İçeriğe atla

Terzibaba İbrâhîmiyye Fassı'nı modern sâlik için nasıl yorumlar?

Fass İçeriği0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Terzibaba Necdet Ardıç, İbrâhîmiyye Fassı'nı modern sâlik için nefsin terbiye ve tezkiye süreçleri üzerinden yorumlar. Bu yorumda sâlikin nefsinin levvâmelik yönünden bazı ahlâklarını Hak yolunda feda etmesi, riyâzat ve mücâhede ateşiyle pişirmesi ve bu amellerle esmâ-i ilâhiyye'leri güçlendirerek mertebe kat etmesi esastır¹. Bu süreç, sâlikin kendisine gelen tecellîlere alışık olmaması sebebiyle duyduğu âcizlik ve hayranlık hâli olan "havf ve recâ" (korku ve ümit) arasında bulunma hâlini ifade eder ki bu, nefs-i levvâme mertebesinin yaşantısıdır ve şerîat mertebesine karşılık gelir². Terzibaba'ya göre, sâlikin seyr ü sülûkteki her mertebe geçişi bir nevi berzahtır ve her tecellînin belirli bir süresi vardır³.

Detaylı cevap

Terzibaba Necdet Ardıç, İbrâhîmiyye Fassı'nı modern sâlikin mânevî yolculuğundaki nefis terbiyesi ve mertebe kat etme süreçleri bağlamında ele alır. Bu yorum, Hz. İbrâhim'in kıssasındaki sembollerin enfüsî karşılıklarını içerir. Sâlikin, Hz. İbrâhim'in buzağıyı kesmesi gibi, nefsinin levvâmelik yönünden bazı ahlâklarını Hak yolunda feda etmesi ve terk etmesi gerekir¹. Bu ahlâkların "kızartılması" ise, riyâzat ve mücâhede ateşiyle pişirilmesi anlamına gelir. Pişirilmiş yemeği ikrâm etmesi, sâlikin yaptığı güzel ameller ve zikirlerle kendindeki esmâ-i ilâhiyye'leri güçlendirmesi ve Hak yolunda mertebe kat etmesidir¹. Bu süreçte sâlik, kendisine gelen tecellîlere alışık olmaması nedeniyle bir âcizlik ve hayranlık hâli yaşar. Bu hâl, "havf ve recâ" (korku ve ümit) arasında bulunma hâlidir ve nefs-i levvâme mertebesinin yaşantısı olarak şerîat mertebesine tekabül eder². Sâlikin seyr ü sülûkteki her mertebe geçişi bir nevi berzahtır³. Bu mertebelerdeki geçişler, ilâhî tecellîlerin belirli bir süreye tabi olduğu "ecelin müsemmâ" kavramıyla ilişkilidir³. Sâlik, bu yolculukta zaman zaman "kabz" (içe kapanma, sıkıntı) ve "bast" (ferahlık, genişleme) hâlleri yaşar. Hakîkî sâlik, her iki hâli de Hakk'tan bilir ve ikisinde de edebini korur; zira kabz olmadan bastın kıymeti bilinmez, darlık olmadan genişliğe şükredilmez⁴. Bu, aynı zamanda nefs-i mutmeinne mertebesine ulaşan sâlikin tevazu, ihlas, cömertlik ve kanaat sahibi olmasıyla da ilişkilidir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Hicr Sûresi · s.113Aynı sahneyi enfüsî olarak yorumlarsak, İbrâhîm’in yâni sâlikin buzağıyı kesmesi, nefsinin levvâmelik yönünden bazı ahlâklarını Hakk yolunda fedâ ve terk etmesiOku
  2. 2Hicr Sûresi · s.114Enfüsî yönden yorumlarsak, sâlikin kendisine gelen tecellîlere alışık olmaması sebebiyle duyduğu âcizlik ve hayranlık hâlidir. Bu hâl, “havf ve recâ ” “ korku vOku
  3. 3Zümer Sûresi · s.123Sâlikin seyr ü sülûkteki her mertebe geçişi de bir nevi berzahtır. " Fe yumsikulletî kadâ aleyhel mevte ve yursilul uhrâ ilâ ecelin musemmâ " ( Sonra hakkında öOku
  4. 4Zümer Sûresi · s.144Kırk dokuzuncu âyetin yorumunda da işlendiği üzere, Hz. Süleyman (a.s.) mülk kendisine verildiğinde " Hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur " ( BuOku
  5. 5Secde Sûresi · s.35Bu mertebedeki sâlikin ahlakı meleklere benzer; tevazu, ihlas, cömertlik ve kanaat sahibidir. İbadet ve itaatten zevk alır. Manevi olarak zaman zaman "Kabz" (içOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.