İçeriğe atla

13 ve Hakîkat-i İlâhiyye ve Vahiy ve Cebrâîl'in tasavvufî dilleri arasındaki fark nedir?

Çaprazlama0 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî anlayışta 13, Hakîkat-i İlâhiyye, Vahiy ve Cebrâîl kavramları, ilâhî bilginin farklı mertebelerde ve farklı vecihlerle zuhurunu ifade eder. 13, Allah Resûlü'nün konuşması kendinden olmayan vahiy hakîkatine secde edilen bâtınî bir mertebeyi işaret eder¹. Hakîkat-i İlâhiyye, Cenâb-ı Hakk'ın zâtî zuhuru olup, Cebrâîl'in varlığında müşâhede edilen ilâhî hakîkatlerdir². Vahiy, peygamberlere özgü ilâhî bildirim olup, sessiz ve lâfızsızdır; ilâhî kelâm ve nebevî hadis olmak üzere iki çeşittir³·⁴. Cebrâîl ise, vahyin peygamberlere ulaşmasında bir vesîle, akl-ı küllün timsali ve ilâhî hakîkatlerin zuhur mahalli olarak öne çıkar⁵·². Bu kavramlar, ilâhî bilginin kaynağı, aktarım şekli ve zuhur mertebeleri açısından farklılaşır.

Detaylı cevap

Tasavvufî dilde her kavramın lugat, akâid ve mârifet olmak üzere üç farklı mertebesi bulunur. Bu bağlamda, 13, Hakîkat-i İlâhiyye, Vahiy ve Cebrâîl kavramları da kendi içlerinde bu katmanlı anlamlara sahiptir.

13: Bu kavram, Allah Resûlü'nün hakîkatine secde edilen bâtınî bir mertebeyi ifade eder. Konuşması kendinden olmayan vahiy olan Allah Resûlü'nün hakîkatine secde edilmesi, bu mertebenin ilâhî bilginin en saf ve doğrudan alındığı bir makam olduğunu gösterir. Ayrıca, konuşması yine kendinden olmayan, ancak bir farkla ilham olan "Resülûn Resülû"nün hakîkatine de secde edilir¹. Bu, ilâhî bilginin farklı zuhur mertebelerini ve bu mertebelerdeki teslimiyeti vurgular.

Hakîkat-i İlâhiyye: Bu, Cenâb-ı Hakk'ın zâtî zuhuru olarak tanımlanır. Özellikle Cebrâîl'in varlığında zuhur eden ilâhî hakîkatler, Hakîkat-i İlâhiyye'nin bir tezahürüdür². Hz. Muhammed'in (a.s.) Mirâc gecesinde hem kendindeki Hakîkat-i Muhammediyye'yi hem de Cebrâîl'in varlığındaki Hakîkat-i İlâhiyye'yi müşâhede etmesi, bu kavramın ilâhî bilginin en yüksek mertebelerinden biri olduğunu gösterir²·⁶.

Vahiy: İlâhî öğretim ve Rabbânî bildirimin üç kısmından birincisi olan vahiy, peygamberlere özgüdür³. Vahiy, sessiz ve lâfızsızdır; kelâm ise ses olarak çıkar⁴·⁷. Vahiy iki çeşittir: ilâhî kelâm ve nebevî hadis³. Kur'ân-ı Kerîm, "O arzusuna göre konuşmaz; o vahyedilenden başkası değildir" (Necm, 53/3-4) ayeti gereğince vahiydir³. Vahiy, bazen Cebrâîl'in inişi aracılığıyla, bazen de şerefli kalbe "nefs" yani Cebrâîl'in üflemesiyle gelir⁸. Allah Teâlâ insana ancak vahiy olarak, perde arkasından veya bir elçi gönderilip onun izniyle dilediği şeyi vahyeder (Şura, 42/51)⁹.

Cebrâîl: Vahyin peygamberlere ulaşmasında önemli bir vesîledir. Cebrâîl'in inmesiyle, yani melekî sûretten beşerî heyete inmesi ve şekil değiştirmesiyle vahiy gerçekleşebilir⁵. Cebrâîl, akl-ı küllün timsali ve yoğunlaşmış hâlidir. Onun şahsında zuhur eden ilâhî hakîkatler, Cenâb-ı Hakk'ın zâtî zuhurudur². İnsanî ruh, beşerî dedikodulardan geçmedikçe, Cebrâîl'in canının deryasının kenarı olan vahiy yerine ulaşamaz¹⁰. Bu da Cebrâîl'in ilâhî bilginin aktarımındaki merkezi rolünü ve bu bilginin elde edilmesi için aşılması gereken mertebeleri gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1İnşikâk Sûresi · s.92Ayrıca bir de bâtıni (13) on üçüncü mertebesi vardır. 56 İşte konuşması kendinden olmayan vahiy olan Allah’ın Resülünün hakîkatine secde edilir. Konuşması yine Oku
  2. 2DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.266Genelde ise, akl-ı küllün timsali ve yoğunlaşmış halidir. Ayrıca Cebrail’in şahsında zuhur eden ilâhî hakikatler, Cenab-ı Hakk’ın zâ­ti zuhurudur. Hz. Muhammed Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1933İmdâdullah buyururlar ki: “Hakikatleri bilen kimse bilir ki, onun sesleneni Yusuf'un bâtınındadır; aksine seslenen, işitenin kendisidir.” Bilinmeli ki, ilâhî öğOku
  4. 4Mâide Sûresi · s.79Kelâm ile vahiy arasında şu fark vardır, kelâm ses olarak çıkar, vahiy ise sessiz ve lâfsızdır. “Bana imân edin” demesi Cenâb-ı Hakk’ın zâtına imân etmektir, “ROku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.888Şöyle ki; peygamberlere vahiy ile olur. Ve vahiy ya Cebrail'in inmesiyle, yani Cebrail'in melekî suretten beşerî heyete inmesi ve şekil değiştirmesiyle; yahut nOku
  6. 6Aşk ve İrfân Yolunda · s.266Genelde ise, akl-ı küllün timsali ve yoğunlaşmış halidir. Ayrıca Cebrail’in şahsında zuhur eden ilâhî hakikatler, Cenab-ı Hakk’ın zâ­ti zuhurudur. Hz. Muhammed Oku
  7. 7Altı Peygamber (Cilt 5) · s.135Kelâm ile vahiy arasında şu fark vardır: Kelâm ses olarak çıkar, vahiy ise sessiz ve lâfızsızdır. “Bana imân edin” demesi Cenâb-ı Hakk’ın zâtına imân etmektir, Oku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1934İmdâdullah buyururlar ki: “Hakikatleri bilen kimse bilir ki, onun sesleneni Yusuf'un bâtınındadır; aksine seslenen, işitenin kendisidir.” Bilinmeli ki, ilâhî öğOku
  9. 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.889Şöyle ki; peygamberlere vahiy ile olur. Ve vahiy ya Cebrail'in inmesiyle, yani Cebrail'in melekî suretten beşerî heyete inmesi ve şekil değiştirmesiyle; yahut nOku
  10. 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1873Gerek bu beşeri ve insani suret ve gerek bu insaniyetin ve beşeriyetin gereği olan düşünme kuvveti vasıtasıyla elde edilen dünyevi ilimlerin dedikoduları hep haOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.