İçeriğe atla

TB. Kelime-i Yûsufiyye ve TB. Kelime-i Îseviyye'nin tasavvufî dilleri arasındaki fark nedir?

Çaprazlama23 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Terzibaba'nın tasavvufî öğretisinde Kelime-i Yûsufiyye ve Kelime-i Îseviyye, farklı mânevî halleri ve idrak mertebelerini temsil eder. Kelime-i Yûsufiyye, sâlikin beşerî varlığından sıyrılarak ilâhî nûrun tecellîsine mazhar olması ve bu hâlde kendi benliğinden habersiz kalmasıyla ilgilidir¹. Bu, Hak'tan gelen fiilin kulda zuhur etmesi ve kulun kendi fiilinden fâni olması hâlidir. Kelime-i Îseviyye ise, Cenâb-ı Hakk'ın imtihan ve ihtibar makamında, Hz. Îsâ'ya isnat edilen ulûhiyet meselesini sormasıyla tezahür eder². Bu, bâtınî hakikatlerin akıl ve dil ile ifadesinin müşkil olduğu, hatta aklı aşan bir idrak alanına işaret eder³. Dolayısıyla Yûsufiyye, fânilik ve ilâhî fiile teslimiyetin zirvesini; Îseviyye ise, ilâhî imtihanın ve akıl üstü hakikatlerin tecellîsini ifade eder.

Detaylı cevap

Kelime-i Yûsufiyye, tasavvufî idrakte sâlikin kendi beşerî varlığından geçerek ilâhî nûrun tecellîsine mazhar olduğu bir hâli anlatır. Bu hâlde, kişi kendi fiilinden ve benliğinden habersiz kalır; tıpkı Hz. Yûsuf'u gören kadınların hayranlıklarından ötürü ellerini kestiklerinin farkında olmamaları gibi¹. Bu durum, fiilin Hak'tan olduğunu, kulda zuhur ettiğini ve kelâmın Hakk'ın kelâmı olup kalpte dile geldiğini idrak etmenin en derin mertebesidir⁴. Bu, aynı zamanda "Kelime-i Tevhid"in ahadiyyet ve abdiyyet mertebelerinin, zât, sıfat, esmâ ve ef'âl mertebelerinin, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerinin izahı ile de ilişkilidir⁵.

Kelime-i Îseviyye ise, Cenâb-ı Hakk'ın Hz. Îsâ'ya, kullarından bazılarının ona isnat ettiği ulûhiyeti sormasıyla ortaya çıkan bir imtihan ve ihtibar makamını ifade eder². Bu durum, Hak Teâlâ'nın ilm-i zâtî ve ezelîsiyle bildiği hâlde, bu isnadın hak olup olmadığını sorgulamasıdır. Hz. Îsâ'nın bir bâkireden tekevvünü, ölüyü diriltmesi ve körlerin gözünü açması gibi mucizeler, ona ulûhiyet isnat edilmesine yol açmış ve bu da ilâhî bir imtihan vesilesi olmuştur². Bu tür tasavvufî mârifet konuları, aklî idrakin fevkinde olup, akla zıt veya aklı aşan ifadelerin ortaya çıkması gayet tabiidir³. Bu, irfânî tevhidin gerçeklerini anlamada, yanlış kelâmlar ve bilgilerle saptırmalara karşı dikkatli olunması gerektiğini de vurgular⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Yûsuf Sûresi, s. 79“olduklarından ellerini kestiklerinin farkında olmadılar. Çünkü o anda kendilerinde zâhir olan nûr-u Yûsufiyye idi ve kendi beşeri varlıkları bâtınlarına geçmiş ”Oku
  2. 2Kelime-i Îseviyye, Bölüm 350“Ya’ni bu Kelime-i Îseviyye, vaktâki Hak Teâlâ içinحَتَّــى نَعْلَــم َ وَيَعْلَــم َTâ ki biz bilelim ve o bilsin. makāmında, ya’ni makām-ı imtihân ve ihtibârda”Oku
  3. 3Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet, s. 11“Ayrıca bu ıstılahların vaaz ediliş sebebinin sadece akli ve maddi konuları anlatmak olmadığı akıl ve dil ile ifadesi müşkil ve maddi konuları anlatmak olmadığı,”Oku
  4. 4Câsiye Sûresi, s. 70“Tasavvufî açıdan ise bu sahne, insanın kalbinde olanı okumasıdır. Zira her niyet, her yöneliş, o kitaba yazılmış bir satır gibidir; sâlik, ne zaman kalbini okur”Oku
  5. 5Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“-Kelime-i tevhid, ahadiyyet ve abdiyyet mertebelerinin izahıdır. -Kelime-i tevhid zat, sıfat, esmâ ve ef’al mertebelerinin izahıdır. -Kelime-i tevhid şeriat, ta”Oku
  6. 6Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Kendilerini, bazı tasavvufî ekollerin temsilcisi gibi gösteren bir kısım kişilerin ne şeriattan ne gerçek tarikattan ne de hakîkat ve marifetten haberleri bile ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.