Vâhidiyyet kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Vâhidiyyet kavramının doğrudan bozulması veya gizlenmesi, verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemiştir. Ancak tasavvufî bir hâl veya kavramın bozulması yahut gizlenmesi genel olarak üç temel sebeple açıklanır: niyetin bozulması (riyâ, sum'a, ucb), şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfet. Bu genel prensipler, vâhidiyyet gibi ilâhî bir mertebenin idrâkinde veya o mertebeye dair zevkin yaşanmasında bir tür perdelenmeye yol açabilir. Zira vâhidiyyet, Hak'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi olup, ilâhî isim ve sıfatların zuhur ettiği bir alandır¹. Bu mertebenin idrâki, sâlikin mânevî hâlinin safiyetine bağlıdır.
Detaylı cevap
Vâhidiyyet, Hak'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesidir; ahadiyyetten sonra gelir ve kesretin zemini olarak kabul edilir. Bu mertebe, yüce zâtın zuhuruna bir tecelli yeri olup, ulûhiyyet ve rahmâniyyet gibi ilâhî sıfatların ortaya çıktığı bir sahadır¹. Vâhidiyyetin kendisinin bozulması veya gizlenmesi, yani ilâhî bir mertebenin varlığının ortadan kalkması söz konusu değildir. Ancak bu mertebenin idrâki, zevki veya sâlik üzerindeki tecellîsi, tasavvufî hâllerin genel bozulma ve gizlenme şartlarına tâbi olabilir.
Bir tasavvufî hâl veya kavramın idrâki üç ana sebeple bozulur veya gizlenir: Birincisi, niyetin bozulmasıdır. Riyâ (ameli halk için yapma), sum'a (amelinin işitilmesini isteme) ve ucb (kendi amelini beğenme) gibi âfetler, amelleri ve hâlleri tahakkuk ettirmez, gizler. Vâhidiyyet mertebesine dair bir idrâk veya zevk, bu tür niyet bozukluklarıyla perdelenebilir. İkincisi, şer'î edebin terkidir. Şer'î ölçülere uymayan bir hâl, Hak'tan değil, nefisten veya cinden gelen bir istidrâca dönüşebilir. Vâhidiyyetin hakikatine vâsıl olma çabası, şer'î edebin terkiyle yanlış yönlere sapabilir ve hakiki idrâkin gizlenmesine yol açabilir. Üçüncüsü, gaflet ve ülfettir. Sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması, hâlin gizlenmesine neden olur. Vâhidiyyetin ilâhî bir tecellî olduğunu unutarak, bu mertebeye dair yaşanan zevke takılıp kalmak, daha derin hakikatlerin perdelenmesine yol açabilir.
Bu bağlamda, vâhidiyyetin kendisi değil, onun sâlik tarafından idrâk edilişi veya mânevî sülûkta tezahürü, bu genel bozulma ve gizlenme şartları altında etkilenebilir. Nitekim, içsel olan kuvvet bulunca dışsal olanın hükümlerinin gizlenmesi gibi², mânevî hâllerin de belirli şartlar altında gizlenebileceği belirtilmiştir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.105“. (5) ------------------ Vahidiyyet. Vahidiyyet, bir sahadır Uluhiyyet-ilâhlık ve Rahmaniyyet orada zuhura gelmektedir. Vahidiyyet Vahidiyyet, yüce zâtın zuhuru”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.