İçeriğe atla

Şîsiyye ve Nûhiyye arasındaki köprü kavram nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi3 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî anlayışta Şîsiyye ve Nûhiyye mertebeleri arasında "köprü" kavramı, ruhun ve hakikatin farklı âlemler arasındaki geçişkenliğini, bir halden başka bir hale intikalini ifade eder. Özellikle cismâniyet âlemi, ruhun birinci misâl âlemi ile ikinci misâl âlemi (berzah) arasında bir köprü vazifesi görür¹. Bu köprü, aynı zamanda Allah'ın evvel ve ahir oluşu bağlamında, âlemler arasındaki geçişleri ve Hakikat-i Muhammediyye'ye ulaşma yolundaki merhaleleri de simgeler. Nûhiyye mertebesi, neslin yeniden başlaması dolayısıyla "ikinci Âdem" olarak kabul edilirken², Şîsiyye ise ilâhî atânın ve hibenin sembolü olan "ilk hibe çocuk" ile ilişkilendirilir³. Bu iki mertebe arasındaki köprü, varoluşun ve bilincin farklı katmanları arasındaki sürekliliği ve dönüşümü gösterir.

Detaylı cevap

Tasavvufta "köprü" kavramı, farklı varoluş mertebeleri ve âlemler arasındaki geçişi, bir halden diğerine intikali temsil eder. Özellikle cismâniyet âlemi, ruhun bu âleme gelmeden önceki birinci misâl âlemi ile bu âlemden ayrıldıktan sonraki ikinci misâl âlemi, yani berzah arasında bir köprü olarak tanımlanır¹. Bu, ruhun bedensel varoluş aracılığıyla deneyimlediği bir geçiş sürecidir. Şîsiyye mertebesi, Hz. Şît (a.s.) ile ilişkilendirilir ve "Hikmet-i Nefsiyye" veya "ilâhî nefes/atâ" ile anılır; kendisi "ilk hibe çocuk" olarak atânın sembolüdür³. Nûhiyye mertebesi ise Hz. Nuh (a.s.) ile bağlantılı olup, neslin yeniden ondan başlaması sebebiyle "ikinci Âdem" olarak kabul edilir². Bu iki mertebe arasındaki köprü, varoluşun farklı başlangıç noktaları ve yenilenme süreçleri arasındaki bağlantıyı ifade eder. Allah'ın evvel ve ahir oluşu bağlamında, "Ama'iyyet" denilen mertebe de âlemler arasında bir köprü görevi görür; evvelki âlemle bizim âlemimiz arasında bir geçiş noktasıdır⁴. Bu köprüler, Hakikat-i Muhammediyye bilincine ulaşma yolunda kişinin Âdemiyyetten başlayarak ilerlemesi gereken merhaleleri de içerir⁵. Ölüm dahi, "habîbi habîbe ulaştıran bir köprü" olarak görülür⁶. Bu bağlamda, "sırât" da kıyamet günü cehennemin üzerine kurulan ve tüm insanların geçmek zorunda olduğu, "kıldan ince, kılıçtan keskin" bir köprüdür⁷·⁸. Bu köprüler, sülûk-ı mânevîde ilâhî hakikatlere ulaşmak için kat edilmesi gereken yolları ve mertebeleri sembolize eder⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1C.1 · s.218
  2. 2Kamer Sûresi · s.105Halbuki burada ondan kasıt, Hakikat-i Nuhiyye, Nuh'u bedeniyle değil, zahiren o olmakla birlikte ama manen o değil. Ondan kasıt, Mertebe-i Nuhiyyet. Mertebe-i NOku
  3. 3Hz. Şît a.s.
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 10 (2002) · s.5İşte Cenab-ı Hakk daha Âmâiyetten evvel başka alemlerde meydana geldiğinden sonra bu alemleri tekrar batına çektiğinden evvelki alemle bizim alemimiz arasında oOku
  5. 5Tasavvuf Izâhları · s.25Biz şimdi Muhammediyyet mertebesini yaşıyoruz, Nuhiyyete gerek var mı? Dediğiniz zaman, yanlış bir soru olur. Çünkü yeni çocuklarımız geliyor, onların eğitimi gOku
  6. 6C.2 · s.1653
  7. 7Sırât
  8. 8C.4 · s.1109
  9. 9Kelime-i Hûdiyye · s.117Ya’ni üzerinde yürümek için vaz’olunan “köprü” dediğimiz yolda, ancak ayaklar ile yürünür. Cenâb-ı Şeyh (r.a.), sülûk-ı ma’nevîyi sülûk-i sûrîye teşbîh edip, yoOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.