Ve'alâ-lleżîne hâdû harramnâ mâ kasasnâ ‘aleyke min kabl(u)(s) vemâ zalemnâhum velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)
Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
Nahl Suresi 118. ayet, Yahudilere haram kılınan bazı şeyleri ve bu yasağın mahiyetini ele almaktadır. Ayet, ilahi hükümlerin adaletini ve insanların kendi eylemleriyle kendilerine zulmettiğini vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, haram kılma, kıssa etme ve zulmetme fiilleri etrafında yoğunlaşmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Haram, şeriatın yasakladığı şeydir. Ayetteki 'harramnâ' ifadesi, Allah'ın Yahudilere bazı şeyleri şer'î olarak yasakladığını, onları helal olmaktan çıkardığını ve bu yasağın ilahi bir emir olduğunu belirtir. Bu, keyfi bir yasaklama değil, hikmete dayalı bir hükümdür.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Haram kılmak, bir şeyi men etmek, yasaklamak demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın Yahudilere özel olarak bazı yiyecekleri veya eylemleri yasakladığını, bu yasağın onların şeriatlarına özgü olduğunu ve bu yasağın Allah tarafından konulduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Haram kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi bir yasaklamayı ifade eder ve bu yasaklamanın çiğnenmesi günah sayılır. Nahl 118'deki 'harramnâ' ifadesi, Allah'ın Yahudilere yönelik belirli bir yasağı koyduğunu ve bu yasağın onların dinî yaşamlarında önemli bir yer tuttuğunu gösterir. Bu, bir tür 'tabu' değil, şer'î bir hükümdür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kass, bir haberi veya olayı peş peşe anlatmaktır. Ayetteki 'kasasnâ' ifadesi, Allah'ın daha önce Yahudilere haram kıldığı şeyleri Peygamber'e (s.a.v.) bildirdiğini, yani bu bilgiyi ona aktardığını ve bu bilginin bir kıssa veya haber şeklinde olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kass, bir şeyin izini takip etmek veya bir haberi anlatmaktır. Ayetteki 'kasasnâ' fiili, Allah'ın Yahudilere haram kıldığı şeyleri, sanki onların izini takip eder gibi, detaylı bir şekilde Peygamber'e (s.a.v.) anlattığını ve bu anlatımın bir vahiy yoluyla gerçekleştiğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kass kökü, Kur'an'da genellikle geçmiş olayları veya haberleri aktarma anlamında kullanılır. Nahl 118'deki 'kasasnâ' ifadesi, Allah'ın Yahudilere haram kıldığı şeylerin bilgisini, bir haber veya kıssa şeklinde Hz. Muhammed'e (s.a.v.) vahyettiğini ve bu bilginin geçmişe ait bir hüküm olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zulüm, bir şeyi ait olmadığı yere koymaktır. Ayetteki 'mâ zalemnâhum' ifadesi, Allah'ın Yahudilere haram kıldığı şeylerde onlara haksızlık etmediğini, yani bu yasağın adil olduğunu ve onların iyiliği için konulduğunu belirtir. Allah'ın fiilleri zulümden münezzehtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Zulüm, haddi aşmak ve haksızlık etmektir. Ayetteki 'mâ zalemnâhum' ifadesi, Allah'ın Yahudilere karşı herhangi bir haksızlık yapmadığını, onlara verilen hükümlerin adaletli olduğunu ve bu hükümlerin onların kendi eylemleriyle bağlantılı olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zulüm kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi adaletin ihlali veya insanın kendi nefsine karşı işlediği haksızlık olarak geçer. Nahl 118'deki 'mâ zalemnâhum' ifadesi, Allah'ın Yahudilere karşı adil davrandığını, ancak onların kendi eylemleriyle kendilerine zulmettiklerini, yani ilahi sınırları aşarak kendilerine zarar verdiklerini açıkça ortaya koyar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Zulüm, bir şeyi yerinden saptırmak, haksızlık etmektir. Ayetteki 'yazlimûne' ifadesi, Yahudilerin kendi nefislerine zulmettiklerini, yani Allah'ın koyduğu sınırları çiğneyerek, günah işleyerek ve ilahi emirlere karşı gelerek kendilerine zarar verdiklerini belirtir. Bu, dışarıdan gelen bir zulüm değil, kendi iradeleriyle işledikleri bir hatadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Zulüm, hakkı sahibine vermemek veya bir şeyi ait olmadığı yere koymaktır. Ayetteki 'yazlimûne' fiili, Yahudilerin kendi nefislerinin haklarını çiğnediklerini, onları doğru yoldan saptırdıklarını ve bu şekilde kendilerine haksızlık ettiklerini ifade eder. Bu, onların kendi seçimlerinin bir sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zulüm, Kur'an'da hem başkasına haksızlık etme hem de kişinin kendi nefsine haksızlık etme anlamında kullanılır. Nahl 118'deki 'yazlimûne' ifadesi, Yahudilerin Allah'ın emirlerine uymayarak, kendi nefislerine karşı günah işlediklerini ve bu eylemlerinin sonucunda kendilerine zarar verdiklerini, yani kendi kendilerine zulmettiklerini açıklar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.