İçeriğe atla
Hucurât 13Cüz 26 · Sayfa 517

Hucurât Sûresi 13. Âyet

الحجرات

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-nnâsu innâ ḣalaknâkum min żekerin ve unśâ ve ce'alnâkum şu'ûben ve kabâ-ile lite'ârafû(c) inne ekramekum ‘inda(A)llâhi etkâkum(c) inna(A)llâhe ‘alîmun ḣabîr(un)

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

Hucurât Sûresi

Erkek (Akl-ı Küll) Ve Nisa-kadın (Nefsi küll) tecellileridir. (Murat Derûn)

"Âdem, Hakikat’in zâhiri; Havva ise bâtınıdır. İnsan-ı kâmil, ikisinin cem’idir." [44]

En büyük takvâ, varlık iddiasını terk etmektir. Çünkü ‘en değerli’ olan, ‘en çok fânî olan’dır."[45]


”Ey insanlar!. Muhakkak ki, biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık-halkettik.” Âyet-i keriym’e İnsânlık âlemi’nin başlangıcından, yani İnsândan bahsetmekte. İnsân ise (13) ün en kemâlli zuhur mahallidir. Sayısal değerler de iki def’a bunu açık olarak göstermektedir. Sûre (49) (4+9=13) Âyet-i keriym’e zâten (13) tür.

Hz. Peygamber (s.a.v.) veda Hacc’ın da kendisiyle beraber değişik kaynaklarda yaklaşık,(114) veya (124) bin sahabisinin olduğu rivayet edilir ki, çok mühimdir. Bu hadise Kûr’ân-ı Keriym’in (4) mertebesi’nin yani (114) Sûreli tenzî-lî, lâfzî ve kayıtlı Kûr’ân’ın kevni ve fiilî yani yaşanan Kûr’ân olarak zuhura çıkması demektir. Her “bin” kişi bir Sûre’i celi-lenin varlığını fiilî olarak ortaya koymakta idiler. Ayrıca aleyhisselâtü vesselâm efendimiz ise nâtık-ı Kûr’ân konuşan Kûr’ân’dır.

İşte bu muhteşem Hacc esnâsında, bütün İnsânlık tarihi seyri içerisin de ve tek fiilde Kûr’ân-ı keriym (4) mer-tebesi itibariyle ortaya konarak yaşanmıştır.

(1) Elde bulunan tenzîlî Kûr’ân.

(2) İçinde bulunan, İnsân-ı Kâmilin temsilcisi (Elif-lâm-Mim) olan özel ve öz Kûr’ân.

(3) “114” bin fiîlî sahâbî Kûr’ân.

(4) Ve “Kûr’ân-ı nâtık” Konuşan kûr’ân olan Hz. Ra-sûlüllah (s.a.v.) efendimizdir. Bir daha bu (cem) iyyet’in bir araya gelmesi mümkün değildir. Bu hususları tefekkürleri-nize sunuyorum. Bu idraklerle sizler daha değişik değerlen-dirme ve anlayışlara ulaşabilirsiniz.[46] “ İz- -T-B- ”


Elmalı Hamdi Yazır Mealinde,

ETKÂ, takvadan ism-i tafdil'dir. Yukarılarda da geçtiği üzere takva lügatte vikâyedendir. Vikâye gayet iyi korunup sıkınmaktır. Aslı, vakyadır harfi tüklân ve tücâh gibi harfine, harfi de bakvâ gibi harfine kalbedilmiştir ki nefsi korkulacak şeylerden muhafazaya koyup korumak, diğer bir ifade ile sipere girip korunmak demektir. Lügatta hakikati budur. Sonra bazan korkuya takva, takvaya korku tabir edilir. Şeriatte iki mânâda kullanılır: Birisi geniş olan âmm mânâsınadır ki sonunda ahirette zararlı olandan sakınıp korunmak demektir. Bunun fazlayı ve eksiği kabul eden geniş bir sahası vardır ki, en aşağısı cehennemde ebedi kalmayı neticelendiren şirkten sakınmaktır. En yükseği de sırrını haktan alıkoyabilecek her husustan temiz tutarak bütün varlığı ile hakka dönüştür.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)