İçeriğe atla

Tasavvufta Âlem-i Mânâ kavramının tanımı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey6 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta Âlem-i Mânâ, soyut mânâların ve hakikatlerin bulunduğu, görünmeyen, ruhânî âlemdir. Vücud mertebelerinden biri olup, Hadîd Sûresi'ndeki "hüve'l-evvelü ve'l-âhir, ve'z-zâhirü ve'l-bâtın" ayetinin "bâtın" vechesinin asıl mesnedidir. Bu âlem, beş duyu ile algılanan âlem-i şehâdetin (görünen âlem) karşıtı olarak ele alınır ve sâlikin keşf ve müşâhede yoluyla açıldığı bir mahaldir. Âlem-i Mânâ, Hazerât-ı Hamse düzeninde âlem-i ervâh ve âlem-i misâl mertebelerini kapsar; yani soyut akılları, ruhânî varlıkları ve sûretler berzahını içerir.

Detaylı cevap

Âlem-i Mânâ, tasavvufî vücud bahsinin soyut yönünü teşkil eder ve klasik tasavvufta âlem-i şehâdetin (görünür dünya) zıddı olarak âlem-i gayb veya âlem-i mânâ (görünmez dünya) şeklinde iki ana âlem ayrımında yer alır. Âlem-i şehâdet beş duyu ile algılanan somut ve fizikî dünyayı ifade ederken, Âlem-i Mânâ akıl ve kalp ile idrâk edilen soyut ve ruhânî dünyadır.

Bu âlem, Hazerât-ı Hamse olarak bilinen beş ilâhî hazret düzeninde, âlem-i ervâh (ruhlar âlemi) ve âlem-i misâl (misâl âlemi) mertebelerini içine alır. Âlem-i ervâh, soyut akılları (akl-ı evvel, kerubiyyîn) ve ruhânî varlıkları (melâike) barındırırken, âlem-i misâl sûretler berzahını, yani soyut mânâlarla somut sûretler arasındaki geçiş mertebesini temsil eder. Nitekim Kelime-i Âdemiyye eserinde âlem-i misâle "âlem-i berzah" ve "mürekkebât-ı latîfe" dahi dendiği, ehl-i tasavvufun ise âlem-i ervâh ve misâli cem'edip "âlem-i melekût" dediği belirtilir¹. Âlem-i misâl, ruhlar âleminden cisimler âlemine ulaşan "feyz-i mukaddes"in vasıtasıdır¹.

Sâlikin Âlem-i Mânâ'ya açılma yolları arasında rüyâ-yı sâdıka (sâdık rüyâlar), mükâşefe (uyanıkken yaşanan müşâhedeler) ve ilhâm (Hak'tan kalbe doğrudan inen mânâlar) bulunur. Hadîs-i şerîfteki "mü'minin sâdık rüyâsı nübüvvetin kırk altıda biridir" ifadesi, rüyâların bu âlemden haber getirdiğini gösterir. Âlem-i Mânâ'nın iletişim aracı ise Şîsiyye Fassı'nın nefes-i Rahmânî bahsinde gösterilir. Bu nefes-i Rahmânî, Zât mertebesindeki "ilm-i ilâhi"de bulunan "a'yân-ı sabite"lerin sıfat mertebesinde "rûh"tan latif birer mânâ elbisesi giyerek "esma mertebesi"ne tenezzül etmesiyle "nûr-u ilâhi"nin yayılmaya başladığı yerdir²·³. Bu iki âlemin, yani "akl-ı kül" ile "nefs-i kül"ün müşterek faaliyet göstermelerinden (izdivacından) ise "âlem-i ecsam" (cisimler âlemi) ortaya çıkar³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Âdemiyye · s.47Zîrâ bunları müdrik olan kuvve-i mütehayyiledir; ve âlem-i misâle “âlem-i berzah” ve “mürekkebât-ı latîfe” dahi derler; ve ehl-i tasavvuf ıstılâhında âlem-i ervOku
  2. 2Nûr Sûresi · s.80Zât mertebesinde “ilm-i ilâhi” de bulunan “a’yân-ı sabite” ler sıfat mertebesinde “nefes-i Rahmâni” ile “rûh” tan lâtif birer mânâ elbisesi giyerek, “esma merteOku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.137Zât mertebesinde “ilm-i ilâhi”de bulunan “a’yân-ı sabite”ler sıfat mertebesinde “nefes-i Rahmâni”ile “rûh” tan lâtif birer mânâ elbisesi giyerek, “esma mertebesOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.