Ve-innî mursiletun ileyhim bihediyyetin fenâziratun bime yerci'u-lmurselûn(e)
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
"Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler."
Neml Suresi 35. ayet, Sebe Melikesi Belkıs'ın Hz. Süleyman'a karşı takındığı stratejik tutumu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, 'gönderme', 'hediye' ve 'dönüş' kavramları üzerinden diplomatik bir hamlenin ve beklenen sonucun semantik derinliğini sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' (إرسال) kelimesinin bir şeyi bir yere yönlendirmek, göndermek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mursiletun' (مُرْسِلَةٌ) kelimesi, Melike'nin kendi iradesiyle bir elçi heyetini ve beraberindeki hediyeyi gönderme fiilini vurgular, bu da onun diplomatik bir girişimde bulunduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' kelimesinin mecazi olarak bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek anlamında da kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Melike'nin elçileri 'serbest bırakması' ve onları belirli bir görevle göndermesi, onun bu eylemi bilinçli bir strateji olarak uyguladığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'risâlet' (رسالة) kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle ilahi mesajın iletilmesi bağlamında kullanıldığını belirtse de, bu ayetteki 'mursiletun' kelimesi, beşeri bir elçilik ve iletişim eylemini ifade eder. Melike'nin bu eylemi, bir mesajın (hediye ve beklenti) karşı tarafa ulaştırılması amacı taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hediye' (هدية) kelimesinin, sevgi veya saygı göstergesi olarak sunulan, karşılığında bir beklenti olmaksızın verilen şey olduğunu belirtir. Ancak bu ayetteki 'hediye', Melike'nin Hz. Süleyman'ın niyetini ve gücünü sınamak için kullandığı stratejik bir araçtır, dolayısıyla geleneksel hediye tanımından farklı bir amaca hizmet eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hediye' kelimesinin genel olarak birine ikramda bulunmak amacıyla verilen şey olduğunu ifade eder. Neml 35'teki bağlamda, Melike'nin hediyesi, Hz. Süleyman'ın dünya malına değer verip vermediğini anlamak için bir 'rüşvet' veya 'test' niteliğindedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hediye' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bazen bir barış teklifi, bazen de bir sınama aracı olabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'hediye', Melike'nin Hz. Süleyman'ın tepkisini ölçmek ve onun gerçek niyetini anlamak için kullandığı bir 'diplomatik manevra' olarak yorumlanmalıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nazar' (نظر) kelimesinin bir şeyi görmek, bakmak ve aynı zamanda bir şeyi beklemek, gözetlemek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fenâzıratun' (فَنَاظِرَةٌ) kelimesi, Melike'nin sadece fiziksel olarak bakmakla kalmayıp, aynı zamanda elçilerin getireceği haberi 'beklediğini' ve bu haberin sonucuna göre hareket edeceğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nazar' kelimesinin tefekkür ve düşünme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Melike'nin 'nâzıra' olması, onun sadece pasif bir bekleyiş içinde olmadığını, aynı zamanda elçilerin getireceği cevabı 'değerlendireceğini' ve buna göre bir sonraki adımını 'düşüneceğini' gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücû' (رجوع) kelimesinin bir yerden veya durumdan geri dönmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yercîu' (يرجع) kelimesi, elçilerin Hz. Süleyman'ın yanından ayrılıp Melike'ye geri dönme fiilini ifade eder. Bu dönüş, sadece fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda bir 'cevap' veya 'sonuç' getirme anlamını da taşır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'rücû' kelimesinin bir şeyin başlangıç noktasına geri dönmesi anlamında kullanıldığını ifade eder. Elçilerin 'dönmesi', Melike'nin gönderdiği hediyenin ve beklentinin bir 'karşılık' bulduğunu ve bu karşılığın Melike'ye ulaştırılacağını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'rücû' fiilinin bazen bir şeyin 'sonucunu' veya 'akıbetini' ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yercîu', elçilerin sadece fiziksel olarak dönmesini değil, aynı zamanda Hz. Süleyman'ın hediyeye vereceği tepkinin 'sonucunu' Melike'ye getirmesini ifade eder.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
fe nâziratün bima yerciul mürselüne: Biz nazar edelim, bekleyelim elçiler nasıl hangi haberlerle dönecekler. yorumda bulunuyor. Bunun üzerine elçiler yanlarındaki hediyelerle birlikte yola çıkarlar.