâli, fenâfillah ve bekabillah mertebelerinden kılınan ibadetlerle ilişkilendirilir¹. Bu, sâlikin kendi varlığını Hakk'ın varlığında eritip yok olması (fenâ) ve ardından Hakk ile kaim olarak yaşaması (bekâ) anlamına gelir. Nefs-i Sâfiye'nin alâmetlerinden biri olan "Hak'la bekâ" hâli, bu yüksek idrâkin bir göstergesidir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) zât mertebesi tecellisinin zuhuru olması, bu kemâlâtın en üst düzeyde yaşandığını ve Sıfât-ı Zâtiyye'ye ulaşmanın nihai hedef olduğunu vurgular². Cenâb-ı Hakk'ın "kâim bi nefsihi" (nefsiyle kaim) sıfatı, O'nun zâtına ait bir sıfattır ve her varlıkta mevcut olan "nefs-i külli" ile birlikte, bu mertebenin derinliğini gösterir⁴·⁵·⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Zekât ve İnfâk, s. 178“------------ Resüle itaat ile kıldığı bu namaz esmâ mertebesinden namaz ve verdiği zekât ise Fenâfirresül mertebesi ile nefis tezkiyesi olan zekâttır. Allah’a i”Oku
- 2Altı Peygamber (Cilt 5), s. 38“Sadece sıfat mertebesi ile Îlâhî varlığa ulaşmak sadece burada kalmıyor bitmiyor. Kur’ân-ı Kerîm’in belirttiği şekliyle birde tevhîd-i zat vardır, yani Hakk’ın ”Oku
- 3Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4472 (s. 180)“Sıfat: Nitelik. Sıfât: Sıfatlar; nitelikler. Sıfât-ı ma'neviyye: Mânevi sıfatlar, mânâ sıfatları: Cenâb-ı Hakk'ın hayat ilim, irâde, kudret, kelâm, tekvin gibi ”Oku
- 4Vahiy ve Cebrâîl, s. 75““Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun, ki” Cenâb-ı Hakk’ın altı sıfat-ı zâtiyyesinden bir de “kâ-imi bi nefsihi” yani “nefsiyle kaim” olmasıdır. Yukarı”Oku
- 5Nahl Sûresi, s. 198““Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun, ki” Cenâb-ı Hakk’ın altı sıfat-ı zâtiyyesinden bir de “kâ-imi bi nefsihi” yani “nefsiyle kaim” olmasıdır.Yukarıd”Oku
- 6İrfan Mektebi ve Hakk Yolu, s. 6““nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki;” Cenâb-ı Hakk’ın altı sıfat-ı zâtiyyesinden bir-i de “kâimi bi nefsihi” yani “nefsiyle kaim” olmasıdır. Yukar”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.