İçeriğe atla
En'âm 50Cüz 7 · Sayfa 133

En'âm Sûresi 50. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Kul lâ ekûlu lekum ‘indî ḣazâ-inu(A)llâhi velâ a'lemu-lġaybe velâ ekûlu lekum innî melek(un)(s) in ettebi'u illâ mâ yûhâ iley(ye)(c) kul hel yestevî-l-a'mâ velbasîr(u)(c) efelâ tetefekkerûn(e)

De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

En'âm Sûresi

“Kul lâ ekûlu lekum ‘indî hazâ-inu(A)llâhi velâ a’lemu-lġaybe velâ ekûlu lekum innî melek(un) in ettebi’u illâ mâ yûhâ iley(ye) kul hel yestevî-l-a’mâ velbasîr(u) efelâ tetefekkerûn(e)” De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” (6/50)


(a’ma) dan kasıt görmezlik, görmezlikten kasıt, “vücûd-u Hakk-ı” görmeyip, Onun yerine, nefsini, taşı, toprağı ve tabiatı görüp, onları gerçek zannederek kişinin Hakk’tan perdelenmesidir.

Bu ve benzerî Âyet-i Kerîme’ler, bu hususu açık olarak ifade etmektedirler. Bura da ifade edilen körlük zâhiri baş gözü körlüğü değil, bâtınen hakikatin görülmesi lâzım geldiği halde görülememesidir. Bu hakikat ise, eşyada sâri ve câri olan Hakk’ın zuhurunu hiç bir kıyas ve şarta bağlı olmaksızın müşahede etmektir.

Eşyayı ve âlem-i, sadece şey’iyyet ve madde olarak görmek zâhirini görmektir ki, bâtın-î manâ da körlüktür. İşte işin aslı bâtın-î gözümüzü açmaktır. Bu ise irfaniyyet eğitimi ile elde edilebilecek bir husustur. Gerçek ma’nâ da gözü açık olanların söyledikleri söz. Hz. Alî kerremallahu veche efendizin söylediği sözüdür ki, (Görmediğim Allah-a ibadet etmem) hükmündedir. Bu söze bazı “tenzih”î bakışla bakıp anlamak isteyenler belki anlamakta zorlanacaklardır ama gerçek olan bu sözdür.

Ehlullah’tan birine (Allah-ı (c.c.) lühü görmek mümkünmü?) diye sormuşlar, o da cevaben (görmemek mümkünmü?) diye onlara sormuş. Böylece hem soruyu gerçek haliyle cevaplamış, hem de ayrıca soruyu soran kişiye de düşünme yolunu ve bilgisinin tekrar araştırılmasının lâzım geldiğini nezaketle ifade etmiştir. Bu hususların hepsi birer ilm-î fetihlerdir.[30]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)