İçeriğe atla

Sırat-ı Müstakîm kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey22 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Sırat-ı Müstakîm, tasavvufta hem şerîatin ana yolu hem de Hakk'ın kendi varlığının çizgisi olarak iki katmanlı bir anlam taşır. Akâidî olarak, nebîlerin ve onlara tâbi olanların şerîat-i Muhammediyye'ye uygun yaşam biçimini ifade ederken, vücudî olarak kâinatın bütün cihetlerinin Hakk'a doğru olduğunu beyân eder. Hûd Sûresi 56. ayetindeki "Rabbim doğru yol üzerindedir" ifadesi, varlığın bütün vechesinin Hakk'a yöneldiğini, Hakk'tan başka "müstakîm bir yol" olmadığını vurgular. Her varlığın kendi özgün sırat-ı müstakîmi olsa da, en kemalli ve bütün mevcudatı kapsayan yol, Hakikat-i Muhammediyye'nin sırat-ı müstakîmidir¹. Bu yol, sâlikin Hakk'a ulaşma sürecinde izlediği, ifrat ve tefritten uzak, itidal üzere olan bir yoldur².

Detaylı cevap

Sırat-ı Müstakîm, lugatte 'doğru yol' anlamına gelir ve tasavvufta derinlemesine bir okumaya tâbi tutulur. Bu kavram, Fâtiha Sûresi'nde her namazda tekrar edilen "ihdine's-sırâta'l-müstakîm, sırâta'llezîne en'amte aleyhim" (bizi doğru yola ilet, nimetlendirdiklerinin yoluna) ayetleriyle merkezi bir yer tutar. Tasavvufta bu kavram, iki ana vechede ele alınır:

1. Akâidî ve Şer'î Mertebe: Bu vechede Sırat-ı Müstakîm, Hz. Peygamber'in getirdiği şerîat-i Muhammediyye'nin yoludur. Bu yol, farzları yerine getirme, haramlardan kaçınma ve sünnete bağlılık ile çizilir. Şerîat, sâlikin Sırat-ı Müstakîm'e ulaşmasında ilk adımdır ve Hakk'a giden yolda bir başlangıç noktasıdır³. Bu, dünya üstünde olan bir gidiş olarak kabul edilir ve insanı Sıratullah'a, yani Allah'ın kapısına götüren tek sistemdir⁴.

2. Vücudî ve Hakîkî Mertebe: Bu vechede Sırat-ı Müstakîm, Hakk'ın kendi varlığının çizgisi olarak okunur. Hûd Sûresi 56. ayetindeki "inne rabbî alâ sırâtin müstakîm" (Rabbim doğru yol üzerindedir) ifadesi, varlığın bütün cihetlerinin Hakk'a doğru olduğunu ve Hakk'tan başka "müstakîm bir yol" olmadığını gösterir. Bu, vahdet-i vücudun en açık ifadelerinden biridir. Her bir ismin kendisine özgü bir yolu vardır ve bu özgü yol, o ismin Sırat-ı Müstakîmi'dir¹. Örneğin, bir şahsın itikadı, diğerine göre eğri görünse dahi, o şahsın mazhar olduğu ismi itibarıyla onun "sırat-ı müstakîmi" odur⁵. Ancak, bütün isimlerin yolları birbirine nisbetle doğru yol değildir; Dârr isminin yolu, Nâfı' isminin yoluna nisbeten doğru olmaz⁶. Buna rağmen, müsemmanın ahadiyyeti itibarıyla bütün isimler neticede Allah'a vasıl olur⁶.

Sırat-ı Müstakîm ve Sıratullah Ayrımı: Tasavvufta Sırat-ı Müstakîm ile Sıratullah arasında bir ayrım yapılır. Sırat-ı Müstakîm, fiziki anlamda doğru hareket ederek hayatı bu sistem içerisinde geçirmek ve isrâ mertebesidir. Sıratullah ise mârifetullah bilgileriyle mi'raca çıkmaktır⁷. Sırat-ı Müstakîm olmadan Sıratullah olmaz, ancak sadece fıkıh ilmi öğrenmekle yetinmek, ipekböceği gibi kendi kozasında kalmak anlamına gelir⁸. İrfan Mektebi'nde Sırat-ı Müstakîm, yedi nefs mertebesinin (yedi tur) genel adıdır⁹. En kemalli ve bütün mevcudatı kapsayan Sırat-ı Müstakîm, Hakikat-i Muhammediyye'nin yoludur ve bu anlayış "Fırka-i Naciye" olmaktadır¹⁰.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye, s. 11“Yani bütün isimlerin birer sırat-ı müstakim üzerinde olduğunu Hakka doğru giderken ve her bir ama her bir sırat-ı müstakimin diğerinin sırat-ı müstakimi olmadığ”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 2 · Beyit 2575 (s. 178)“Zirâ doğru yolu görmek Hakk'ın inâyetindendir ve bu “sırât-ı müstakim”i bulmak kolay bir şey değildir. Zirâ “sırât-ı müstakim” tarik-ı i'tidâldir ve tarik-ı i't”Oku
  3. 3Tuhfetu'l-Uşşâkî, s. 4“Kısaca belirtilen bu Hakk'a ulaşma olgusuna ef'al alemi itibarile Sırat-ı müstakim (doğru yol); esma alemi itibarile tarik ve özel olarak'ta tarikat; sıfat mert”Oku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006), s. 85“Bakın, sırat-ı müstakîm başka sıratullah başka. Sırat-ı müstakîm ile yola çıkıp sıratullahta mirac edilmiş olunuyor. Sırat-ı müstakîmi Kabe-i Muazzama’dan Kuds-”Oku
  5. 5Fâtiha Sûresi, s. 40“Âyette; “ma min dabbetin illâ hüve ahızün binası­yetiha inne rabbiy ala sıratın müste­kıymin” “Yeryüzünde hareket halinde olan bir varlık yoktur ki Rabbim onun ”Oku
  6. 6Kelime-i Hûdiyye, s. 12“Rabb'im sırat-ı müstakim üzeredir. Çünkü her bir ismin kendisine özgü bir yolu vardır; ve bu özgü yol da onun sırat-ı müstakimidir. Ve bu ayet-i kerimede "dâbbe”Oku
  7. 7Zuhruf Sûresi, s. 25“Sırât-ı mustakim ve sıratûllah yollarından geçerek “hadi” üzere hidayete erersiniz. (Murat Derûni) Sırât-ı Mustakîm fizîkî mânâda doğru hareket ederek hayatı bu”Oku
  8. 8İnsân-ı Kâmil (Cilt 6), s. 54“Şeriat sırat-ı müstakime götürür ama Hakk'ın yolu sıratullah yoludur. Tabi ki, sırat-ı müstakim olmadan, sıratullah olmaz ama bütün ömür talebini sadece fıkıh i”Oku
  9. 9Sırat-ı Müstakim -
  10. 10Sohbet Arası Sohbetler (24), s. 122“Ancak ümmet-i Muhammed olması şartıyla herkese açıktır. Ama ümmet-i Muhammed değilse onlara bu yol kapalıdır. Sırat-ı müstakim üzere, yani bütün varlıklar sırat”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.