İçeriğe atla
Nûr 39Cüz 18 · Sayfa 355

Nûr Sûresi 39. Âyet

النور

Sohbete sor

Velleżîne keferû a'mâluhum keserâbin bikî'atin yahsebuhu-zzam-ânu mâen hattâ iżâ câehu lem yecidhu şey-en veveceda(A)llâhe ‘indehu feveffâhu hisâbeh(u)(k) va(A)llâhu serî'u-lhisâb(i)

İnkar edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kafir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah'ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir.

Nûr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vellezîne keferû a’mâluhum keserâbin bikî’atin yahsebuhu-zzam-ânu mâen hattâ izâ câehu lem yecidhu şey-en veveceda(A)llâhe indehu feveffâhu hisâbeh(u) va(A)llâhu serî’u-lhisâb(i)” İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir. (24/39)


Hakkı örtüp gizleyenlere gelince onların amelleri nefsi emamrenin programı ile üretilip kendileri tatafından olduğundankendi kuruntusundaki hayal gibidir. Bu hayallerini gerçek hayat ve ilim sanır. Yanına geldiğinde kendi vehim ve kuruntusu kaynaklı olduğundan hayali kayb olur. Ancak uluhiyet mertebesi onun hesabını gayriyette kaldığı için tastamam görür.

Yine Mesnevi Şerifte serap hakkında;

3574. Elleri kesilmiş olduğu halde ashâb-ı şimâli, küfrün rengini ve âlin rengini göstereyim.

Beyt-i şerifteki “âl” kelimesini Ankaravi hazretleri Arabi olarakta “ehil” ma’nâsını almışlardır ve küfrün âli Muhammedin rengini göstereyim ma’nâsını vermişlerdir. Hind şarihler “âl” kelimesini Farisi olarak kırmızı ma’nâsını vermişlerdir ve bu rengi, ehli imânın rengine nisbet etmişlerdir. Fakire lâyih olan “âl” kelimesini Farisi olarak “serab” ma’nâsına olmasıdır. Binanaleyh “reng-i âl” ta’bîri ile serâb gibi olan ehl-i küfrün a’mâline işâret buyrulmuş olması vârid olur. Zira beyt-i şerifte bu renkler ashab-ı şimalin hali açıklanır. Nitekim âyet-i kerîmede (Nûr,24/39) “Küfr edenlerin amelleri serâb gibidir” buyrulur.

Hulâsa-i ma’nâ “Elleri kesilmiş bir hâlde olarak ehl-i Celâl olan ashâb-ı şimâli ve onların küfürlerinin rengini ve serâb gibi olan amellerinin rengini açık göstereyim” demek olur.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)