Tevbe 100 ayetini İsmâîliyye Fassı bağlamında nasıl anlamalıyız?
Tevbe Sûresi'nin 100. âyeti, tasavvufta İsmail Fassı'nın işlediği "rıza" ve "Rabb-ı hâs" kavramlarıyla ilişkilendirilir. Bu âyet, "İslâm'ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya; Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Allah, onlar için içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur" (Tevbe, 9/100) buyurarak, Allah'ın kullarından razı olması ve kulların da Allah'tan razı olması hâlini vurgular. İsmail Fassı'nda işlenen "Hikmet-i Aliyye" ve "saîd olmanın sırrı" bu karşılıklı rıza hâliyle doğrudan bağlantılıdır. Kulun kendi Rabb-ı hâssını idrak etmesi ve O'na teslim olması, bu rıza makamına ulaşmanın temelidir.
Detaylı cevap
Tevbe Sûresi'nin 100. âyeti, tasavvufî açıdan özellikle İsmail Fassı'nın ele aldığı "rıza" ve "Rabb-ı hâs" kavramlarıyla derin bir ilişki içindedir. İsmail Fassı, Fusûsu'l-Hikem'de "Hikmet-i Aliyye"yi, yani saîd olmanın sırrını işler (İsmail Fassı). Bu saadet, Allah'ın kulundan razı olması ve kulun da Allah'tan razı olması hâlinde tecelli eder. Tevbe 100. âyetinde belirtilen "Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır" ifadesi, bu karşılıklı rıza hâlini net bir şekilde ortaya koyar¹·².
İsmail Fassı'nda vurgulanan bir diğer önemli kavram ise "Rabb-ı hâs"tır. Her kulun kendine mahsus bir Rabbi olduğu ve bu Rabbi tanımanın mârifet-i Rabbâniyye'nin bir veçhesi olduğu belirtilir (İsmail Fassı). Kulun kendi Rabb-ı hâssını idrak etmesi, O'na teslim olması ve O'ndan razı olması, Tevbe 100. âyetindeki rıza makamına ulaşmanın anahtarıdır. Bu durum, sâlikin Allah'ın takdirine tam bir teslimiyetle boyun eğmesi ve her hâlükârda O'ndan razı olmasıyla gerçekleşir. Böylece kul, Allah'ın kendisi için hazırladığı ebedî cennetlere ve büyük kurtuluşa nail olur¹. Bu âyet, ilk inananların faziletine ve dinin taşınmasındaki belirleyici rollerine işaret etmekle birlikte, irfanî açıdan her müminin kendi Rabb-ı hâssını tanıyarak Hakk'a varabileceğini de gösterir³.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Vâkı'a Sûresi · s.15“Onun bu yorumu, şu âyetle de desteklenmektedir: “ İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya; Allah onlardan razı olmu”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.903“Arapça/Farsça mısrâ — OCR'da bozuk (Tevbe, 9/100) ya'ni “Ve o kimseler ki, ihsâna tâbi' oldular; Allah onlardan râ- zı oldu ve onlar da Allah'dan râzı oldular v”Oku
- 3Ra'd Sûresi · s.255“İrfanî açıdan bu ayet , insanın Rabbi Hassını tanıması ile Hu’ya varabileceğini göstermektedir. Bu ayette geçen مَتاب (metâb) kelimesini incelediğimizde t-v-b ت”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.