İçeriğe atla
Mâide 15Cüz 6 · Sayfa 110

Mâide Sûresi 15. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Yâ ehle-lkitâbi kad câekum rasûlunâ yubeyyinu lekum keśîran mimmâ kuntum tuḣfûne mine-lkitâbi veya'fû ‘an keśîr(in)(c) kad câekum mina(A)llâhi nûrun vekitâbun mubîn(un)

Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(15) (Ya ehlel Kitâbi kad câeküm Rasûlünâ yübeyyinü leküm kesîren mimmâ küntüm tuhfune minel Kitâbi ve ya'fu an kesîr* kad câeküm minAllahi nurun ve Kitâbun mübîn;)

“Ey kitâp ehli! Kitâptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apacık bir kitâp da gelmiştir.” Ehli kitâptan Hıristıyanlar ve Yahudiler kast ediliyor fakat bireysel olarak bakınca bu hitâbın içine biz de giriyoruz. Hakk yolcusu Mûseviyet mertebesinde Tevrâti bölüm ile ehli kitâp oluyor, İsevîyet mertbesinde ise İncili bölüm ile ehli kitâp oluyor, Muhammedîyyet mertebesinde ise kendisine nur ve apaçık bir kitâp geliyor. Elimizde kağıttan içine baskı yapılan kitâp değildir Kûr’ân-ı Kerîm, bunu böyle değerlendirdiğimiz için içindeki nûru farkedemiyoruz. Bâtıni hâlinin nûrdan ve mânâlardan ibâret olduğunu ve apaçık kitâp olduğu burada dâhi bahsedildiği halde bizler bunu anlayamıyoruz. Bizler bu vasıfları alarak kendi anlayışımızdaki şekle büründürmü-

şüz. Bu nedenle de Allah’ın indinde olan İslâmiyetin yanında kulun indinde olan bir İslâmiyet anlayışı daha oluşmuştur. İşte bu nûr, Allah’ın indindeki İslâmiyyetin idrâk edilmesidir, beşerin indindeki İslâmiyeti anlamaya çalışan şartlanmaları doğrultusunda bakar ve bu nûru ve apaçık kitâp hâlini göremez.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)