İçeriğe atla

Tenzîh ile Teşbîh aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama4 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta tenzih ve teşbih, Hakikat'in iki veçhesi olup, Muhammedî zevk üzere aynı anda ve birbiri içinde idrâk edilerek birleşir. Şeriatlar tenzih ve teşbih üzerine gelmiş olsa da, bunlarda aşırılık ve eksiklik caiz değildir; aksine tenzih içinde teşbih ve teşbih içinde tenzih etmek lazımdır¹. Bu birleşme, sâlikin Hak'ın hem cemâlini hem de celâlini müşahede etmesiyle gerçekleşir². Özellikle Mûsevî zevkte tenzih baskınken, Muhammedî zevk bu iki kavramı birleştirerek Hak'ın tüm mertebelerdeki zuhûrunu kâmil bir mârifetle idrâk etmeyi sağlar³. Bu, Hak'ın kendi nefsini hem eksikliklerden arındırması hem de yaratılmışlara benzetmesi hallerini tam bir mârifetle kavramaktır⁴.

Detaylı cevap

Tenzih ve teşbih kavramları, tasavvufta Hakikat'in idrâkinde önemli bir yer tutar. Tenzih, Allah'ı noksan sıfatlardan arındırmak, O'nu yaratılmışlara benzemekten uzak tutmaktır. Teşbih ise Allah'ı yaratılmışlara benzetmek, O'nun sıfatlarının ve fiillerinin âlemdeki zuhûrlarını görmektir³. Şeriatlar bu iki ilke üzerine kurulmuştur; ancak tasavvufî idrâk, bu ikisi arasında bir denge ve birleşme arar. Aşırılık ve eksiklikten kaçınarak, tenzih içinde teşbih ve teşbih içinde tenzih etmek esastır¹.

Bu birleşme, özellikle Muhammedî zevk üzere gerçekleşir. Mûsevî zevkte ism-i Zâhir'in hükmü gereği tenzih baskınken, ism-i Bâtın'ın hükümlerinden de haz alarak Muhammedî zevk, tenzih ile teşbih arasını birleştirir³. Bu, Resûlullah'ın (s.a.v.) bir ayetin yarısında dahi teşbih ve tenzih arasını cem etmesiyle açıklanır; diğer peygamberlerde bu istidat olmadığı için teşbih ve tenzihi ayrı zamanlarda davet etmişlerdir⁵.

Sâlik, bu birleşmeyi Hak'ın hem cemâlini hem de celâlini müşahede ederek yaşar. Suretlere bakıldığında teşbih edilirken, suretlerdeki Zât müşahede edildiğinde tenzih edilir. Böylece aynı görüntü içerisinde hem teşbih hem tenzih edilmiş olur². Bu kâmil mârifet, Hak'ın kendi nefsini tenzih ve teşbih ettiği yerlerde, kişinin de Hak'ı aynı şekilde tenzih ve teşbih etmesiyle tahakkuk eder. Zira şeriatlar bu mârifeti getirmiş ve vehimlerin hepsi bu mârifetle hükmetmiştir⁴. Tenzihin küllîsi teşbihin küllîsine, teşbihin küllîsi de tenzihin küllîsine bağlıdır; dolayısıyla tenzihin teşbihden ve teşbihin tenzihden ayrı olması mümkün değildir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i İlyâsiyye · s.27Ve aynı şekilde var olanın yokluğuna ve yok olanın da varlığına hükmeder. Gerçi şeriatlar tenzih ve teşbih üzerine gelmiştir; fakat bunlarda aşırılık ve eksikliOku
  2. 2Cilt 3 · s.116
  3. 3Kelime-i Mûseviyye · s.4Çünkü kendisinin zevki ism-i Zâhir üzerine olduğundan, yüce meşrebinde tenzih (Allah'ı noksan sıfatlardan arındırma) baskındı. İsm-i Bâtın'ın hükümlerinden de hOku
  4. 4Kelime-i İlyâsiyye · s.26İşte Hakk'ın kendi nefsini tenzih (eksikliklerden arındırma) ve teşbih (benzetme) ettiği yerlerde, bu kişinin Hakk'ı tenzih ve teşbih etmesi öyle tam ve kâmil bOku
  5. 5TB. Kelime-i Nûhiyye · s.140Zira Resulüllah (s.a.v.) tek ayette لَيْسَ كَمِثْلِهِ ayet-i kerimesinde belki bu ayetin yarısında yukarıda izah olunduğu gibi teşbih ve tenzih beynini arasını Oku
  6. 6Kelime-i İlyâsiyye · s.33Böyle olunca hem teşbih (benzetme) ve hem de tenzih (eksikliklerden arındırma) etti. Yani şeriatlar, tenzih makamında sanı diliyle teşbih eyledi. Zira sanı, ancOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.