İçeriğe atla

Tasavvuf Izâhları kitabına göre Keşf ne anlam taşır?

Kitap-KonuOrta düzey3 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî izahlara göre keşf, sâlikin gayb âleminden veya Hakk'tan kalbine inen doğrudan idrâklerin tümüne verilen isimdir ve mükâşefenin genel karşılığıdır. Keşf, lugatta 'açma' ve 'perde kaldırma' anlamına gelir¹. Bu, müminin Allah'ın nuruyla bakmasını ifade eden hadis-i şerif ile mesnet bulur. Keşf, tasavvuf yolunda ilerleyen sâlikler için bir bilgi kanalı olup, kâmil velîlerin keşiflerinde hata olmazken, sâliklerin keşiflerinde hata olabileceği belirtilir². Gerçek tasavvuf, bireysellikten kurtulup Ulûhiyet'e ulaşmak ve Allah'a ermek olarak tanımlanır ki, keşf bu yolda elde edilen bir idrâk hâlidir³·⁴.

Detaylı cevap

Keşf, tasavvufta gaybî bilgiye ulaşma kanalı olarak kabul edilir. Bu kavram, 'perde açılması' ve 'gizliliğin kalkması' anlamına gelen mükâşefe ile yakından ilişkilidir; keşf daha genel bir anlam taşırken, mükâşefe doğrudan idrâkin gerçekleşmesini ifade eder. Yani keşf 'kapının açılması', mükâşefe ise 'o kapıdan içeri giren'dir. Keşfin çeşitli türleri bulunmaktadır: kabir hallerinin görülmesi (keşf-i kabûr), başkalarının iç hallerinin görülmesi (keşf-i kalp), gayb âleminin görülmesi (keşf-i âlem) ve Hakk'ın esmâ ve sıfat tecellîlerinin doğrudan görülmesi (keşf-i Hak). Ayrıca sâlikin kendi sırrını açması olan keşf-i sırr da bu mertebelerdendir.

Keşfin gerçekleşmesi için belirli şartlar vardır: kalbin temizlenmesi (tezkiye), riyâzat ve halvet gibi mücâhedeler. Kâmil bir mürşidin teveccühü de keşf için önemlidir, zira rehbersiz keşif tehlikeli olabilir. Şerîate sıkı bağlılık da keşfin sahihliği için elzemdir; şerîat dışı yaşayanın keşfi sahte kabul edilir. Keşiflerde hata olabileceği belirtilir; ancak bu durum sâliklerin keşifleri için geçerlidir. Peygamberin kâmil vârisleri olan âriflerin keşiflerinde ise hata olmaz². Bu bağlamda, kendi keşiflerinden bahsederek Şeyh-i Ekber ve Mevlânâ gibi büyüklerin keşiflerine itiraz edenler, kendi mertebelerinin noksanını idrak edemeyen ehl-i sülüktür⁵.

Keşf, aynı zamanda 'hâb' (tabire muhtaç rüya) olarak adlandırılan keşf-i muhayyel ve 'vâkıât' (tabire muhtaç olmayan rüya) olarak adlandırılan keşf-i mücerred şeklinde de tezahür edebilir⁶. Ehl-i keşf, Hakk'ın herhangi bir surette tecellîsini kabul ve ikrar ederler ve akıl ile mukayyed değillerdir⁷. Bu durum, aklın hükmüyle bir yaprak bile satmamayı, yani aklı terk edip keşf-i ilâhî ashâbı olan enbiyâ-yı kirâmın getirdiği ahkâma tâbi olmayı evlâ kılar⁸. Tasavvufun amacı, bireysellikten kurtulup Ulûhiyet'e ulaşmak ve Allah'a ermektir⁴. Keşf, bu ulvî gayeye ulaşmada bir araç ve bir idrâk hâli olarak önemli bir yer tutar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-181,Keşf
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.255Bu sebeple ilm-i tasavvufta “Keşifte hata olur” hükmü ancak sâliklerin keşfine aittir. Yoksa, Peygamber'in kâmil vârisleri olan âriflerin keşfinde asla hata olmOku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.110Tasavvufun izahını yapmamız gerekirse bireysellikten kurtulup, Ulûhiyyet'e ulaşmak diye kısaca anlayabiliriz. Gerçek tasavvuf bu, bunun dışında bireysellik ile Oku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 16 · s.150Tasavvuf isminde bir sürü yollar vardır, kendisine tasvvufçu diyorlar biraz duygusallık, biraz zikir biraz muhabbet tasavvufçuyuz diyorlar tasvvuf demek bir bakOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.256Bu sebeple ilm-i tasavvufta “Keşifte hata olur” hükmü ancak sâliklerin keşfine aittir. Yoksa, Peygamber'in kâmil vârisleri olan âriflerin keşfinde asla hata olmOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.675“Hâb”dan murâd, ta'bire muhtâç olan rü'yâdır ki, buna “keşf-i muhayyel" dahi derler. Nitekim sırası düştükçe, birçok mahallerde izâh olundu. “Vâkıât"dan murâd, Oku
  7. 7Şu'arâ Sûresi · s.65Ehl-i keşfin hadd-i muayyeni tecâvüz etmesi budur ki, herhangi bir surette mütecellî olan Hakk'ın, o tecellîsini kabul ve ikrar ederler. Akl-ı sahîh o tecelliyiOku
  8. 8Kelime-i Âdemiyye · s.228Tercüme ve îzâh: Onlar ki, akıl ile sa’yederler; yazık ki, hepsi öküzden süt sağarlar. Libâs-ı belâheti giymeleri, ya’ni akıllarını terkedip keşf-i ilâhî ashâbıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.