İçeriğe atla

Tevhîd-i ef'âl ile Tevhîd-i sıfât aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât, tasavvufî sülûkte farklı mertebeler olmakla birlikte, Âdemiyye Fassı'nda insanın halîfelik vasfı ve nefs mertebelerinin aşılması yoluyla birleşir. Tevhîd-i ef'âl, fiillerin tek bir kaynaktan zuhur ettiğini idrak etmek (İbrâhîmiyyet) iken¹, Tevhîd-i sıfât, bu fiilleri meydana getiren ilâhî sıfatların birliğini müşâhede etmektir². Bu iki tevhîd, halîfenin (Âdem'in) tüm Esmâ'yı kabule müsait câmî bir mahal olması ve nefs-i emmârenin kurban edilmesiyle³ Rububiyyet makamında birleşerek, tüm ef'âl ve sıfatın Hakk'a ait olduğunun idrakine varılmasını sağlar.

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûkte Tevhîd-i ef'âl, fiillerin birliğini idrak etme mertebesidir ve İbrâhîmiyyet ile özdeşleşir¹. Bu mertebede sâlik, âlemde zuhur eden her fiilin tek bir kaynaktan, yani Allah'tan geldiğini müşâhede eder. Ancak bu mertebe, "Tevhîd-i Zât'sız Teşbîh" olarak da nitelendirilir⁴, zira henüz Zât mertebesindeki birlik idrak edilmemiştir. Tevhîd-i ef'âl, sâlikin nefs-i emmâre mertebesinde fiillerin hakiki sahibinin kendisi değil, Hakk olduğunu anlamasıyla aşikâr olur³.

Tevhîd-i sıfât ise, Tevhîd-i ef'âl'den sonra gelen bir mertebedir. Sâlik, fiilleri birledikten sonra, bu fiilleri meydana getiren ilâhî isimleri ve sıfatları birlemeye başlar². Bu, Mûsevîyyet ile ilişkilendirilen bir tevhîd mertebesidir⁵. Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât, Âdemiyye Fassı'nda halîfenin (insanın) câmî bir mahal olması vasfıyla buluşur. İnsan, tüm Esmâ'yı kabule müsait bir yapıya sahip olduğu için, ilâhî fiillerin ve sıfatların kendisinde tecellî ettiğini idrak edebilir. Bu idrak, nefs-i emmârenin kurban edilmesiyle³ ve Rububiyyet makamında tüm ef'âl ve sıfatın Hakk'a ait olduğunun ayân olmasıyla gerçekleşir. Böylece, yukarıya doğru seyirde (miraca doğru) Tevhîd-i ef'âl, Tevhîd-i esmâ ve Tevhîd-i sıfât mertebeleri aşılırken⁶, halîfenin kendi başına bir vücud sahibi olmadığı, aksine Halîk'ın zuhûruna ayna olduğu hakikati ortaya çıkar. Bu süreç, sâlikin nefsinin hilâfetini Hakk'a teslim etmesiyle tamamlanır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Enbiyâ Sûresi · s.137Diğer şekli ile ise, (Hanif) hayâlî ve ötelerde olan bir “Allah” anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek “Tevhîd-i Ef’al” mertbesi, “Allah” anlayışına geçmektiOku
  2. 2Kelime-i Tevhîd · s.351Kişi, “Tevhid-i ef'âl”de (fiilleri birleme) fiilleri birlemişti. Bu defa fiilleri meydana getiren isimleri birlemesi gerektiğini anlamaya başlar. Yaşantısı: TevOku
  3. 3Bakara Dosyası · s.23"Rububiyyet makâmı nefs-i emmâre’ye ef'âl ve sıfatın hakiki sahibi değil sadece tecelligahı olduğunu, bir perdeden ibaret olduğunu, kendisinde zuhur eden bütün Oku
  4. 4Yûsuf Sûresi · s.91“Tevhîd-i ef’âl” İbrâhîmiyyet, aynı zamanda, “Tevhîd-i Zât’ sız, Teşbîh” tir. Bu cümleyi biraz açmaya çalışalım. Bilindiği gibi; Bütün Tevhîdler-i de, Tevhîd edOku
  5. 5Bakara Dosyası · s.261ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i SıfatOku
  6. 6İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.132Yukarıya doğru çıkarken yani miraca doğru, mana âlemine doğru çıkarken; tevhid-i ef'al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-i zat diye çalışmalar yapılıyordu.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.