Yâ benî âdeme kad enzelnâ ‘aleykum libâsen yuvârî sev-âtikum verîşâ(en)(s) velibâsu-ttakvâ żâlike ḣayr(un)(c) żâlike min âyâti(A)llâhi le'allehum yeżżekkerûn(e)
Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(26) Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâ ve libâsut takvâ zâlike hayrun, zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekke-rûn.)
“Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek
giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takvâ elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın Âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.” Bu elbise iç bünyemizdeki mânâyı gizlemek için giydirilen beden elbisesidir. Böyle bir madde bedenimiz olmasa dünyada mânâların barınabileceği bir yer olamayacak ve hepimiz hayâli sülietler gibi oluruz ve iletişimimizde olmaz. Ayrıca bu elbise yâni beden içinde elbiseler indirdik ki, kullandığımız giyeceklerdir. Takvâ elbisesi, iç bünyede verilen mânâları kullanarak ortaya çıkarmaktır. Bu da tatbik edilerek olur, örneğin namaza başlarken namaz elbisesi giyiyoruz ve hûşû ile namaz fiilinin içine giriyoruz, buradaki takvâ elbisemiz namazdır. Şeriat mertebesinde fiiller takvâ olurken, esas takvâ Âdem (a.s.) dan bize verese-miras gelen “ve nefahtü” hakîkatini unutmamaktır.
Bu anlattığımız Âyetler zât mertebesinin hakîkatleridir, umulur ki bunları düşünüp, zâten sizde mevcût olan bunları ortaya çıkarırsınız. Cenâb-ı Hakk bunu bizlerden bekliyor çünkü bunu yapacak herşeyi bize vermiştir, elbise elbise üstüne giydirilince bunlar biraz kapalı kalmış fakat siz bunu umarım ki ortaya çıkarırsınız diyor.