Rûh
✓ OnaylıEmr âleminden üflenen ilâhî nefha; bedenin hayat kaynağı.
Aziz dostum, sohbete hoş geldin. Önümüzde öyle bir derya var ki, nice ârifler kıyısında durup hayranlıkla seyretmiş, nice sâlikler bir damlasına vasıl olmak için ömürler tüketmiş. Bu deryanın adı Rûh’tur. O, Cenâb-ı Hakk’ın insana kendi Zât’ından bir nefes, bir sır olarak üflediği latîf cevherdir. Kur’ân-ı Kerîm, "Sana rûhtan soruyorlar. De ki: 'Rûh, Rabbimin emrindendir'..." (İsrâ, 85) buyurarak, onun hakikatinin beşerî akılla tam olarak kuşatılamayacağını, ilminin yalnızca Hakk’a ait olduğunu en baştan bize bildirir. Bizim vazifemiz, bu sırrı akıl terazisinde tartmak değil, o sırrın tecellî ettiği kendi varlığımızda onu hissetmek, onunla hemhâl olmaktır. Terzibaba İrfan Mektebi’nde bizler, rûhu kuru bir bilgi olarak değil, yaşayan, tecrübe edilen, silsileden silsileye feyzi akan bir hakikat olarak görürüz. Bu sohbetimizde, rûhun ne olduğunu, ne olmadığını, onun beden ve nefs ile olan münasebetini, mürşidlerin bu yolda bize nasıl bir ayna olduğunu onların kendi lisanıyla anlamaya gayret edeceğiz.
Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Terzibaba - Necdet Ardıç
259x“Tur-u Sina’ya bir gün çıktığında, Tevrat’tan dokuz emri aldığında, Tuvada da kendini bulduğunda, İşte o zaman Mûsâ’ya (a.s.) benzersin. Rûh’ul Kudüs’ten nasib alırsan, İlâhi’den bir kelime alırsan, Nefs-i Meryemden de hemen doğarsan, İşte o zaman İsâ’ya (a.”
Vahiy ve Cebrâîl

Ahmet Avni Konuk
205x“Eğer bal gibi olan insân-ı kâmilin sıfât-ı rûhâniyyeden zâhir olan nasîhatleri sirke gibi olan insân-ı nâkısın nefsânî sıfatlarına karşı vâki' olmazsa rûh kati üzerine amel eder" buyurulur. Ve hadîs-i şerîfte dahi فکل میسر لما خلق له ya'ni "Her bir kimseye yaratılmış olduğu şey için kolaylık verilmiştir" buyurulmuştur.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11

Ahmet Avni Konuk
134x“Zîrâ rûh ve ma'nâ, su ve cisimler bu suyun aktığı ırmak gibidir. Nitekim bu ma'nâ II. cildin 1025, 1026 numaralarına müsâdif olan beyt-i şerîflerde de şöyle buyrulmuş idi: “Eğerçi sultânın cismi sûrette birdir, onun yüz binlerce askeri arkasındadır.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Ahmed Avni Konuk
127x“Ve kezâ bu his gözünün ve kulağının altında rûhun gözü ve kulağı vardır. Rûh gözü his gözünün gördüğü sûretlerden ibret alır; ve rûh kulağı da his kulağının işittiği sözlerden hikmet alır. Binâenaleyh rûh gözünün gıdâsı "ibret" ve rûh kulağının gıdâsı da "hikmet"tir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

Ahmet Avni Konuk
123x“Ya'ni Ayaz der ki: “Benim bu çarığımı ve kürkümü böyle saklamamdaki sır ve hikmet; bir himmet sâhibinin indinde canın sırları olur. Zîrâ can mûcidini âriftir. Mâsivâ-yı Hakk'a mültefit değildir. Binâenaleyh rûh, çank ve posteki mesâbesinde olan cismin lezzetini müdriktir. Fakat nefsânî ve cismânî olan alçaklardan bu sır ve hikmet ma'denin la'l cinsinden olan cevherinden daha mahfûzdur ve örtülüdür.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Ahmed Avni Konuk
90x“Cevâb: His gözlerinin verdiği ilim üzerine vâki' olan akl-ı maaşın muhâkemesine nazaran Mesnevî-i Şerîf bitmemiştir; fakat rûh ve kalb gözünün verdiği ilim üzerine vâki' olan akl-i maâd gözünün müşâhedesine nazaran Mesnevî-i Şerîfin elfâz ile söylenebilecek kısmı bitmiştir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Ahmed Avni Konuk
81x“Zîrâ cismin hükümlerinden zâil olan her bir hüküm yerine bir hükm-i rûhânî kāim olur. Ve bu cismin iki râkibi vardır ki, biri rûh, diğeri nefistir. Nefis râkib olduğu vakit cism öküzü onun sevk u idaresinde bulunur ve sâha-i fesâdda kuvvetli olarak koşar ve önüne geleni süser; ve rûh ise kendi âleminde yaya ve âciz kalır.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Ahmet Avni Konuk
79x“"Çîne", kuş yemi; "nukl", meze ve gıdâ. Ya'nî, o kimsenin ruhunun yemi ve gıdâsı hep senin huzûr-ı irfanındadır. O rûh güvercini yukarıda kanat çarparak senin ma'rifet-i ilâhiyye tuzağının sarhoşudur. 2012. Ey fetih ve fütûh! Eğer rûh senin şükrünün edasında bir dem hayırsızca münkir olursa.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12

Terzibaba - Necdet Ardıç
79x“Akl-ı evvele "Celâl ve heybetle nazar" etmesinden murâd akl-ı evvelin mebde'-i gayriyyet olan "mertebe-i rûh"a tenezzülüdür ve bu tenezzülden hâsıl olan gayriyyet perdesi ile vücûd-ı mutlakın örtünmesidir. Zîrâ nazar-ı Cemâl vech-i Hakk'ın kendi Nûru ile tecellîsidir ki, bunda örtünme yoktur.”
Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)

Ahmed Avni Konuk
79x“Ey can, yani ey mürid (tasavvuf yoluna girmiş kişi), o aynanın yüzüne benliğinin harareti ile çıkardığın itiraz nefesini vurup buğulandırma ve bulandırma! Mürşid-i kâmil, cismâniyyet gamı ve sıkıntısı içinde kalan rûhun aynası- dır. Rûh bu âlem-i keserâtın gamı ve hüznü içinde bunalmış kalmış olduğun- dan, kendi aslından gâfildir. O kendisini ancak mürşid-i kâmilin âyînesinde müşâhede edebilir.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Ahmet Avni Konuk
58x“Bu beyt-i şerîfde makābir-i evliyâya teveccühün fâidesi beyân buyurulmuşdur. Dervişin birisi şeyh Rükneddîn Alâüddevle hazretlerine şu suâli sordu: "Rûh bedenden taallukunu kestikden sonra, cismin toprak içinde idrâki kalmaz ve âlem-i ervâhda ise hicâb yokdur; binâenaleyh bir kişinin kabri üzerine gidip de rûhuna teveccüh etmenin ne fâidesi vardır?”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

Terzibaba - Necdet Ardıç
58x“” İlâhi ilimde var olan bütün A’yân-ı sabiteler, zûlmet-ten çıkıp “Rûh” tan birer elbise giyerek “Nûr” âlemine ulaş-tılar; orada da “Nûr” dan bir elbise giyip daha belirgin hale geldiler, fakat daha henüz ellerinde maddi mânâda araçları ol-madığından zâhir âleme çıkamıyor idiler.”
Nûr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
51x“) “ve eyyedna hu birûh’ül kûdüs” “biz onu rûh’ül kûdüs ile destekledik” hükmü ile beşeriyetinden necat bulup gök ehli oldu. 6. Necat-ı Muhammed-i âlemde (azb) azab anlayışını rahmet an-layışına döndürüp, “Rahmeten lil âlemiyn” hükmü ile âlemlere rahmet olmaktır. 7. Fırka-i Naciye : Bütün fırkaların (topluluk) hepsini kendi bünye-sinde toplayıp bulundukları yerdeki haklarını vererek onları da bünye-sinde toplayarak...”
Enbiyâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
49x“Bu kitabın içerisinde, yukarı da ki, Âyet-i Kerîme’de bahsedilen inci, ve mercanların çıkarıldığı, Rûh ve nefs, iki deniz olan insân varlığının gönül âleminden zuhura çıkarılan değerleridir. Aslında insân’ın zâhir badeni de bunların tegâh-ı dır.”
İnci Tezgâhı (1)

Ahmed Avni Konuk
47x“İmdi Çelebi Hüsâmeddîn hazretlerinin müşâhedât-ı gaybiyyeleri, ikinci sınıftan olduğundan, cenâb-ı Pîr buyururlar ki: "Senin gayb gözün, ya'ni kalb ve rûh gözün, âlem-i gaybın kendi gibi üstâd ve muallimdir. Bu kalb gözüyle görüş ve ona göre hükümde insâf, bu cihândan, ya'ni bu âlem-i kesâfetten eksik olmasın ve bu gibi sahib-i velâyet kimseler bu âlemde dâimâ zuhûr etsin.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Terzibaba - Necdet Ardıç
43x“Aslında o günün insanı için doğru bir anlatım olan bu benzetme bugün yâni İslâmiyetin gelişinden sonraki anlayışa göre daha değişiktir. Bugün artık anlaşılmaktadır ki rûh parçalanmaz bir bütündür ve bütün varlığı sarmış ve bütün varlığa camîdir. Ancak nerede ne kadar zuhura gelmesi gerekiyorsa orada o kadar zuhura gelmektedir.”
Yehova Şahitleri ile Mülâkât

Ahmed Avni Konuk
42x“Yani ruh, nuranî ve soyut bir cevher olduğu için, Arapların dilde onu dişi kabul etmelerinden bir korku yoktur; çünkü hakikatte ruhun erkeklik ve kadınlık ile asla bir ilişkisi ve ortaklığı yoktur. Ya'nî rûh bir cevher-i mücerred-i nûrânî olduğu için Arabların lisanda onu müennes i'tibâr etmelerinden bir korku yoktur; çünkü hakikatde rûhun erkeklik ve kadınlık ile aslâ bir münasebeti ve iştirâki yoktur.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Ahmed Avni Konuk
41x“Ve hakikatte kalbin derdi ve ıstırabı da ancak budur. Bu sebeple kalbin isteği ancak onun derdinde gizlidir. Zîrâ ay mesâbesindeki rûh, ancak zulmet-i tabîiyye ve beşeriyyede cilvelenir; ve o vakit ondan esbâb-ı tabiiyyeyi yırtmak halleri vâki' olur. Gönlün murâdını ancak gönül derdinde iste.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4

Terzibaba - Necdet Ardıç
36x“” ************* Bu Âyet-i Kerîme de dikkat çeken kelime “Rûh’ul Kudüs” tür. Sayısal değeri (200+6+8+1+30+100+4+ 60= 409) dur toplarsak, (4+9=13) tür. Diğer ismi (Cebrâil) in sayı değerleri (3+2+1+1+10+30=247) dir. Toplarsak, (2+ 4+7=13) eder ki, her iki isminde bağlı olduğu yer (13) çok açıktır.”
Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah

Terzibaba - Necdet Ardıç
34x“Burada kısaca özetlersek: ------------------- Arz ile semâ arasında yollar vardır. Rûh ve melekler arza bu yollardan gelir giderlerler. Âdem babamız ve Havvâ annemiz cennetten arza bu yollardan biriyle indiler. Cennet ve cehenneme gidişimiz de bu tür yollardan olacaktır.”
Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
34x“Lakin bu halinden vazgeçmez ise o zaman kişi de kıyamet alametlerinden İsa a.s zuhur etmesi (fenafillah) bâtınen gerçekleşmiş ve bu ilahi kudsî ruh ile ve kuvvetleri ile deccalini öldürmesi gerekmektedir. Burada nefs deccal olarak vasıflanmakta ama bu nefs, Nefsi Emmarenin basit bir şekilde ayaklanması değil rububiyet hakikatlerini görmüş ve akletmiş bir nefistir.”
Secde Sûresi

Ahmet Avni Konuk
30x“Mademki onun canı hep ateştir, nur değildir, yakıcı olan ateşe kabuklardan başkasını kim bırakır? Mademki o fakihin canı, doğuştan gelen hararetten (sıcaklıktan) kaynaklanan hayvanî ruh mertebesinden henüz ilâhî nur olan izafî ruh (Allah'a nispet edilen ruh) mertebesine yükselmemiştir ve hayvanî ruh ile yakıcı bir ateş gibi kibir, haset ve kendini beğenme gibi birtakım nefsanî sıfatlarla nitelenmiştir; bu sebeple...”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
26x“Ve hissi işâretler, cisimler âleminin gereklerinden olduğundan bu âleme bilinen insânî zâhiri hisler ile işâret etmek mümkün değildir. Bu mertebede her bir rûh kendini ve kendi benzerini ve kendi kaynağı olan Hak Sübhânehû ve Teâlâ Hazretlerini idrâk etmektedir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: (A’râf, 7/172) اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى “Elestü birabbiküm kalû belâ” “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?”
TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)

Terzibaba - Necdet Ardıç
26x“İlk neş'e. İlk neş’e nedir − − − − − − − − − ? "Venefahtü" (Adem'e üflenen rûh) “venefahtü” nedir − − − − − − − ? "küntü kenzen" (Gizli hazine) idim "küntü kenzen" nedir − − − − − ? "Â'ma" nın görüşü (zuhura çıkma) O nasıl iş − − − − − − − − − − − − − ?”
Terzi Baba (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
25x“HAKK’ tan herbirerlerimize yardım etmesini, gayret, gönül açıklığı ve rûh derinliği vermesini niyaz ederim. 20/,03/2006 Necdet Ardıç Terzi baba Tekirdağ Kûr’ân-ı keriym’in bazı Âyetlerinde geçen (uğursuz) luk ifadeleri.”
13 ve Hakîkat-i İlâhiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
24x“Â’maiyyete tüm eminlik ile Zât-ın gelini ( رَحمَن ) Rahmân zuhûru olunca, Rahmetin’den âşıkların başlarını kesip ateş, hava, su, toprak unsurları dağılıp aslına gidin- ce, rûh hür olup aslı olan nefesi Rahmâni ile buluşur. Dâire tamam olup, seyri sülûk tamam olunca tekrar eski bedene Hakk’ani kimlik ile dönülür.”
Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç
23x“) 42/52: (Ey Rasûlüm) ”işte sana da böyle emrimizden bir rûh (Kûr’ân) vahy ettik. Sen bilir değildin ki, kitap nedir, îman nedir ve lâkin biz onu bir nûr ca’l ettik; kıldık, onunla kullarımızdan dilediğimizi hidâyete erdiririz ve şüphe yok ki, sen bir doğru yola rehberlik edersin.”
Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)

Terzibaba - Necdet Ardıç
23x“Bunlar tabî mîsaldir. Buna gönül kuşu, rûh kuşu da diyorlar. İşte o kuş bizde vardır ancak beden kabrinde hapistir. (82/4) – “ Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,” hür olacaklardır. ------------------- عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْ ~ ~ ~ (82/5) - Alimet nefsum mâ kaddemet ve ahharat.”
Namaz Sûreleri (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“Yânî âfâk ve nefslerde müşahede edilen görünme yerlerinde Hakk'ın zâhir olması ve âfâk ve nefslerin Hak ile kâim bulunması, rûhun cesette açığa çıkması ve cesedin rûh ile kıyâmı gibidir. Bundan dolayı Hak senin hüviyyetin ve bâtının; ve sen Hakk'ın sûreti ve zâhirisin. Bununla berâber Hak, rûh değildir; belki rûhun rûhudur.”
Hadîd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“Âdemiyyet’le Mûseviyyet’in ilgisi şudur ki; Âdem’e üflenen (ve ne fahtü) “Rûh-u Sûltani” mertebesi, Âdemiyyet ile Mûseviyyet arası faaliyet gösteren (Rûh) mertebesi olmasıdır. (Yeri gelince tekrar ele alacağız.) Yeri gelmişken küçük bir benzeyişe daha dikkat çekmek isterim. O da şudur: Lâtin harfleriyle yazıldığında, آدَمُ (Âdem) ve عَدَمُ a’dem kelimelerinin birbirinden ayrılmasının çok güç olması, عَدَمُ : a’dem...”
Altı Peygamber — Hz. Âdem
Terzibaba - Necdet Ardıç
21x“Ve inşeallah KAVUŞAN’lardan olur, sıla hasreti çeken o rûh. (6) RE: DOĞDULAR, YAŞADILAR HİKÂYESİ VE HAYAT KESİTİ ÖDEVİ. Mu…… Pa…. 27 Kasım 2012 00:18:21 Hayırlı akşamlar Mu...çığım. Yazıların oldukça güzel olmuş. Eline, diline sağlık.”
Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi

Terzibaba - Necdet Ardıç
20x“Çünkü zâten bu kişiler vaktiyle bâtıni değerlerini yerlerine ulaştırmışlardır yâni nûrunu Nûr âlemine, rûhunu Rûh âlemine, idrâkini Hakk’ın ilmine ulaştırmışlardır. Bu hususta ehlullah’tan biri şöyle demiştir; “ B...”
Ahzâb Sûresi

Ahmet Avni Konuk
19x“Bu mertebede her bir rûh kendini ve kendi mislini ve kendi mebdei olan Hak Sübhânehû ve Teâlâ hazretlerini müdriktir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de بَلَــىألَسْــت ُ بِرَبِّكُــم ْ قَالُــو(A’râf, 7/172) [Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”
TB. Fusûs Mukaddimesi

Terzibaba - Necdet Ardıç
19x“Çünkü insan sûretinin devamlılığı ve hayâtı ve insanlığı ve ilâhî kemâlâtı tahsîli ve ilâhî sûret üzere mahlûk olmasıyla vasfedilmesi, bâtını olan rûh sebebiyledir. Böyle olunca âlemin sûretlerinin hepsi, Hakk'ın lisanları olup Hakk'a senâ ile konuşucudur. Ve işte bunun için (Fâtiha, 1/1) “El hamdu lillâhi rabbil âlemîn” yânî "Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsûstur" dedi ki, senânın, sonuçları, ona dönücüdür...”
Saff Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
19x“Kûr’ân âyetleri incelenecek olursa Rûh kelimesinin Kûr’ân’da üç anlamda kullanıldığı görülür. 1. Cebrâil (a.s.) adı olarak; Bakara 2/87, “ve eyyednahü birûh’ul kudüsi” ve diğerleri 2. Vâhy mânâsında; Nahl 16/2, “yünezzilül melâikete birûhi min emrihi” ve diğerleri 3.”
Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
18x“İnsânın yapısında dört ana hakikat vardır. 1. Akl 2. Rûh 3. (Nefs) Nûr 4. Beden’ dir. “ Rûh” ile “Beden” in birleşmesinden, yarı lâtif yarı kesif bir varlık ortaya çıkar, ki; adı “nefs” tir. İnsânda ki karşılığı “ Esmâ- Nûr-Rububiyyet” mertebesidir.”
Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
18x“Şu hâlde o haz-reti, yahûdîler وَمَا قَتَلُوهُ (Nisâ, 4/157) buyurulduğu üzere, “katletmediler”; belki o hazret kendi kendine teslîm-i rûh eyledi. وَمَا صَلَبُوهُ (Nisâ, 4/157) buyurulduğu üzere dahi, feth-i “sâd” ile “salb etmediler, ya'ni kemiğini çıkarmadılar”. وَلَكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ (Nisâ, 4/157) buyurulduğu üzere, “Velâkin maslûbâna, ya'ni kemiği ihrâc edilmiş olanlara müşâbih oldu”.”
Kelime-i Îseviyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“Çünkü zâten bu kişiler vaktiyle bâtıni değerlerini yerlerine ulaştırmışlardır yâni nûrunu Nûr âlemine, rûhunu Rûh âlemine, idrâkini Hakk’ın ilmine ulaştırmışlardır. Bu hususta ehlullah’tan biri şöyle demiştir; “ Bu dünyâya gelenler giderken iki şeyden hâli kalmadılar, ya canlarını ten eyleyip gittiler (ki bu zarûri ölümdür) ya tenlerini can eyleyip gittiler (ki bu da “ölmeden önce ölünüz” hükmüyle belirtilen...”
Ölüm ve Kıyâmet Hakkında

Terzibaba - Necdet Ardıç
17x“İşte bundan sonra bu sâlik (وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ) “Ve eyyednâhu birûhul kûds ”ün [19] Rûh’ul kûdsi hakîkat-i ile desteklenmiş. Nefha-i ilâhiyyesi ölü bedenleri diriltecek hâle gelmiş olur. Bu kişi kendine asıl, Efendi Babam-a vekil olarak görev alır. Efendi Babam-ızdan sonra ister, Efendi Babam-ızdan sonraki kişiye bağlanır, isterse görevini çevresindekilere faydalı olmak için bireysel olarak...”
Târık Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
15x“) a yüklemiş olduğu Sultanî rûh yâni “ve nefahtü” Mûsevîyyet mertebesine kadar olan seyir içerisinde faaliyettedir. Bunun yanı sıra insânda bu rûhtan başka mâdeni, bitkisel ve hayvani olmak üzere çeşitli rûhlar bulunmaktadır.”
Meryem Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
13x“Nebeviye değil de nebviyedir. ------------- 1.Paragraf: Şiir: Birinci ma'nâ: Rûh,ya mâ'-i Meryem'den veya Cibrîn'in nefhınden, tıynden mevcûd olan beşer suretinde, Siccîn tesmiye ettiğin tabiattan, zât-i muhtahharada mütekevvin oldu.”
TB. Kelime-i Îseviyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
13x“Terzioğlu ise; Aslında kendimize Terzi Çırağı deyip, Efendi Babamızın lûtfedip kabul buyurduğu ismin ma’nâsı- nı yâni bâtınını teşkil etmekte olduğu için, şükründen aciz olarak Terzi Babam’ın, Rûh evlâdı olmamız hasebiyle Terzioğlu da bâtınımızda ki soy ismimiz olmaktadır. Hayırlı akşamlar Muratçığım. İzin'iniz hayırlı olsun sağlık sıhhatle güzelce geçirirsiniz İnşeallah.”
Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz Oyücedir, hüküm ve hikmet sahibidir. 52, 53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık.”
Şûrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“Rûh denilen şey esmâ ve ef’âl âleminde zuhûra geliyor. Bizler kendimizi iki yapılı yâni bir bedenimiz bir de rûhumuz var diye biliriz. Bedenimiz izâfi bir bedendir der ve ötesine geçerek rûhumuz var deriz, işte bu rûhumuz bile izâfidir, isimlendirilmiştir.”
Gülşen-i Râz ve Şerhi (1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
12x“HAKK’ tan herbirerlerimize yardım etmesini, gayret, gönül açıklığı ve rûh derinliği vermesini niyaz ederim. NECDET ARDIÇ UŞŞAKİ TERZİ BABA TEKİRDAĞ Muhterem okuyucularım: Terzi baba kitabının toparlanmasını ve yazılımını neticelendir-dikten sonra, nasıl bir yol izliyeyim diye düşünmeğe başlamıştım.”
İrfan Mektebi ve Hakk Yolu

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“Üçüncüsü, insân-ı kâmilin “fenâ-fillâh” ve “bakâ-billâh” hâlidir, şimdi, “mevt-i ıztırârî’’ vukûunda havâss muattal olup, rûh âlemi keşf olacağından, ölen kimsenin nazarında âlem-i sûret ve semâ ve yıldızlar ve felek kaybolur ve başka bir âlem zâhir olur. Ve o âlemde herkes kendi fikir ve hayâlinin iç yüzünü, suret perdesi olmaksızın müşâhede eder. “Kıyâmet-i kübrâ” vuküunda ise, fezâda sûret-i arz bozulup, kesîf...”
Kıyâmet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“İnsân-ı kâmilin ilk zuhuru Rahmâniyyet mertebesi îtibarıyla rûhta olmaktadır yâni nefes-i Rahmâni yayıldığı zaman rûh mertebesi ortaya çıkmaktadır. Buradan da olan bir tecelli ile nûr mertebesi ortaya gelmektedir. Rûh ile nûrun iştirakinden de ef’âl mertebesi meydana gelmektedir.”
Risâle-i Gavsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
11x“Ve hadd senin zâhir ve bâtınına şâmildir. Zîrâ sûret-i bâkıye, onu müdebbir olan rûh ondan zâil olduğu vakit, insan olarak bâkî kalmaz; fakat onun hakkında "o, insan sûretine müşâbih bir sûrettir" denilir. Binâenaleyh o sûret ile, ağaçtan ve taştan olan sûret-i insâniyye arasında fark yoktur; ve o sûrete ism-i insân ıtlâkı hakîkat ile değil, mecâz iledir.”
Kelime-i Nûhiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
11x“Bu tecellî neticesinde her bir rûh, arzın kesbettiği istihâleye münâsib, yine arz cinsinden bir kisve-i taayyün ile zâhir olup cümlesi (Nebe’, 78/18) ya’ni “O günde ki sûra nefholunur, fevc fevc gelirler” âyet-i kerîmesi mûcibince fevc fevc ve takım takım zâhir olurlar. [39] Fusûsül Hikemde ise, Şehadet âleminin taayyünü zuhurlarına müsait olunmayan sonsuz esma-ı İlahiyenin zahirini ihtiva edecek olan bir taayyünde...”
Fâtır Sûresi

Ahmet Avni Konuk
11x“Gerçi katlolunan her çocuğun taayyünü, taayyün-i Mûsevî olmadığından, sûrette cehil vâki’ idi. Fakat onların her birine taalluk eden rûh, rûh-ı küllî-i Mûsevî’den bir cüz’ olduğundan hakîkatte ve ma’nâda aslâ cehil vâki’ değil idi. Binâenaleyh onun hayâtı, ya’ni Mûsâ yüzünden maktûl olan her bir çocuğun hayâtı hakîkatte Mûsâ’ya âit idi, ya’ni Mûsâ’nın hayâtı olmak lâbüddür; ve Mûsâ’ya âit olan o hayât dahi, ağrâz-ı...”
TB. Kelime-i Mûseviyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
10x“Öyle ki bu mahallin vücûdu olmaksızın ve onun ona tecellîsi bulunmaksızın, ona sûret zâhir olmaz idi. Hâlbu- ki Hak Teâlâ âlemin küllîsini, kendisinde rûh olmayan tâmmü'l-hilka vücûd-i cesed olarak halketmiş idi. Binâenaleyh gayr-ı mücellâ bir âyîne gibi idi; ve hükm-i ilâhînin şânındandır ki, muhakkak o, bir ma- halli ancak "nefh-i ilâhî” taʼbîr olunan rûh-ı ilâhîyi kabûl etmesi lâbüd olarak tesviye etti.”
Kelime-i Âdemiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“" Ya’ni, “Ey âdemoğlu, sana Hakk’ın izâfe buyurduğu bir rûh ve bir ma’nâ vardır ki, biz onun muhibbiyiz; ve senin o ma’nânı severiz ve senin o ma’nânı artırıp kuvvetlendiriciyiz. Nitekim Hak Teâlâ sûre-i Mü’min’de bizim hakımızda şöyle buyurur: (Mü’min, 40/7) “Arşı yüklenen ve onun etrâfinda olan melekler Rablerinin hamdiyle berâber onu nakaisdan tenzih ve vahdâniyetmi tasdik ederler ve mü'minler için mağfiret taleb...”
Mü'min (Ğâfir) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
10x“Ancak her ikisininde bütün beden üzerinde tesirleri vardır. İnsan dört asli halden oluşmuştur. Sırasıyla bunlar. Akıl, ruh, nefs, ve beden’dir. Ruh ile bedenin izdivacından nefsin mahalli ortaya çıkmış olur, kendinde her yöne uyabilecek kabiliyet vardır, “sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,” (91/8) Böylece kendinde iki zıt bir araya getirilmiştir, ancak kendi içindeki mücadelesi sonun da...”
A'yân-ı Sâbite

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“İnsânın dört mertebesi vardır: 1.Akıl, yani cüz ve küll. 2.Rûh, yani cüz ve küll. 3.Nefs, yani cüz ve küll. 4.Beden, yani dört unsur, toprak, su, ateş, hava. İşte bu dört değer insânın insân olmasını sağlıyorlar. Beden ile rûh yani madde ile mânâ birleştiğinde ikisinin arası yoğunlukta nefs dediğimiz varlık meydana geliyor ki ona ne madde diyebiliyoruz ne de rûh diyebiliyoruz.”
İnsan Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“Binâenaleyh o mertebelerin hâl dili ile “Toprak ve nutfede düşünmek olmaz ve inkâr ve ikrâr gibi haller bende olamaz” derdin ve düşünmeyi ve efkârı inkâr ederdin. Zîrâ düşünmek ve inkâr etmek için kalb ve rûh ve di-mâğ lâzımdır. 899. Vaktaki senin inkârın cemâdlıktan bitti, bu inkâr üzerine dahi senin haşrın sâbit oldu.”
Kâf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“İşte bizimde nefsani düşüncelerimizin hayâli, düşüncelerimizin, hayâli kurgularımızın birer ikişer direklerin, ortadan kalkmasıyla, o gök kubbe yâni çatı kendimize kurmuş olduğumuz hayâli dünyanın, semânın çatısı, yavaş yavaş böyle çatlamaya patlamaya başlar. Zâten, bu bizim başımızda bizi saran hayâl kubbesidir. İşte böylece nefsin hayvani ruh tarafı, gökyüzünün insân-i ruh gökyüzünden, ayrılması çatlamasıdır....”
İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
9x“Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. 193, 194, 195. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık bir Arapça ile indirmiştir. 196. Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.”
Şu'arâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“Zenginliği de aynı şekilde beşeri anlamda mal, mülk zengini zannediyoruz, oysa bu zenginlik rûh zenginliğidir. Daha önce sâdece kendine ait esmâ-i ilâhîyyeleri kullana-biliyor iken daha sonra Allah’ın bütün isimleri ile zengin-leşti. Bu zenginliği bulunmayan bir varlık bütün âlemlere nasıl rahmet edebilir, demek ki Efendimiz (s.”
Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“) “ve eyyedna hu birûh’ül kûdüs” “biz onu rûh’ül kûdüs ile destekledik” hükmü ile, beşeriyetinden necat bulup gök ehli oldu. 6. Necat-ı Muhammed-i âlemde (azb) azab anlayışını rahmet anlayışına döndürüp, “Rahmeten lil âlemiyn” hükmü ile âlemlere rahmet olmaktır. 7. Fırka-i Naciye: Bütün fırkaların (topluluk) hepsini kendi bünyesinde toplayıp bulundukları yerdeki haklarını vererek onları da bünyesinde toplayarak...”
Ramazan ve Oruç

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“) a kadar gelen kısmında ki, Rûh mertebesinin ismi “Rûh-u sûltân-î” dir. Burada ise Rûh-u Sûltan-î üzerine ayrıca (Rûh-ul Kûds) ile desteklenmesi ve daha yukarıya çıkılmasının yolu gösterilmektedir. İşte bu saha da kendi mertebesi itibariyle “Kûdsiyyet” ifade etmektedir.”
Tesbih ve Zikir

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“Çünkü bu seyrin aslında, İlmel yakıyn, aynel yakıyn, hakk’el yakıyn, olarak (3) seyr-i vardır. Birinci seyr, ef’al-madde, âleminde, ikinci seyr, esmâ-nûr, âleminde, üçüncü seyr ise, sıfat- rûh âleminde olur. Genelde yapılan seyr’û sülûk’lar ef’al âleminde ki seyer’i sülûklardır. Savaşmanın 4 ay da haram olması ise; Ayrıca (4) hâlde tecelli mertebeleri de vardır.”
Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“Hayal ve vehim ile hareket ederek bu isim kullanıldığında merkezden uzaklaşıp dengeyi bozarak depresyona girmiş, deli, ruh hastası vb. hitaplara maruz kalınmaktadır. Eğer gerçek anlamda seyr-i sülûk yoluna girip bu hayal ve vehimden nefsi arındırıp tanıyabilirsek işte o zaman Rabb-i Has’ımızı idrak ederiz.”
Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye

Nusret Tura
8x“Hayvanlıktan kurtulan âdem o zaman âdemliğini anladı. O gün tövbeler kabûl edildi. O gün hayvânî rûh kabz oldu. Bu bir kıyâmettir ki bâki ve diri kalan rûhlar, huzûr-u İzzet’te el pençe dîvan ve boyunları bükük kaldılar. Hazret-i Mevlânâ da sema' esnâsında öyle idi.”
Aşk ve Muhabbet Yolu

Terzibaba - Necdet Ardıç
8x“Aynı şekilde sohbetlerde de, sohbet yapılıyorken dört kanaldan o sohbetin verilmesi lâzım, ki o her kişi kendi kanalını bulsun alacağını oradan alsın; - Sohbette ilk önce ses gidiyor, bu sesin içerinde - mânâsı yüklü - rûh’u yüklü - nûr’u yüklü gerçek Kûr’ân-ı Nâtık olan bunları sesine yükleyip karşısındakine gönderir, işte “ve nefahtü” denilen hâdise, yani insânlardan aktarılan budur, çünkü o orada kendinden...”
Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x““Yani hakayiki nuranileri (nurlarının hakikatleri) ile zuhura gelmeleri ile” yek diğerinden ayrıldıktan sonra “yani her birerlerinin kendi hakikatleriyle meydana çıktıklarında böylece bunlar birbirlerinden ayrıldılar kahharın zuhuru başka, cebbarın zuhuru başka, cemâlin zuhuru başka, olduğu gibi diğer bütün esma-i İlâhiyyenin zuhurları başka ve zıt olarak ortaya çıktıktan sonra” Allah-u Teâlâ Hz.leri O ruh olan...”
Muhammed Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Sevgili Ozan: Atom bölümüne geçmeden evvel âlemlerin oluşumu-na kısaca bir göz atmamız gerekecektir; şöyle ki: Â’ma - Zât’ul Baht Ahad - Ahadiyyet İlâh - Ulûhiyyet = Vahidiyyet Zûlmet - karanlık Zât âlemi : İlm-i ilâhi Rûh’u A’zâm Â’yân-ı sâbite Râhman - Râhmaniyyet Rûh’ul Kuds : (Sıfat âlemi) : hayatın kaynağı, ilâhi ilmin belirlenmesi Rabb - Rûbubiyyet Nûr’u ilâhi, (Esma âlemi) : aydınlanma lâtif varlıkların...”
Furkân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Gıdâ-yı ma’nevîye gelince, bu gıdâ doğrudan doğruya rûh-i insânînin gıdâsı olan nûr-i ma’rifet ve şa- râb-ı aşk-ı İlâhîdir ki, onun âsârı cemî-i mevâtında zâhir ve hükmü cismâniyyet ve berzah ve rûh âlemlerinde câridir. 1084. Gönül her bir yârdan bir gıdâ yer; gönül her bir ilimden bir safâ götürür.”
Zâriyât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Bilinen ressama hangi bilgiyi veriyorsa bu bilgiye göre boyamak zorundadır. Ressamın vakti ile doğa resimlerinde çizmiş olması muhtemeldir. Kendisindeki mâdeni ruh ve bitkisel ruhun etkin olup afaktakilerle iletişimi esnasında çizmiş olmalı ya da o dönemde resim yapmıyor ise çizmemiş olabilir.”
Rûm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Üçüncüsü, insân-ı kâmilin “fenâ-fillâh” ve “bakâ-billâh” hâlidir, şimdi, “mevt-i ıztırârî’’ vukûunda havâss muattal olup, rûh âlemi keşf olacağından, ölen kimsenin nazarında âlem-i sûret ve semâ ve yıldızlar ve felek kaybolur ve başka bir âlem zâhir olur. Ve o âlemde herkes kendi fikir ve hayâlinin iç yüzünü, suret perdesi olmaksızın müşâhede eder. “Kıyâmet-i kübrâ” vuküunda ise, fezâda sûret-i arz bozulup, kesîf...”
Ankebût Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Şu hadisi şerifi nakledip konumuzun aslına “Terzi Baba’” ya dönelim. Hadis; Rûh’ül Beyan cilt9 Shf. 48 [ Ashab-ı Kiram, “Ey Allah’ın Rasûlü bize kendinden haber verir misin?” dediler, (s.a.v.) de “Ben İbrahim’in duası, İsâ’nın müjdesiyim.”
Necm (Yıldız) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Zenginliği de aynı şekilde beşeri anlamda mal, mülk zengini zannediyoruz, oysa bu zenginlik rûh zenginliğidir. Daha önce sâdece kendine ait esmâ-i ilâhîyyeleri kullana-biliyor iken daha sonra Allah’ın bütün isimleri ile zengin-leşti. Bu zenginliği bulunmayan bir varlık bütün âlemlere nasıl rahmet edebilir, demek ki Efendimiz (s.”
Haşr Sûresi

Nusret Tura
7x“Mukaddes üslubu ile şöyle dillenir: Adı söylenirse, cevap verenim Leylâdan yana; Ben çağrılırsam, Leylâ cevap verir benden yana. Bu hiç olmaz, ancak bir ruh oluşumuzdan başka; Sadece cisimler değişiyor, çok şaşılır buna. Bir şahıs gibidir, iki ismi vardır, zâtı tekdir, Hangi yönden nida edilse zata; kavuşur ona.”
Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
7x“] âyet-i kerîmesine nazaran, “rûhiyye”, “râ”nın zammı iledir. Binâenaleyh Kelime-i Ya'kūbiyye, “hikmet-i dîniyye-i rûhiyye” ile telkîb olundu. Ve “rûh” ile “dîn” arasında tedbîr bulunduğu için bu fassın esâsını "dîn e ve ahkâmına dâir olan hakāyık teşkîl eyledi.”
Kelime-i Ya'kûbiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Bunun diğer ismi de, Hakk’ın zuhur mahalli olan (Gönül) dür. (Kâlb, beden yönünden, gönül, rûh yönündendir. Kâlb, bedenin, nefsin canı, gönül, rûh’un canıdır.) İşte bu yüzden o mertebenin Akl-ı külli olan Yâkub (a.s.) kendinden meydana gelen gönül oğluna aşık olmuştu, diğerleri ise, sadece fiziki oğulları olduklarından aralarında böyle bir bağ yok idi.”
Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“Ama Tarikat süreci içinde ve Şeriat devresinde bu bilgiler kişiye ulaştırılarak verilmez. Tarihte geçen şahsa ait bilgiler olarak kalır. Yani Adem aleyhisselâma Ruh üflenmişse, o iş olmuş bitmiştir. Genel bilgi böyledir. Ama gerçek mânada tevhidi ve irfani bir eğitim yapılıyor ise; Ademiyet mertebesinden başlayıp Muhammediyet mertebesine doğru bir seyir yapmak gerekmekte.”
Sohbet Arası Sohbetler (26)

Terzibaba - Necdet Ardıç
7x“” ********** Düya-arzımızı aydınlatan ve ona hayat veren şemse, diğer ifade ile, yani beden arzımızı aydınlatan ve ona İlâh-i hayat veren Rûh şemsi’ne. Ve Duha-kuşluk, Rûh güneşinin Fenâ fillâh gecesi-leylinden çıkıp baka billâh gündüzüne doğru yol almaya başladığı eşyanın tamamen ortaya çıktığı ve gölgesini önüne kattığı zamana ve bunun karşılığı olan İnsanda ki yaşam seyrine andolsun ki tecelli İlâhiyyenin...”
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Kişi nefsâniyetinden çıkıp kendisinde kendine ait bir varlık kalmaz, ancak orada mevcût bir varlık bulunmaktadır, işte o varlık Hakk’ın varlığından başka bir şey değildir. Zenginliği de aynı şekilde beşeri anlamda mal, mülk zengini zannediyoruz, oysa bu zenginlik rûh zenginliğidir. Daha önce sâdece kendine ait esmâ-i ilâhîyyeleri kullana-biliyor iken daha sonra Allah’ın bütün isimleri ile zengin-leşti.”
Zekât ve İnfâk

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Burada belirli biryere geldikten sonra aldığı zikrini terk ederse kalbi katılaşır. Taştan daha katıdır. Taşlar cemadat ruh mertebesini gösterir. Allaha en yakın mertebedir. Fena fillâh mertebesi yaşanmaktadır. Dört mertebeden kalplerin durumunu gösteriyor.”
Bakara Dosyası

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x““Göklerde ve yerde olan mutlaka O’nundur, O’ndan zuhur ettiğinden yine “her şey O’na seyrede-cek, O’na dönecektir. Zat-ı ilâhi Rûh, nûr, ve madde mertebesiyle zuhur-dadır. Bunlardan “nûr” ve “Rûh” unu tekrar geri, yani ken-disine çektiğinde âlemlerden eser kalmayacaktır.”
Ra'd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“...ını bilmektir. Bu ma’rifet, gayriyyeti mutazammındır. Ve bu rûh, rûh-ı Muhammedi (s.a.v. dir. Nitekim buyururlar: “ Allah, önce kalemi ve benim r uhumu halk etti”. Ve bir rivayette:”Aklımı ve nefsimi halketti”.”
Nisâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Bu rûh Hakk'a olan seyrde kişiyi esmâ-Museviyyet mertebesine kadar getirir. Ondan sonra sıfat-İsevviyyet mertebesine çıkabilmek için " rûh'ul kuds "e ve Zât-Muhammediyyet mertebesine çıkabilmek için " rûh'ul a'zam "a ihtiyaç vardır. “ İz- -T-B- ” ------------------- Âyet 46 اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَاسْتَكْـبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً عَال۪ينَۚ İlâ fir'avne ve meleihî festekberû ve kânû kavmen âlîn.”
Mü'minûn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Ayrıldıkları zaman onun mevcut ruhu, yani toplayıcı esas ona sûret süliet veren rûh-u belki muhafaza edecekler. Sonra o rûh-u ona iade edecekler. Maddi parçalarını, O rûh onları anında toplayıverecek. Çünkü ne varsa bu âlemde hepsinin bir rûh-u var.”
Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
6x“Ancak, İseviyyet aslı itibariyle “Rûh” ağırlıklıdır, Nûr dan bahsedilirken Nûr’u Muhammed-î denir. Yani Nûr tabiri Hz. Muhammed (s.a.v.) me aittir, o halde Yuhanna İncili’nin başında (1/8) de ki ifade aslî olarak, (kendisi o nûr değil- di ancak o nûr hakkında şehâdet etmeye geldi,) hükmüyle Rûh ağırlıklı olan (İsâ) (a.”
Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah

Nusret Tura
5x“Acaba mânâyı rûh vücûdumuzda bir şemai hidayet midir? Yoksa bizden nebeân eden bir hava mı, bir gaz mı, bir madde mi, bir esiri kuvvet mi? Mahsusat, şuûnat gibi iki büyük âlemin içtimâi ve müşterek yardımı ile husule gelen bir âleme âlemi imkân diye ad vermişler, bu iki âlemden her biri müctemian veya münferiden şey’i mevhûmun imkânı tecellisini idare ve idâme ederler.”
Karagün Dostuyum (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“(2) kevniyyetin oluşumu ile güneş dünya ve diğer gezegenlerin dönüşmelerine başladıklarında meydana gelen gece’dir. (3) Üncüsü ise, beden mülkümüzün ruh aydınlığını nefs perdeleri ile nefsimizin örtmesi ve karartması ile meydana gelen gaflet gecesidir. Bu halde olan bir kimsenin yaşadığı saat zahiren gündüz ve aydınlık dahi olsa hakikat-i itibari ile kendini tanımadığından gece hükmündedir.”
Kamer Sûresi

Nusret Tura
5x“Cibrilin bir adı da Rûhül emin veya Rûhül kudüstür. İnsan hakikati insaniyye mertebesine erişince ruhu da külli rûh olur ki onun zikriyle kâffei eşya da zikre girer. ------------------------------- Arifler indinde sabır, kimseye kendi halinden şikâyet etmemektir.”
Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“4 - Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ biizni rabbihim, min kulli emr. Diyanet Meali: 97.4 - Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. Elmalılı Hamdi Yazır Meali: 97.”
Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“Yâni “Âdem a.s’a Allah’ın rûhundan bir rûh girdi, kişi anne karnında iken ayrı bir yerden kendisine rûh geldi girdi vb. gibi, rûhların ayrı bir yerde bekleyerek bedenler dünyâya geldiğinde onlara girerek hayâtlarını sürdürdükleri” gibi dahil oluş hükmüyle bir tevhid anlayışları vardır.”
Mir'at-ül İrfân ve Şerhi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
5x“Böyle olunca ona bununla i'lâm etti ki, her ne kadar melik olan rûh, onun için müdebbir ise de, onu ancak onunla tedbîr eder. Bâb-ı işâret ve hikemde, "tâbût” ta'bîr olunan bu “nâsût ta kâin olan bu kuvâyı ona musâhib kıldı. Hak Teâlâ'nın âlemi tedbîri de böyledir.”
Kelime-i Mûseviyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“Dereleriyle nehirleriyle denizleriyle midemiz deniz hükmündedir, işte bu âlemin ne kadar sonsuz genişliği varsa dışarıdan bakan olarak bu âlemin dışına göre insanın dışı ne kadar sınırlı ise ama insanın özü içi yani ruh âlemi bu âlemin sonsuzluğunun daha üstünde bir sonsuzluğa sahiptir. Yani insanın iç bünyesi âlemin daha fazla genişliğindedir.”
Sâffât Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
5x“Paragraf: Zevk ile ulaşılan şeyin idrâkinden haber dahi kasırdır. (135) 20.Paragraf: Hak rûh gözünden ve beden gözünden perdeyi kaldırdığında ilm-i kâmil hâsıl olur. (136) 21.Paragraf: Böylece aynlarında ne şey üzerine sabit idiyseler, onları ol vech ile idrâk eder.”
TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“Ve yine bu bakımdan mecaz yoluyla gönül denilen et parçası da rûh hakîkatinin nişanesi ve bir nevi cihet tayini noktası oluyor.” Burada güzel bir söz var mecaz diye geçiyor. Mesnevi Şerif’te de Mevlanâ Hazretleri şöyle bir terkip yapmış. ”Mecaz hakîkatin bir köprüsüdür” diyor. Hakîkate geçmek için mecâzi anlatımlar gerekiyor. Yâni benzer şekilde sahneler düzenlenerek, o sahneden gerçeğine geçmek gerekiyor.”
Reşahât — Aynü'l-Hayât

Nusret Tura
5x“Bakışlarınız yalnız sima ve vücut güzelliğine takılıp kalmasın. İdrâkinizin seviyesine yakin güzel bir ruh arayın. Ruhların da güzelliği "hüsnü mutlak" denilen ayni membadan aldığını düşünün.. O güzellik membaı güzel ruhlar için tasavvurun gayesi olmalıdır.”
Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura

Terzibaba - Necdet Ardıç
5x“(Kâlb, beden yönünden, gönül, rûh yönündendir. Kâlb, bedenin, nefsin canı, gönül, rûh’un canıdır.) İşte bu yüzden o mertebenin Akl-ı külli olan Yâkub (a.s.) kendinden meydana gelen gönül oğluna aşık olmuştu, diğerleri ise, sadece fiziki oğulları olduklarından aralarında böyle bir bağ yok idi.”
Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6)

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Kûr’ân-ı Kerîm’i okumak kişinin hayatında yapacağı en değerli ve güzel iştir ve bunun için kişinin şeytan, iblis ifadesiyle belirtilen hayal ve vehimden arınmış salt ve saf bir ruh ile yani hakiki sâfiyetiyle kendisine üflenmiş olan “ve nefahtü fiyhi min ruhi” “ona ruhumdan üfledim” 38/72 Âyeti ile Kûr’ân-ı Kerîm’i yani zâti hakikatleri kendinde bulunan İlâh-î zâtı ile okumaya başlaması gerçek Kûr’ân-ı Kerîm’i...”
Kehf-Mağara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“) gönlünde feyiz kapıları açsın. Hakk’tan her birerlerimize yardım etmesini, gayret, gönül açıklığı ve Rûh derinliği vermesini niyaz ederim. Bu kitap iki bölümden oluşacaktır. (01/02/2008) Nakışçı Baba Cabulka: :BİRİNCİ BÖLÜM: BİSMİLLâHİRRAHMâNİRRAHİYM: إِذْ قَالَ يُوسُفُ لأَبِيهِ يَا أَبَتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عشر كوكبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ 4.”
Kevkeb — Yıldız

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
4x“Ve suver-i mahlûkāttan her bir sûret, esmâ-i ilâhiyyeden bir ismin sûretidir; ve o isim, o sûret-i mahlûkun rûhu ve hüviyetidir. İmdi rûh o sûretin âyîne-i cisminde zâhir ve celîdir; şu hâlde sûretin inkıyâdı, o "ism”in ınkıyâdıdır; çünkü süretin vücûdu, kendisinde zâhir olan ismin zuhûrudur.”
Kelime-i Hûdiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Bu beyt-i şerîfte nefis Firavun'a ve rûh Mûsâ'ya ve nefsin hükümlerinde boğulmak ise, Firavun'un çevresindekilere benzetilmiştir. Bu halde beytin ma’nâsı şöyle olur: Ey sâlik, Firavun gibi olan nefsin hükümleri altında firavun tâbi’leri gibi zebûn olma da, Mûsâ gibi olan rûhun hükümlerine ve rûhun Rabb'ine ilticâ et; ve hayât suyu gibi olan îmânı, nefsin hükümlerine tâbi’ olmak sebebiyle terk etme; çünkü nefis küfür...”
Bürûc Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Bu kitabın içerisinde, yukarı da ki, Âyet-i Kerîme’de bahsedilen inci, ve mercanların çıkarıldığı, Rûh ve nefs, iki deniz olan insân varlığının gönül âleminden zuhura çıkarılan değerleridir. Aslında insân’ın zâhir badeni de bunların tezgâhı dır.”
İnci Tezgâhı (2)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
4x“Ve ervâh levh-i mahfûz mertebesinde müteayyin olup hakāyık-ı nûrâniyyeleri mezâhiri ile yekdîğerinden ayrıldıktan sonra, Allah Teâlâ hazretleri [27/6] o rûh olan hakîkat-i muhammediyyeyi, müteayyin olan bu mezâhir-i nûrâniyyenin, zât-ı ahadiyyenin bi-hasebi'l-esmâ ve's-sıfat zuhûrundan ibaret olduğunu haber vermek için, nebî olarak onlara ba's buyurdu.”
Kelime-i Muhammediyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Daha başka yerlerde de belirttiğimiz gibi. Hacc. “Hakikat-i İlâhiyye de cemâlûllah-ı seyr.” Umre ise hakikat-i İlâhiyye de Hakikat-i Muhammediyye yi seyr” dir. Aslında genel anlamda “borç ve hak” olarak ifâde edilen husus, Zâtından, Zâtına olan yolculuğudur. (İnsân-ı Kâmil, Hakikat-i İlâhiyye üzere mahlâktur, ve sûret-i Rûhiyyesi ve cismâniyesinin cümlesi Allah ismi Câmî-i’nin gölgesidir.”
Hac Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“Ya'ni Hak çeşm-i rûhdan ve çeşm-i bedenden gıtâyı ve hicâbı kaldırdığı şeyde ilm-i kâmil hâsıl olur. Zîrâ rûh gözüyle cesed gözünden perde kal- karsa, ikisinin nûru birleşir; ve bu hâlde sâhib-i keşf olan zât birisiyle idrâk ettiğini, diğeriyle de idrâk eder. Nitekim Abdülkadir Geylânî (kuddise sır- ruhu's-sâmî) hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde bir kimse: “Ben baş gözüyle Hakk'ı müşâhede ediyorum” da'vâsıyla gezer...”
Kelime-i Üzeyriyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“[33] -------------------- 345. "Senin iyi dostun yüksek felek üzerine gitti; fısk dostun yerin dibine gitti." Dostlarının iyisi yüksek feleğe ya’nî âlem-i illîyîne gitti. Nitekim âyet-i kerimede buyrulur: (Mutaffifîn, 83/18) “Sâlihlerin kitâbı illiyyîndedir.”
Mutaffifîn Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“İlyâs iki sureti bir araya getiren ve iki âlem arasında berzahiyetle (geçiş noktası olarak) ortaya çıktı. İmdi “rûh” ile, “nefs” ta'bîr ettiğimiz cesed, hakîkatte şey'-i vâhidden ibârettir. Aralarındaki fark letâfet ve kesâfetten başka bir şey değildir.”
Kelime-i İlyâsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“Çünkü a'yân-ı insâniyyeden her birisinin bir ruhu vardır; ve o rûh bir ismin mazharıdır ki, Allah Teâlâ onunla bu şahsı terbiye eder. Ve keza her bir ruhun dahî âlemi cismânîde bir sûret-i cesedâniyyesi vardır; ve o cesed bu ruhun mazharıdır.”
TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
3x“O esma-i ilahiyye kendine bir ruh aldı hayat buldu yani ilmi varlıktan hayati varlığa dönüştü, hayati varlıktan Nur, Esma mertebesinde nurani varlığa dönüştü, yani kimlik, açılım kazandı, görüntü kazandı, o suret halinde yeryüzünde göründü. İmdi rûh o suretin âyîne-i cisminde zahir ve celidir; yani zahir ve parlamaktadır, meydana gelmektedir. Suver-i mahlukattan her bir suret esma-i ilahiyeden bir ismin suretidir ve...”
TB. Kelime-i Hûdiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Bir hayvan yese aynı şeyi hayvan fiziken ondan istifade ediyor ama rûhen istifade edemiyor, hayvanda o mekanizma yok. Çünkü onu gönüle dönüştürecek, muhabbete dönüştürecek mekanizma yok. İşte ayakta durduğumuz zaman bitkilerin borcunu ödemiş oluyoruz.”
Sohbet Arası Sohbetler (23)

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Kabul eyle kendilerini de haberdar eyle ya Rabb-î HAKK’ tan herbirerlerimize yardım etmesini, gayret, gönül açıklığı ve rûh derinliği vermesini niyaz ederim. 08/11/2008 Necdet Ardıç Terzi Baba Tekirdağ Peygamber efendimizi rû’ya da görmek: RE: Rüyada Peygamberimizi Görmek Kimden: pasa cağaloğlu (cagaloglupasa@hotmail.”
Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“------------------- Âdem as ve Havva validenin hakikatleri; Ma’lûm olsun ki, “ vücûd ” hakikat-i insâniyye olan mertebe-i Vâhidiyyet’ten, merte-be-i Rûh’a tenezzül ettiği vakit üç ma’rifet hasıl oldu ki, birisi ma’rifet-i nefs, yani kendi zatını ve hakikatini bilmek; diğeri ma’rifet-i mübdi, yani kendisinin mûcidini bilmek; üçüncüsü mucidine karşı fakr ve ihtiyacını bilmektir.”
A'lâ ve Gâşiye Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Esmâ âlemi, rûh, nûrlar âlemi hep burada yaşanmaktadır. Bundan aşağıda ayaklar sadece bir dayanak, mesnet ayaklarımız, ne varsa kalçaya kadar gövdemizin tamamı organlarımız ile birlikte ayaklar sadece birer araçtır. Kollar da bir araçtır, bizim gerçek varlığımız başımız ve gövdemizdir.”
En'âm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Bunun diğer ismi de, Hakk’ın zuhur mahalli olan (Gönül) dür. (Kâlb, beden yönünden, gönül, rûh yönündendir. Kâlb, bedenin, nefsin canı, gönül, rûh’un canıdır.) İşte bu yüzden o mertebenin Akl-ı külli olan Yâkub (a.s.) kendinden meydana gelen gönül oğluna aşık olmuştu, diğerleri ise, sadece fiziki oğulları olduklarından aralarında böyle bir bağ yok idi.”
Esintiler (4)

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“) a kadar gelen peygamberlerde rûh’tan bahsedilmiyor, sadece Âdem (a.s.) da “ve nefahtü fihi min rûhi” (15/29) “Ben ona rûhumdan üfledim-verdim” , burada ise Rûh-ül Kudsi’den bahsediliyor ve bu husus genel olarak tefsirlerde Cebrâîl (a.s.) olarak belirtiliyor. B...”
Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“NEFS VE RUHUN KARDEŞLİĞİ : Kendi birey varlığımızda nefsimiz ve ruhumuz bir istikamette gitmediği sürece, o kişinin kendi varlığında huzuru bulması mümkün değildir. Nefs bir taraftan çeker nefsaniyyete doğru, ruh bir taraftan çeker hadi camiye gidelim, kitap okuyalım ister. Evvela bu birlikteliği kurmamız gerekiyor.”
Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Âdem in yasak meyveye uzanışı gibi incire uzanmak istedi ama hakkın eli nefs için celâl, rûh için cemâl tecellisiyle yardım etti ve inciri almasına izin vermedi. Abdullah bin Dinâr da hatasını anladı, pişmanlıkla nefsin tuzağından uzaklaştı. Sonra bir köle geldi elinde incir sepetiyle, bu incirler zahirde nefsine tuzaktı ama hakikatte bir ikramdı.”
Bir Hikâye, Birçok Yorum

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“Ve Cenâb-ı Hakk bizlere diyor ki rûh ve nefis olarak varlığınızda sâkin olun ve orada bir müddet oturun. Cennetteki bir sürü ağaçtan Cenâb-ı Hakk’ın o ağacı işaret ederek yemeyin demesi bir yerde yeyin demesidir yoksa Âdem (a.s.) ile Havva vâlide ne kadar arasalarda o ağacı belki bulamazlardı bile. Bizler şu an kendimize bunu çevirirsek nefsânî hareketlere yaklaşmayın olarak çevirebiliriz.”
A’râf Sûresi

Canan Çalışkan
3x“Ardından üç halife bırakmış olup tarîkat silsilesi Mehmet Nusret Tura ile devam etttiği bilinmektedir. Serkan Denkci, Mehmet Hazmi Tura’nın vefatı üzerine Necdet Ardıç’ın yaşadığı ruh halini 2015 yılında yaptığı söyleşide kendi ağzından şu ifadelerle dile getirdiğini nakletmektedir: “Terzihanemde dikiş makinesinin başında çalışıyordum.”
Terzi Baba’nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı

Terzibaba - Necdet Ardıç
3x“10/2/1963 OKU Gönül kitabının başında oku yazar, Başladım okumağa heceledim azar azar, Nefis bundan duyarken zarar, Ruh memnun dostunu arar. 22/7/1963 BAZI HALLER Bazan belirir gönülde bir dem huzur, Bazan açılır gülleri aşkın eyler zuhur, Bazan koşturur düldülü hemen dostu bulur, Bazan taşırır sırları eyler büyük kusur.”
Tüm Şiirlerim

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Kûr’ân-ı Kerîm-i okumak kişinin hayatında ya-pacağı en değerli ve en güzel bir iştir, işte bu işi, Kûr’ân-ı kendine yaraşır bir şekilde okuması için kişinin şeytaniblis ifadesiyle belirtilen hayâl ve vehimden arınmış, salt ve saf bir “Rûh” ile yani hakiki sâfiyeti ile kendisine üflenmiş olan “ venefahtü” (o na ruhumdan üfledim 38/42) ile (Kûr’ân-ı Kerîm-i) yani zât-î hakikatleri ken-dinde bulunan İlâh-î Zât-ı ile...”
Fâtiha Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Yani hangi mertebeden geçiyorsa o mertebedeki zuhuru o mertebedeki onun kemalatına kadardır. Daha sonra eceli gelip diğer durağa intikâl eder. Alemlerden geçerken de böyleymiş. Ve o durağın cinsinden ona diğer bir kisve-i taayyün verilir. Ve evvelki libâs-ı taayyününü, kendisinden intikâl ettiği durakta bırakır. İşte mertebe-i ahadiyyet mertebesinden kopup, evvelâ mertebe-i ilme; ikinci olarak ruhlar alemine; ve...”
TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Kâlb, bedenin, nefsin canı, gönül, rûh’un canıdır.) İşte bu yüzden o mertebenin Akl-ı külli olan Yâkub (a.s.) kendinden meydana gelen gönül oğluna aşık olmuştu, diğerleri ise, sadece fiziki oğulları olduklarından aralarında böyle bir bağ yok idi.”
Yûsuf Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Yani ahadiyet mertebesi la taayyün mertebesi vahidiyet mertebesi ise taayyün-ü evveldir. Yani ilmi manada programların yapıldığı ve belirginleştiği mertebedir. İlim olarak daha ruh, nur ve vücut olarak değildir. Sadece ilm-i ilahide ilim olaraktır. Yani ilmi latif varlıkları meydana çıkmış oldu.”
TB. Kelime-i Muhammediyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Ne âlemin, ne Âdemin, ne de iblisin halk olunduklarını bilmezler!.. Hak tealanın bir yüce meleği vardır, ismine “RUH” derler... Başında hesabsız saçları vardır!.. Anlatılan cümle melâike, arş ve ferş “RUH” a nisbet edilse, bir insanın elindeki pirinç tanesi veya saçına takıl- mış bir inci tanesi gibidir.”
Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“(3) Bütün varlıklar Rahmâniyyet, (Rûh) merte besinden lâtif olarak, Rububiyyet, (Nûr) mertebesine nüzül ettiklerinde, kendilerinde var olan programları dolayısıyla kimlikleri şekillenmeye başladı ve varlık sahasına doğru bir aşama daha yapmış oldular. Bura da ervah’a; Cenâb-ı Hakk Rububiyyet mertebesinden, ج ( أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلَى ) ( Elestü bi rabbiküm, kalû belâ) "Ben sizin Rab'biniz değil miyim?”
Feth Sûresi

Ahmet Avni Konuk
2x“) - Beyit 90 Kur'ân-ı Kerîm (Rum, 30/41) : ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ (İnsanların elleriyle kazandıkları şey sebebiyle, karada ve denizde fesat zahir oldu.) - Beyit 92 Kur'ân-ı Kerîm (İsrâ, 17/85) : قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّی (Ey Resûl'üm de ki, ruh Rabb'imin emrindendir.) - Beyit 122 Kur'ân-ı Kerîm (Rahmân, 55/8) : اَلا تَطْغَوا في الميزان (Mizanda haddi aşmayın.”
Mesnevî'den Hikâyeler

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Bu sebebden nâșî Halîl'e "halîl” denildi. Şâir bu beyitte, “habîb”ini rûh mesâbesinde görüp, ona bu vech ile hitâb etmiş ve muhabbette "tahallül'ün isti'mâli, teşbîh tarîkiyle vâki' olmuştur. Çünkü abdin cemî'-i sıfât-ı Hak'la ittisâfı ve onun cemî'-i sıfatını hâsır ve câmi' olması, imtizâc tarîkiyle olan “tahlîl” değildir.”
Kelime-i İbrâhîmiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Onun için rûhdan sual olunduğu vakit قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي )İsra 17/85) [Ey Resûlüm de ki, rûh Rabb’imin emrinden ve şeʼnin-dendir.] âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Emr, “şe'n” maʼnâsınadır. Rûhu bundan daha belîğ bir sûrette tarîf mümkin değildir. Nitekim bu âlem-i kesâfette bir insânın bile şuûnâtını ta'rîf etmek mümkin değildir.”
Kelime-i Yûnusiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Eğer bu mertebeler olmasaydı, âlem-i şehâdet zuhûra gelmezdi. Zâtî ilâhî ruh, nûr ve madde mertebesiyle zuhûrdadır, bunlardan “ nûr ” ve “ rûh ”unu tekrar geri, yâni kendisine çektiğinde âlemlerden eser kalmayacaktır: “ Sırâtıllâhillezî lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard, e lâ ilâllâhi tesîrul umûr ” “Göklerde ve yerde olan her şey Allâh’ındır.”
Sâd Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“) da hem ruhaniyet hem cismaniyet olduğundan bunların ikisini de birbirinin üstüne geçirtmeden hakkıyla kullandığından yani hem cismani tarafıyla cismani olan beşer insanlarla rahatça konuşması, ruhani tarafıyla da ruhaniler yani meleki alemle de konuşması ve bunların ikisinin arasını bulması yani ikisiyle de iştirak halinde olduğundan arasında berzahiyetle zahir oldu. Yani zahir ve batın, nur ve zulmet gibi, madde...”
TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Rû’ya-ları’nın bir kısmı tabir edilir. Ancak o kişinin rû’ya-sını gördüğü günlerdeki psikolojik halinin, yani iç bünyesindeki rûh halinin bilinmesi gerekmektedir. (4) Eğer bir kimse (tarikat-yol) ehli ise ancak yolculuğunun farkında değil ise onun da durumunun hükmü (3) bölümdeki gibidir.”
Dur Rabbın Namazda (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Kur’anı Kerim’de işaret edildiği üzre, HİCR (15)/29 -SAD (38)/72 feiza sevveytühü ve nefahtü fiyhi min ruhıy feka’u lehü sacidiyne Artık ben ona sevvey/düzeltip, şekil verdiğim ve ona zati ruhumdan nefh/üflediğim zaman hemen onun için sacid/secde ediciler olarak kaaye/yere kapanın. ( ve nefahtü min ruhiy ) (ve zati ruhumdan nefh ettim) diye beyan olunan Sultan Ruh (sevvey ettim ve zati ruhumdan nefh ettim, bu halde...”
Genç ve Elmas Dosyası

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Bu zarûri olan seyirdir, bizlerin elinde değildir, Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın (Kün yani Ol” emri ile bizleri ilmi ilâhî’den önce âlemi rûh’a oradan âlemi nûr’a oradan da cisimler âleminde zuhura getirmesidir. Bizler Allah’ın zatından geldiğimiz bu âlemde önümüzde duran deryâyı görüyoruz ki o deryâdaki en küçük bir birim dahi bütünün aynıdır, ancak bunlar deryâ içerisinde olupta kendi kimliğinden haberi olmayan...”
Fecr Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“Maahâzâ âyât-ı merkûbât yalnız enbiyâya mahsûs değil, belki Benî Adem'in her biri için de merkûb vardır. Çünkü a'yân-ı insâniyyeden her birisinin bir rûhu vardır; ve o rûh bir ismin mazharıdır ki, Allah Teâlâ onunla bu şahsı terbiye eder. Ve kezâ her bir rûhun dahi âlem-i cismânîde bir sûret-i cesedâniyyesi vardır; ve o cesed bu rûhun mazharıdır.”
Kelime-i Sâlihiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Nitekim Zât mertebesinde Zat’ın ezeli ilminde bulunan “a’yân-ı sabite”ler, sıfat mertebesinde “nefes-i Rahmâni” ile “rûh” tan, “esma mertebesi”ne tenezzül ederek, orada “nûr-u ilâhi” En-Nur ismi ile yayılarak “zûlmet”ten “nûr”a çıkmışlardır. Ancak daha kesif ve görünür hale gelebilmeleri için, bir sonraki aşama olan “ef’al alemine veya alem-i şehâdet”e tenezzül etmeleri gerekli idi. Tıpkı bir sinema perdesine ışığın...”
Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
2x“İşte bu kemâlin- den nâşî insan teklîfât-ı ilâhiyyenin muhâtabı olmuştur; ve insan nefsi, ya'ni vücûd-ı müteayyini ve mukayyedi i'tibariyle mazhar-ı Celâl ve rûhu i'tibâriyle de mazhar-ı Cemâldir. Zîrâ rûh hadd-i zâtında ednâs-ı tabîattan pâktir. Nefis ise böyle değildir. Onun mahtidi âlem-i anâsır ve tabâyi'dir; ve âlem-i tabîat ise mazhar-ı kahr ve celâldir.”
Kelime-i Şîsiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Fırka-i Nâciye : Bütün fırkaların (topluluk) hepsini kendi bünyesinde toplayıp bulundukları yerdeki haklarını vererek onları da bünyesinde toplayarak (fırkalılık) farklılıktan kurtarıp kendi bünyesinde tevhid edendir. Necat kurtuluş; kurtuluş istiklâl; istiklal hürriyet; Hürriyet bağımsızlık; bağımsızlık ulûhiyyettir.”
Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Can Mısır'ı ortasında yüz Mısır vardır!" “Ey Fir’avn, gaflet uykusundan uyan! Mısır’dan ve sûrî mülk ile iftihâr etmekten vazgeç, rûhâniyet âlemine yüz çevir! Zîrâ can Mısır’ı ve mülkü içinde şâyân-ı iftihâr birçok Mısır’lar ve mülkler vardır!”
Zuhruf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“) “ve eyyedna hubirûh’ül kûdüs” (2/87) “biz onu rûh’ül kûdüs ile destekledik” hükmü ile, beşeriyetinden necat bulup gök ehli oldu. 7. Necat-ı Muhammed-i âlemde (azb) azâb anlayışını rahmet anlayışına döndürüp , “Rahmeten lil âlemiyn” (21/107) hükmü ile âlemlere rahmet olmaktır. 8. Fırka-i Nâciye : Bütün fırkaların (topluluk) hepsini kendi bünyesinde toplayıp bulundukları yerdeki haklarını vererek onları da...”
Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Nitekim hadîs-i şerîfte buyrulur: " Âdem henüz rûh ile ceset arasındayken ben peygamberdim " (Tirmizî, Sünen, hadîs no. 3609). (Bâzı rivâyetlerde bu lafız "su ile çamur arasındayken " şeklinde de nakledilmiştir.) Yine buyrulur: " Allâh'ın ilk halk ettiği benim nûrumdur " (Bu hadîsin senedi tartışmalı olmakla birlikte ehl-i tasavvuf ma'nâ cihetiyle kabul etmiştir).”
Zümer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Buna birleştirici koordinatörde denebilir. Not= vav harfi resimlerini buraya yapıştırmayı uygun gördüm. Ma’nâ ile madde, ruh ile cisim, Hakk ile halk bu harfin hakikatiyle bağlanır. Terzi Babamı dikkatli incelediğimizde bu kemalleri sergilediğine tanık oluyoruz.”
Terzi Baba (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç
2x“Ve aynı şekilde irfan olunma için halkı, hâlâk (halk) etmesi yani ona vasıl olması yine onun Necat’ı dır. Böylece kendi zatında, irfan olunma hubbiyeti ile Necat olunmayı rûh kılmaktadır. Nitekim, “Rahmân alleme Kûr’ân” sırrı gereği, “Rahmân” ın allem etmesi ile Rububiyeti, Rabblığı şehadet olur ve tasdik görür.”
Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah

Abdulkerim Cili
“Güneşin insan da ifâde ettiği ilâhî tecelli süresi ömrünün sonu itibariyle dolmuş ve kesilmiştir, bu aşamadan sonra kişi istese dahi tevhid ilimlerinden kendini tanıması yönünden herhangi bir şey alması mümkün değildir. Çünkü İlâh-î tecelli kendisi için “dürülüp bükülmüş” sona gelmiştir. Bu tecellinin devamı dünyada ki idrak ve anlayışı itibariyle mahşerde ve mahşer sonrası ebedi olarak devam edecektir.”
İnsân-ı Kâmil (Cilt 4)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Mesnevî: گفت یا عمر چه حکمت بود سر حبس آن صافی در این جای کدر آب صافی در گلی پنهان شده جان صافی بسته ابدان شده گفت تو بحث شگرفی میکنی معنی را بند حرفی میکنی حبس کردی معنی آزاد را بند حرفی کرده تو باد را Tercüme: “Rûm elçisi dedi: Ey Hz. Ömer, ne hikmet ve ne sır idi ki, o sâfî olan rûh bu münkedir olan mahalde habsoldu. Saf olan su, çamurun içinde gizlenmiş, cân-ı sâfî bedenlere bağlanmıştır.”
Kelime-i Hârûniyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Vücûd-ı insânîde marifet-i ilâhiyyenin mahalli ise, “kalb”dir. Zîrâ rûh, nefis, rûhânî ve cis- mânî olan kuvâ ve aʼzâ, hep makām-ı malûm sâhibleridir. Kendi makām- larının dâiresini tecavüz edemezler. Fakat “kalb” öyle değildir. O kâffe-i merâtibin suver ve eşkâlinde mütekallib olur.”
Kelime-i Şuaybiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yani bütün alemin şehadet ve gayb alemleri “Alimül gaybı veşşehadet” diyor ya o bizim varlığımızda da şehadetimiz ve gaybımız var, dışarıda da bir şehadet alemi ve bir gayb alemi aynı değişen bir şey yok, Akıl, rûh, nefs ve duygularımız, bütün varlığımızı kaplamış olduğu halde “gayb”ımızı oluştururlar fakat görünmezler; cesedimiz de zâhirimizi oluşturduğundan görünür. Ama her ikisini de inkar etmemiz mümkün olmaz o...”
Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002)

Nusret Tura
“Meselâ, yüksek sesle Kûr'ân-ı Kerîm'in okunması, mevlid-i şerifler, Mevlânâ âyinleri herkesi huzur ve hûşû içinde bırakır. İnsan hafifler ve o hâli daima arar. Neden? Çünkü ruh vücudtan, kesafet âleminden kurtulmuş, âlem-i ma’nâya uçmuştur. Şimdi size sorarım: Asıl olan ruh mudur?”
Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç
“(buluşma zamanı) nefsin ve Rûh’un en uygun buluşma yerini ve zamanını tayin et, demeleri kendilerine olan nefsân-i benliklerinin hayali ve vehmi güvenine dayanarak seçimi Mûsâ’ya, yani akla bırakmışlardır. ********** قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزِّينَةِ وَأَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ وَضُحَىٰ (Kâle mev’ıdukum yevmuz zîneti ve en yuhşeren nâsu duhan.”
Tâ-Hâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Mukaddes Rûh olarak İsâ Aleyhisselâmınn annesine karşı babalık görevini yaptı, lâtif varlık olarak. İşte eğitim seyrinde de kişinin bu yetimlikten kurtulması, ancak öyle bir iradeyle mümkündür. Aksi halde anamız babamız olduğu halde yetim sayılmaktayız neden? Çünkü o ana baba demin dediğimiz gibi, bu cesedin anası babasıdır.”
Namaz Sûreleri (Cilt 2)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Böyle olunca ben ayn-ı basarla, ya'ni baş gözü ile ve ayn-ı basîret ile, ya'ni kalb ve rûh gözüyle, zâhir ve bâtında mevcûdâtı müşâhede eylediğim vakit, ancak Hakk'ın “ayn”ını müşâhede eylerim. Mesnevî: صورت از بی صورتی آمد برون باز شد كإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُون [Sûret, sûretsizlikten dışarıya geldi; tekrar gitti, zîrâ biz ona rücû edicileriz.”
Kelime-i İsmâiliyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Halbuki Hak Teâlâ âlemin küllisini, kendisinde rûh olmayan tâmmül-hilka vücûd-i cesed olarak halk etmiş idi. Binâenaleyh gayr-i mücellâ bir âyine gibi idi. Ve hükm-i ilâhînin şamadandır ki, muhakkak o, bir mahalli ancak "nefh-i ilâhî" ta'bîr olunan rûh-i ilâhîyi kabul etmesi lâ-büd olarak tesviye etti.”
TB. Kelime-i Âdemiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Hâl böyle olunca bu borçların, kişi hangi mertebede bulunuyor ise o mertebeden bunların mutlaka o ibâdet tatbikatlerı yapılarak ödenmesi gerekmektedir, aksi halde büyük bir borç yükü ile âhirete gidilecektir. Farz olan ibâdetler, Rûh yönüyle, sünnet olan ibâdetler ise Nûr yönüyle yapılan ibâdetlerdir.Bunların farkında olmayan ibâdet ehli ise fiillerini beden yönüyle yapmaktadır.”
Altı Peygamber - Hz.İbrahim (a.s) Halillullah

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Hâl böyle olunca bu borçların, kişi hangi mertebede bulunuyor ise o mertebeden bunların mutlaka o ibâdet tatbikatları yapılarak ödenmesi gerekmektedir, aksi halde büyük bir borç yükü ile âhirete gidilecektir. Farz olan ibâdetler, Rûh yönüyle, sünnet olan ibâdetler ise Nûr yönüyle yapılan ibâdetlerdir. Bunların farkında olmayan ibâdet ehli ise fiillerini beden yönüyle yapmaktadır.”
Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Her kim buna talip ise, irfani eğitim ile hakikatine ulaştırıp ruh kardeşi ile arasının düzeltilmesi gereklidir. (Murat Derûni) Mesnevi-i Şerif beyitleri ile yolumuza devam edelim. Ey hakîm/ onun fiili senin fiilindir; müminler için kadîm bir iitisâl bil!" Ma’lûm olsun ki, îmân iki nevi’dir: Birisi îmân-ı tahkîkî, dîğeri îmân-ı taklididir.”
Hucurât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“ (İsrâ 17/60) (fema yezidühüm illâ tugyanan kebiran) “Onlara pek büyük bir taşkınlıktan başka bir şey artırmış olmuyor.” Halbuki bu korku yüzleşmesinde onların nefisleri vehmin azdırması ile rûhlarını kendilerine meyil ederek o şecere-i mel’ûnenin meyvesi olan tabiat zulmetine el uzatırlar.”
Duhân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yani hem zulmet var hem de nur vardır. Bu insandaki nefse benziyor. Nefste de hem toprak var, maddi manada zulmet, toprak karanlık, ruh ise nurdur. İşte ruh ile toprağın izdivacından birleşmesinden nefs, nefste de hem ruhani hakikatler var hem de zulmani oluşum vardır.”
Kalem Sûresi

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Tahkîkan böyle atâ, hangi abd olursa olsun, bir abd için hâsıl olduğu vakit, o atâ, o abdin mülk-i âhiretinden eksiltmez ve onun üzerine hesab olunmaz. Maahâzâ Cenâb-ı Süleymân onu Rabb'inden taleb etti. İm_di zevk-i tarîk iktizâ eder ki, onun gayrı için iddihâr olunan atâ, Cenâb-ı Süleymân için ta'cîl olundu.”
Kelime-i Süleymâniyye

Terzibaba - Necdet Ardıç
“İşte dinimiz de genelde aslında sadece fizik eğitimli bir sistem üzeri ağırlıklı olarak fizik eğitimli bir sistem üzere kaldığından orada yoğunlaştığından iç bünyeye batın alemimize yani ruh alemimize intikal edemiyoruz. İşte eksiğimiz buradadır, dini çalışmalarımız sadece suret ve şekil olarak kalıyor ve de cennet cehennem üzerine bina edilmiş bir din anlayışı oluyor.”
Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003)

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Aynı zaman da güneş, Hakîkat-i ilâhîyyenin de ifâdesidir. İnsân’ın şahsi kıyâmeti geldiğinde yani ölüm geldiğinde yani “rûh boğaza geldiğinde tövbe kapıları kapatılır” denildiği halde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın ilâhî zâti zâhir tecellisi genelde kesilme-mektedir.”
Tekvîr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“) dan ümmetinin talebi gibi ve o zaman madem gök nîmetlerini istemiyorsunuz nefsinizin istediği şeyler Mısır’dadır oraya dönün hitâbı gelir, Hakk’ın sofrasında rûh gıdâları vardır denilir. Bu oluşum kişinin her mertebesinin kendi bünyesinde var olan İlâhî hakîkati idrâk ettikten sonra orada duramayıp tekrar eski nefsi yaşantısına dönmek istemesidir, bu geriye dönüşün oluşumunu engellemek için Muhammedîlerin ağzından...”
Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Tevhid ehli için bir hicret muhakkak gereklidir çünkü nefsâni varlığında yaşadığı o şehirden rûh mahalline hicret etmesi lâzımdır. Kim ki tevhid ehli olmak istiyorsa mutlaka bu hicreti yapması lâzımdır. Bâtınen bu hicret genişleme ve irtifa kaydetme demektir. Bu hicret başlangıçta belki kişiye zor gelecektir fakat hicret ettikten sonra ufku genişleyip ferahladıktan sonra daha büyük bir güce sahip olarak geri döner...”
İbrâhîm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Zira her insanda, Hakk’a yönelen bir yön (rûh) ve O’na sırt çeviren bir diğer yön (nefis) vardır. İnkârcıyı bağışlamak, bu iç mücadelede nefsin inkârına karşı rûhun merhametli kalabilmesi demektir. Sâlik, nefsinin taşkınlıklarını, öfkesini, hırsını ve hevasını görüp ona karşı hemen hüküm vermeye kalkışmaz; bilakis nefsini terbiye etmenin zamanla ve ilâhî emrin tanzimiyle mümkün olduğunu bilir.”
Câsiye Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Hiç bir şey ayrı da değil, gayrı da değil, her şey o her şey O’ndan düşüncesindeyim. 6 - Efendi Babam silüet gibi var. Rûh gibi, canımıza can katıyor. Sâkin ve huzur veriyor. Onda her şeye bakan gözün, Hakk’ın gözü olduğunu düşünüyorum.”
Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Böyle olunca ona bununla i'lâm etti ki, her ne kadar melik olan rûh, onun için müdebbir ise de, onu ancak onunla tedbîr eder. Bâb-ı işaret ve hikem.de, "tâbut" ta'bîr olunan bu "nâsûf'ta kâin olan bu kuvâyı ona musâhib kıldı. Hak Teâlâ'nın âlemi tedbîri de böyledir. Onu ancak onunla, yahut onun sureti ile tedbîr eyledi, İmdi veledin vâlidin icadına ve müsebbebâtın kendi esbabına ve meşrûtâtın kendi şurûtuna ve...”
TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye
Bilgiler
- era
- klasik
- arabic
- الروح
- domain
- tasavvuf
- related_to
- emir-alemi,halk-alemi,berzah,ruhullah,kabir