Yevme yunfeḣu fî-ssûri fete/tûne efvâcâ(n)
Bu, sura üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
Nebe' Suresi'nin 18. ayeti, kıyamet gününün tasvirini sunarak, sura üfürülme anını ve insanların bu olaya nasıl tepki vereceğini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Ayet, 'sur' ve 'fevc' gibi merkezi kavramlar aracılığıyla ahiret inancının temel unsurlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nefh' (نَفْخ) kelimesini bir şeye hava üflemek olarak tanımlar. Ayetteki 'yünfehu' (يُنفَخُ) ifadesi, sura üfürülerek kıyametin başlangıcını ve dirilişi tetikleyen ilahi bir emri ve eylemi ifade eder. Bu, cansız bir şeye hayat üfleme veya bir sesi çıkarma anlamında mecazi bir kullanımdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nefh' fiilinin Kur'an'daki kullanımının genellikle bir şeyin içine ruh veya can üfleme anlamında olduğunu belirtir. Nebe' 18'deki 'yünfehu fi's-sûr' ifadesi, sura üfürülerek ölülerin diriltilmesi ve haşrin başlaması gibi büyük bir olayın mecazi anlatımıdır. Bu, ilahi kudretin bir tezahürüdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nefh' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi bir yaratma veya canlandırma eylemiyle ilişkili olduğunu vurgular. Sura üfürülme, kozmik bir olayın başlangıcı olarak, Allah'ın mutlak iradesini ve kudretini gösterir. Bu eylem, dünyanın sonunu ve yeni bir varoluşun başlangıcını sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sûr' kelimesinin genellikle boynuz veya boru anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'daki kullanımı ise kıyametin kopuşunu ve yeniden dirilişi ilan etmek için üfürülecek olan özel bir alettir. Bu, ahiret inancının merkezi bir sembolüdür ve ilahi bir uyarıcı görevi görür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sûr' kelimesini 'sûret' (şekil) kelimesiyle ilişkilendirir, ancak Kur'an'daki 'sûr'un kıyamet borusu olduğunu açıkça ifade eder. Bu, Allah'ın emriyle üfürülecek ve tüm canlıların ölümüne ve ardından dirilişine neden olacak olan büyük bir borudur. Ayetteki kullanımı, bu kozmik olayın merkezindeki aracı işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sûr' kelimesinin Kur'an'da ahiret inancının temel unsurlarından biri olarak kullanıldığını belirtir. Bu, sadece bir ses çıkarma aracı değil, aynı zamanda ilahi bir işaret ve evrensel bir değişimin habercisidir. Nebe' 18'deki bağlam, surun üfürülmesiyle birlikte insanların toplanma sürecinin başlayacağını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ety' (إتيان) fiilinin bir yere ulaşmak, gelmek veya varmak anlamlarına geldiğini açıklar. Nebe' 18'deki 'fet'tûne' (فَتَأْتُونَ) ifadesi, sura üfürüldükten sonra tüm insanların hesap vermek üzere toplanma alanına gelmesini ifade eder. Bu, ilahi çağrıya icabet etme zorunluluğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ety' fiilinin hem fiziksel olarak gelmeyi hem de bir olayın gerçekleşmesini ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'fet'tûne', insanların diriliş sonrası mahşer yerine doğru akın etmesini, yani kıyamet gününün kaçınılmaz bir gerçeği olarak toplanmalarını anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fevc' (فَوْج) kelimesinin bir grup, topluluk veya kalabalık anlamına geldiğini belirtir. 'Efvâcen' (أَفْوَاجًا) ifadesi, insanların kıyamet günü tek tek değil, belirli gruplar halinde, belki de amellerine göre ayrılmış bölükler halinde geleceğini mecazi olarak ifade eder. Bu, mahşer yerindeki düzeni ve çeşitliliği gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'fevc' kelimesinin hızlı hareket eden bir grup anlamına geldiğini vurgular. 'Efvâcen' ifadesi, insanların sura üfürüldükten sonra büyük bir hızla ve kalabalıklar halinde toplanma alanına doğru akın edeceğini anlatır. Bu, kıyamet gününün dehşetini ve insanların telaşını yansıtır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'fevc' kelimesinin bir topluluğun veya grubun bir araya gelmesi ve hareket etmesi anlamında kullanıldığını belirtir. Nebe' 18'deki 'efvâcen' ifadesi, insanların kıyamet günü farklı gruplar halinde, belki de inançlarına veya amellerine göre ayrılmış olarak toplanacağını, bu durumun ilahi adaletin bir yansıması olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.