Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne me'a-ssâcidîn(e)
Allah, "Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?" dedi.
Allah buyurdu ki: "Ey İblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun?"
Bu ayet, Allah'ın İblis'e secde etmeyenlerin arasında olmasının nedenini sorduğu bir sorgulama içermektedir. Temel kavramlar, İblis'in secde etmeme eylemi ve bu eylemin ardındaki motivasyon üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' kelimesini 'söz, ifade' olarak tanımlar ve Kur'an'da hem maddi hem de manevi anlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'kavl', Allah'ın İblis'e yönelttiği doğrudan ve sorgulayıcı hitabını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kavl'in sadece dille ifade edilen sözü değil, aynı zamanda kalpteki düşünceyi ve iradeyi de kapsayabileceğini belirtir. Ayetteki 'kâle', Allah'ın İblis'e yönelik iradesini ve sorgulamasını yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, İblis kelimesinin 'iblas' kökünden geldiğini ve 'ümitsizliğe düşmek, hayırdan mahrum kalmak' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette İblis, Allah'ın emrine karşı gelerek rahmetinden ümidini kesen varlığı temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, İblis'in 'belese' kökünden türediğini ve 'hayret etmek, şaşırmak, ümitsizliğe düşmek' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki İblis, Allah'ın emrine karşı gelerek şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşen varlıktır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, İblis'i Kur'an'daki 'şeytan' kavramının özel bir formu olarak ele alır ve onun temel özelliğinin 'isyan' ve 'kibir' olduğunu vurgular. Bu ayette İblis, secde emrine karşı gelerek bu özelliklerini sergilemektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kâne' fiilinin 'olmak, bulunmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tekûne', İblis'in secde edenlerin arasında yer alması, onlarla birlikte bu eylemi gerçekleştirmesi durumunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kâne' fiilinin hem geçmişte bir durumu hem de gelecekteki bir olasılığı ifade edebileceğini açıklar. Burada 'tekûne', İblis'in secde edenlerle birlikte 'olması gereken' durumu vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sücûd' kelimesinin 'tevazu göstermek, boyun eğmek' anlamına geldiğini ve alnı yere koyarak yapılan ibadeti ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sâcidîn', Allah'ın emrine itaat eden ve O'na boyun eğen melekleri ve diğer varlıkları temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sücûd'un 'boyun eğme, alçakgönüllülük' olduğunu ve hem iradeli hem de iradesiz varlıklar için kullanılabileceğini açıklar. Bu ayette 'sâcidîn', Allah'ın emrine bilinçli olarak itaat eden varlıkları ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'secde' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir eylemden ziyade, Allah'a tam bir teslimiyet ve boyun eğme halini ifade ettiğini vurgular. 'Sâcidîn', bu teslimiyet halini gerçekleştirenlerdir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.