İçeriğe atla
Sâd 36Cüz 23 · Sayfa 455

Sâd Sûresi 36. Âyet

ص

Sohbete sor

Feseḣḣarnâ lehu-rrîha tecrî bi-emrihi ruḣâen hayśu esâb(e)

Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

Sâd Sûresi

Hz. Süleyman, Allah’tan mülk ve hükümranlık talep ettiğinde, rüzgâr onun emrine boyun eğdirilmişti. Böylece dilediği yere kolayca ulaşabiliyordu. Bazı rivayetlerde onun ahşaptan yapılmış büyük bir platformu bulunduğu, sefer yahut gezinti sırasında bütün malzemelerin bu platforma yüklendiği, yükleme işi tamamlandığında rüzgâra emir verdiği ve platformun rüzgârın taşımasıyla istediği yere götürüldüğü nakledilmektedir.

İbnü’l-Arabî’ye göre rüzgâr ruh sahibidir; kâinâtın diğer parçaları gibi o da idrak eder ve akleder. Onun esmesi, Allah’ı tesbih etmesidir. Yelkenli gemiler onun sayesinde yol alır; kandiller onunla söndürülür, ateşler onunla tutuşur. Suların ve ağaçların hareketi de onunla gerçekleşir. Denizleri dalgalandıran, yeryüzünü sallayan, bulutları çıkarıp sevk eden hep rüzgârdır. (Rahmetün Mine’r-Rahmân, 4/378) İşârî manada rüzgâr, gönülde Hakk’a yönelen şevk ve muhabbetin remzidir. Nefsin başına buyruk, hevâ ve heveslere meyilli kuvveleri mücâhede ve riyâzetle disiplin altına alındığında, kalp onların engellerinden arınır. Böylece gönülde şevk ve muhabbet rüzgârları eser; sâlik bu rüzgârlarla uzun ve çetin yolları kısa zamanda kat eder, ulvî âlemlere yükselir ve Rabbinin yakınlığına erişir.

Böylece bu rüzgâr, sıradan bir hareket unsuru olmayıp Allah’ın sâlike ihsan ettiği bir manevî taşıyıcı hâline gelir. Nefis terbiyesiyle dizginlenen kalpte esen muhabbet rüzgârı, sâliki engebeli vadilerden, karanlık perdelerden hızla geçirir; onu doğrudan hakikatin sahiline ulaştırır.


Âyet 37-38

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)