TB. Kelime-i Îseviyye ile TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları eserleri Muhabbet kavramına nasıl farklı yaklaşır?
Necdet Ardıç'ın eserleri olan TB. Kelime-i Îseviyye ve TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, muhabbet kavramına farklı ve tamamlayıcı veçhelerden yaklaşır. TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, muhabbeti kulun nafile ibadetlerle Allah'a yaklaşması sonucu oluşan "muhabbet-i ilâhiyye" olarak ele alırken, bu muhabbetin kulun sem'i, basarı ve kuvâsı üzerinde Hak'ın tecellisi olduğunu vurgular¹. Buna karşılık TB. Kelime-i Îseviyye, muhabbeti daha ziyade Hak'ın kul ile olan kelâm ilişkisi üzerinden, kulun Hak ile olan diyalogunda Hak'ın kulun lisanı olması ve kulun kendi nefsindeki sırrı Hak'a arz etmesi bağlamında işler². Bu iki eser, muhabbetin hem kulun çabasıyla kazanılan hem de Hak'ın tecellisiyle gerçekleşen iki yönlü bir hakikat olduğunu farklı peygamberî makamlar üzerinden ortaya koyar.
Detaylı cevap
Muhabbet, tasavvufta sâlikin Hak'a, Hak'ın da sâliğe duyduğu karşılıklı sevginin adıdır ve sülûkun itici gücüdür. TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, muhabbetin "kurb-u nevafil" ile ilişkisini açıklayarak kulun nafile ibadetlerle Allah'a yaklaşmasını ve bu yaklaşma sonucunda Allah'ın kulunu sevmesini, ona muhabbet etmesini vurgular. Eserde belirtildiğine göre, "muhabbet-i ilâhiyye kul canibinden vâki' olan nevâfilden münbais oldu" ve bu durum Hak'ın kulun işitme (sem'), görme (basar) ve diğer güçleri (kuvâsı) olmasıyla tezahür eder¹. Bu yaklaşım, muhabbetin kulun amelleriyle kazanılan ve Hak'tan mukâbele olarak gelen "muhabbet-i kul" türüne işaret eder.
Öte yandan, TB. Kelime-i Îseviyye, muhabbet kavramını Hz. İsa'nın makamı üzerinden, Hak ile kul arasındaki kelâm ilişkisi bağlamında ele alır. Eserde, Hak'ın "Ben onun tekellüm ettiği lisânı olurum" buyurmasıyla kendi hüviyetini mütekellimin ayn-ı lisânı kıldığı ve kelâmı abdine nisbet ettiği ifade edilir. Kulun ise "Sen benim nefsimde olan şeyi bilirsin; ve ben, onda olan şeyi bilmem" diyerek Hak'a yönelmesi, bu kelâmî muhabbetin bir veçhesidir². Bu durum, muhabbetin Hak'ın kuluna olan zâtî sevgisi olan "muhabbet-i Hak" ile de ilişkilendirilebilir; zira Hak'ın kulun lisanı olması, Hak'tan kula doğru akan rahmetin bir tezahürüdür. Dolayısıyla, TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları muhabbeti daha çok kulun fiilleri ve Hak'ın bu fiillere karşılığı üzerinden açıklarken, TB. Kelime-i Îseviyye muhabbeti Hak ile kul arasındaki doğrudan ve vasıtasız kelâm ve idrak ilişkisi üzerinden derinleştirir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.99“Yani abdın yapmış olduğu nafilelerden meydana gelmiş oldu, Böyle olunca muhabbet-i ilâhiyye varidi, nevâfilden ibaret olan tesir eden ile, Hak'tan ibaret buluna”Oku
- 2TB. Kelime-i Îseviyye · s.289“Paragraf: Ve amma bu Kelime-i Îseviyye, vaktaki Hak için “ “Hattâ na‟leme ve ya‟leme” makamında kâm oldu, ona nisbet olunan şeyden, ilm-i evveli ile beraber, o ”Oku
İlgili sorular
- Velâyet ve Nübüvvet'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Tenzîh ve Teşbîh'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Kabz ve Bast'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Müşâhede ile Mükâşefe aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Vahdet-i vücûd ile Vahdet-i şühûd aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.