İçeriğe atla
Fâtır 15Cüz 22 · Sayfa 436

Fâtır Sûresi 15. Âyet

فاطر

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-nnâsu entumu-lfukarâu ila(A)llâh(i)(s) va(A)llâhu huve-lġaniyyu-lhamîd(u)

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla layık olandır.

Fâtır Sûresi

Arapça "ğ-n-y" kökünden türeyen "ganî""zengin, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, kendi kendine yeten" anlamına gelir. 

Allah’ın "el-Ganî" ismi, 13 yerde doğrudan zikredilir (örneğin: Fâtır 35:15, Hadîd 57:24, Lokman 31:12).

Mutlak vücûd, “hakikat-i insâniyye” olan “mertebe-i vahidiyet”ten “mertebe-i rûh”a tenezzül ettiği vakit, “rûh” da bütün ilimlerle birlikte üç marifet meydana geldi.

Birincisi; “Marifet-i Nefs” yani kendi zâtını ve hakikatini bilmek.

İkincisi; “Marifet-i Mübdi” yani kendisinin mucidini bilmek.

Üçüncüsü; Mucidine karşı “fakr” ve “ihtiyacını” bilmektir.

Burada belirtilen “rûh”, bütün rûh mertebelerinin bünyesinde toplayan “Rûh-u A’zâm”dır.[70] “ İz- -T-B- ” Kim nefsini bilirse rabbini bilir, Allah’ın mutlak zenginliğini (el-Ganiyy) ve hiçbir şeye muhtaç olmadığını idrak eder.

(Fâtır 35:15) ayeti bu mertebeye işaret eder.

Ve mucidine karşı tam bir fakr ve acziyet içinde olur. "Allah Ganî'dir, siz ise fakirsiniz." İnsan, Allah’a muhtaç olduğunu (fakr) bilmedikçe hakikî marifete ulaşamaz."[71] 

Allah âlemlerden ganidir.” Onlara ihtiyacı yoktur. Ne tecellide, ne de Zâtı itibariyle ne de başka bir hususta.

"Allah ganîdir, aşıklar ise O’nun aşkıyla zengindir. Mâsivâdan (Allah’tan gayrı her şey) müstağnî olmak, hakikî zenginliktir."[72]

"Kul, Allah’ın ganî olduğunu bilirse, mahlûkata muhtaç olmaz. Ganî olan yalnız Allah’tır, gerisi hep fakirdir."[73] 

Mesnevi-i Şerif şerhinde 35/15 âyeti hakkında, Vaktaki ona fakrdan fenâ pîrâye olur, o Muhammed gibi gölgesiz olur.

“Fakr”dan murâd, zâhirde olan fakirlik değildir. Belki vücüdda ve zâtta ve sıfâtta Hakk’a muhtaç olduğunu ve Hakkin fakiri olduğunu bilmek ve gınâyı ve izzeti Hakk’a ve zilleti ve fakrı kendi vücûd-i izâfîsine isnâd etmektir. Nitekim âyet-i kerîmede: (Muhammed 47/38, Fâtır 35/15) “Allah Teâlâ ganîdir ve siz Allah Teâlâ’ya muhtaçsınız” buyrulur. Vaktâki bir kimsenin nefsinin kendi varlığından fenâsı böyle bir fakr cihetinden zînet bulursa, artık o nefis serâpâ rûh olup, rûhun gölgesi olmaktan kurtulur. Nitekim bu hâle gelen evliyâullah “Bizim ervâhımız ecsâdımızdır ve ecsâdımız ervâhımızdır.” buyurmuşlardır. Binâenaleyh böyle bir kimse Muhammed (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) Efendimiz gibi gölgesiz olmuş olur; ve baştan başa nûr olan bir zâtın, nûr gibi, gölgesi olmaz.[74]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)