Sıfât-ı Zâtiyye kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Sıfât-ı Zâtiyye'nin zuhûr ettiği mahaller, Hakk'ın zâtından ayrılmaz sıfatlarının (vücud, kıdem, bekâ vb.) tecellî ettiği ve idrâk edildiği yerlerdir. Bu sıfatlar, Hakk'ın bizzat zâtından kaynaklandığı için, onların zuhuru da doğrudan Zât-ı Mutlak'ın kendisiyle ve O'nun varlığının hakikatini idrak eden kâmil insanlarla ilişkilidir. Özellikle marifetullah bilgisine sahip olan kimseler, Hakk'ın zâtına mahsus mahaller olarak kabul edilir ve bu mahallerde Zât-ı İlâhî'nin tecellîleri zuhura gelir¹·². Zira irfan ehli, bu mahallerde Zât-ı zülcelâlin Zâtî zuhurunu idrak edebilir³.
Detaylı cevap
Sıfât-ı Zâtiyye, Hakk'ın zâtına ait, O'nun varlığından ayrılmaz olan ve nefiy yoluyla bilinen sıfatlardır. Bu sıfatların zuhur mahallerini anlamak için tasavvufî zuhur kavramına bakmak gerekir. Zuhur, Hakk'ın bir isim, sıfat veya eserle bir mahallde belirmesidir. Sıfât-ı Zâtiyye'nin zuhuru, diğer sıfat ve fiillerden farklı olarak, doğrudan Zât-ı Mutlak'ın kendisiyle ve O'nun hakikatini idrak edenlerle bağlantılıdır.
Öncelikle, Zât-ı Mutlak kendi varlığında mevcut sıfat, isim ve fiillerini zuhura çıkarmayı murad ettiğinde, "nefes-i Rahmaniyye"sini sonsuz fezaya üfleyerek "batın"dan "zahir"e çıkardı⁴·⁵. Bu genel kader seyri içinde, bütün zuhurlar bulundukları mahallerde faaliyete başladı⁴. Sıfât-ı Zâtiyye'nin zuhuru, bu genel zuhurun en temel ve bâtınî katmanıdır.
Tasavvufta, Hakk'ın zâtına has mahaller, O'nun varlığının hakikatini ilâhî varlığın hakikati olarak idrak eden kimselerdir¹·². Bu kimseler, marifetullah bilgisine sahip olanlardır ve Hakk'ın zâtî tecellîsinin itibarıyla mahal teşkil ederler². İrfan ehli kâmiller, bu mahallerde Zât-ı zülcelâlin Zâtî zuhurunu idrak edebilirler³. Diğer mahallerde Hakk'ın zuhuru fiilleri ve isimleri yönünden iken, zâtına mahsus mahal, marifetullah bilgisine sahip olanlardır¹·².
Ayrıca, "Âdem" ilk zuhur mahalline verilen isimdir ve "zât-ı İlâhî"nin tecellîlerini zuhura getirecek olan mahallerdir⁶·⁷. Halife sıfatıyla vasfedilen bu zâtî zuhur mahalli, aynı zamanda "zâtî güç" veya "Sultân" olarak da adlandırılır⁶·⁷. Bu durum, Sıfât-ı Zâtiyye'nin zuhurunun, insan-ı kâmil mertebesinde ve özellikle Hz. Âdem'in temsil ettiği halifelik makamında belirginleştiğini gösterir.
Vahdet-i Zâtiyye ile Ehadiyyet-i Zâtiyye'nin, Vahidiyyet-i sıfatiyye'ye nispetle bâtın, batnu'l-butun (iç, için içleri) olmasına işaretle zikir yapılır⁸·⁹·¹⁰. Bu durum, Sıfât-ı Zâtiyye'nin zuhurunun, Hakk'ın en içsel ve özsel mertebelerinde gerçekleştiğini ve bu mertebelerin idrakinin zikir ve bâtınî çalışmalarla mümkün olduğunu gösterir. Vahidiyyet sıfatının mertebeleri tamam olduğunda ve tecellîsini göstermek için zuhur sıfatı ile olmasına işaret edilir⁸·⁹·¹⁰. Hüviyetin sıfat mertebeleri ile zuhuruna işaret olarak, hüviyet-i zâtiyye itibarıyla sıfatın hakikatlerinin diğerine mukabil gelmesi de önemlidir¹¹·⁹.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Bürûc Sûresi · s.16“------------------- Cenâb-ı Hakka has mahallerde, peki bütün âlemde Cenâb-ı Hakk'ın zuhuru olduğuna göre bunu niye ayırmış? Bütün âlem zatın zuhuru değil mi. “ ”Oku
- 2Kıyâmet Sûresi · s.17“Kaldı ki: Cenâb-ı Hakka has mahallerde, ilk zâhir olan sıfâtlarıdır. ------------------- Cenâb-ı Hakka has mahallerde, peki bütün âlemde Cenâb-ı Hakk'ın zuhuru ”Oku
- 3Fussilet Sûresi · s.80“İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zu”Oku
- 4Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.119“Baş tarafta da belirtildiği gibi, “Zat-ı Mutlak” kendi varlığında mevcut, sıfat, isim ve fiillerini zuhura çıkarmayı murad etti. Ve “nefes-i Rahmaniyye” sini so”Oku
- 5Er-Rahmân · s.118“Yani bütün “Sıfat-i Zatiyye” ve “Esma-i İlahiyye” nin ef’al mertebesinde tümüyle kemaliyle zuhura çıktığı “cem-i ilahi” günüdür. Baş tarafta da belirtildiği gib”Oku
- 6Altı Peygamber — Hz. Âdem · s.30“Halife sıfatıyla vasfedilen bu zâti zuhur mahalli olacak varlığın diğer ismi “zâti güç” yani “Sultân” dır, ilk zuhur mahalline verilen isim ise, “Âdem” dir, ve ”Oku
- 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.166“Halife sıfatıyla vasfedilen bu zâti zuhur mahalli olacak varlığın diğer ismi “zâti güç” yani “Sultân” dır, ilk zuhur mahalline verilen isim ise, “Âdem” dir, ve ”Oku
- 8Tesbih ve Zikir · s.117“Vahdet-i Zâtiyye ile Ehadiyyet-i Zâtiyyenin , Vahidiyet-i sıfatiyye ye nisbeti ile bâtın, batnu'l-butun (iç, için içleri) olmasına imâ yoluyla darb-ı zikir ile ”Oku
- 9Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.57“Sonra: Hu ismi şerifine başlanıp Vahdet-i zatiyye hüviyeti batine ve suret-i hüviyet ise, Vahidiyyet sıfatı olmasına işaret olmak üzere bir kere batına ; bir ke”Oku
- 10Rûm Sûresi · s.77“Vahdet-i Zatiyye ile Ehadiyyet-i Zatiyyenin , Vahidiyet-i sıfatiyye ye nisbeti ile batın, batnu'l-butun (iç, için içleri) olmasına ima yoluyla darb-ı zikir ile ”Oku
- 11Rûm Sûresi · s.78“Sonra: Hu ismi şerifine başlanıp Vahdet-i zatiyye hüviyeti batine Ve suret-i hüviyet ise, Vahidiyyet sıfatı olmasına işaret olmak üzere Bir kere batına ; bir ke”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.