İçeriğe atla

Sırat-ı Müstakîm kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?

Kavram TanımıTemel düzey3 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Sırat-ı Müstakîm, hem şeriatın ana yolu olarak zâhirî bir mertebeye hem de Hak'ın varlığının bizzat tezahürü olarak bâtınî bir mertebeye sahiptir. Zâhirî mertebede, Hz. Peygamber'in getirdiği şeriat-i Muhammediyye'ye uymak, farzları yerine getirmek ve haramlardan kaçınmakla ifade edilir; bu, bedenlerin sistemi ve dünya üstü bir gidiştir¹·². Bâtınî mertebede ise, kâinatın bütün cihetlerinin Hak'a doğru olduğunu beyan eden vücudî bir hakikattir; Hûd Sûresi 56'daki "Rabbim doğru yol üzerindedir" ayeti bu vücudî veçhenin temel mesnedidir. Bu bâtınî yol, mârifetullah bilgileriyle mi'raca çıkmak ve vahdet yoludur³·⁴.

Detaylı cevap

Sırat-ı Müstakîm kavramı, tasavvufta zâhir ve bâtın olmak üzere iki ana mertebede ele alınır. Zâhirî mertebesi, akâidî ve şer'î bir çerçevede tezahür eder. Bu mertebede Sırat-ı Müstakîm, Hz. Peygamber'in getirdiği şeriat-i Muhammediyye'nin ana yoludur. Bu yol, farzları yerine getirme, haramlardan kaçınma ve sünnete bağlılık ile çizilir. Şeriat, fıkıh ilmi olarak namazın farzları, sünnetleri gibi bedenlerin sistemi olarak kabul edilir ve buna "sırat-ı müstakim" denir¹. Zuhruf Sûresi'nde belirtildiği üzere, Sırat-ı Müstakîm fizîkî mânâda doğru hareket ederek hayatı bu sistem içerisinde geçirmektir ve "isrâ mertebesi"dir³. Bu, Kâbe-i Muazzama'dan Kudüs-ü Şerif'e olan bir yolculuk gibi dünya üstü bir gidiş olarak da tasvir edilir².

Bâtınî mertebesi ise, vücudî ve mârifetullah ekseninde derinleşir. Tasavvufta Sırat-ı Müstakîm, Hak'ın kendi varlığının çizgisi olarak okunur. Hûd Sûresi 56'daki "Rabbim doğru yol üzerindedir" ayeti, varlığın bütün cihetlerinin Hak'a yöneldiğini, Hak'tan başka "müstakîm bir yol" olmadığını ifade eder⁵. Bu, her varlığın Hakk'ın doğru yoluna bağlı olduğunu vurgular⁵. Her bir ismin kendisine özgü bir yolu ve bu yolun da onun sırat-ı müstakîmi olduğu belirtilir⁶. Bu bâtınî yol, mârifetullah bilgileriyle mi'raca çıkmak olan "Sıratullah"ın başlangıcıdır³·¹. Sırat-ı Müstakîm, vahdet yoludur ve Allah Teâlâ vâhid olduğundan, bu yol Hakk'a çıkan yolların en yakınıdır⁴. Zâhirdeki yollar nasıl genişse, bâtındaki yollar da öyledir; birincisi "sırat-ı müstakîm", devamı ise "sıratullah"tır⁷. Bu iki mertebe, tevazu, iffet gibi ahlaki erdemlerdeki itidal çizgisi olarak da kendini gösterir; aşırılıklar ve eksiklikler Sırat-ı Müstakîm üzerinde düşmek olarak yorumlanır⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Îseviyye · s.213Ama biz ne yapmışız şeriatı sadece fıkıh ilmi olarak ele almışız, namazın farzları, sünnetleri, müstehapları işte bu şeriattır demişiz. Bu Allah’ın yolu ama bu Oku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006) · s.85Bakın, sırat-ı müstakîm başka sıratullah başka. Sırat-ı müstakîm ile yola çıkıp sıratullahta mirac edilmiş olunuyor. Sırat-ı müstakîmi Kabe-i Muazzama’dan Kuds-Oku
  3. 3Zuhruf Sûresi · s.25Sırât-ı mustakim ve sıratûllah yollarından geçerek “hadi” üzere hidayete erersiniz. (Murat Derûni) Sırât-ı Mustakîm fizîkî mânâda doğru hareket ederek hayatı buOku
  4. 4TB. Kelime-i Hûdiyye · s.9------------- 1.Paragraf: Şiir: Allah’a mahsûs sırât-ı müstakim vardır ki, umûmda zahirdir; hafi değildir (1). ---------------- Ya’nî Allah’a mahsus olan öyle bOku
  5. 5Hz. Hûd a.s.
  6. 6Kelime-i Hûdiyye · s.28Rabb'im sırat-ı müstakim üzeredir. Çünkü her bir ismin kendisine özgü bir yolu vardır; ve bu özgü yol da onun sırat-ı müstakimidir. Ve bu ayet-i kerimede "dâbbeOku
  7. 7Altı Peygamber (Cilt 2) · s.30Zâhirde ki yollar nasıl geniş, geniş her tarafa ulaşıyor ise, bâtın da ki yollar da öylece geniş geniştir. Birincisinin ismi “sırat-ı müstakîm,” devamının ise “Oku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.2748Ve "tevâzu'" (alçakgönüllülük), "tekebbür" (kibir) ile "zillet"in (aşağılanma) ayırıcı sınırıdır; ne "tekebbür"dür ne de "zillet"tir. Ve "iffet", "şehvet" ile "Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.