Felyenzuri-l-insânu mimme ḣulik(e)
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
Târık Suresi'nin 5. ayeti, insanın kendi yaratılışını tefekkür etmeye davet edildiği temel bir sorgulamayı içermektedir. Ayet, insanın varoluşsal kökenini düşünmesini ve bu düşünce aracılığıyla Allah'ın kudretini idrak etmesini amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nazar' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple düşünmeyi, tefekkür etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'felyenzur' ifadesi, sadece fiziksel bir bakıştan ziyade, yaratılışın ardındaki hikmeti ve kudreti idrak etmeye yönelik derin bir düşünceyi, teemmülü vurgular. (el-Müfredât, s. 794)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'nazar' kelimesinin Kur'an'da genellikle ibret alma, ders çıkarma ve derinlemesine düşünme bağlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı da insanın kendi varoluşsal kökeni üzerine düşünerek Allah'ın kudretine delil bulmasını amaçlar. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 493)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nazar' kavramının sadece duyusal algılamayı değil, aynı zamanda akli bir faaliyeti, yani bir şeyi anlamak ve değerlendirmek için zihinsel bir çabayı da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'felyenzur' emri, insanın kendi yaratılışını bir ibret vesilesi olarak görmesi ve bu yolla Allah'ın varlığına ve birliğine ulaşması gerektiğini ima eder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 187)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'insan' kelimesinin 'ünsiyet kuran, alışan' anlamındaki 'üns' kökünden geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-insân' ifadesi, genel olarak insan türünü kapsar ve her bir bireyin kendi yaratılışını sorgulamasını teşvik eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 480)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'insan' kelimesinin 'nisyân' (unutmak) kökünden geldiği görüşünü de aktarır, çünkü insan unutmaya meyillidir. Bu ayetteki 'el-insân' ifadesi, insanın unutkanlığını aşarak kendi varoluşsal gerçeğini hatırlaması ve yaratılışını düşünmesi gerektiğini vurgular. (el-Müfredât, s. 83)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'insan'ın 'nâtık' (konuşan) ve 'müfekkir' (düşünen) bir varlık olarak tanımlandığını belirtir. Ayetteki 'el-insân'a yapılan hitap, onun bu düşünme ve akletme yeteneğini kullanarak kendi yaratılışındaki mucizeyi idrak etmesi gerektiğini ifade eder. (el-Külliyyât, s. 156)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'halk' kelimesinin 'takdir etmek, bir şeyi ölçüyle yapmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'hulika' ifadesi, insanın belirli bir ölçü ve düzen içinde, Allah'ın takdiriyle yaratıldığını vurgular. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 278)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'halk' kelimesinin 'yoktan var etmek, bir şeyi örneksiz olarak meydana getirmek' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'hulika' fiili, insanın daha önce var olmayan bir durumdan Allah'ın kudretiyle varlık âlemine çıkarıldığını ve bu yaratılışın benzersizliğini işaret eder. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 509)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'halk' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak yaratıcılık sıfatını ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'hulika' fiili, insanın kendi varoluşunun kaynağını ve bu kaynağın ilahi kudret olduğunu düşünmesi gerektiğini vurgular. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 215)
Târık Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
5 - Onun için insan neden yaratıldığına (halk edildiğine) bir baksın. (86/5)
خُلِقَ مِن مَّاء دَافِقٍ {الطارق/6}
“Hulika min mâ-in dâfik”