İçeriğe atla

Abdâl kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Abdâl kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde "abdâl", kelimenin kökeni itibarıyla "bedel olan, yerine geçen" anlamını taşır. Akâid dilinde ise, belirli bir evliya zümresini ifade eder; halk arasında "yediler" olarak bilinen ve dünya işlerinde tasarruf yetkisi olan Allah dostlarıdır. Mârifet dilinde ise abdâl, beşerî sıfatlarını ilâhî sıfatlara dönüştüren, kulluk vücudunu Hakkânî vücuda tebdil eden, nefesleri gayb âleminin baharından olan ve gönüllerde ilâhî mârifet yeşillikleri bitiren kâmil velîdir. Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir tahkîk mertebesi sunar (K2-T8 — K2).

Detaylı cevap

Her tasavvufî kavram gibi "abdâl" da üç farklı dilde anlaşılır (K2-T8 — K2). Bu diller, kavramın katmanlı anlamını ortaya koyar ve sâlikin idrâk seviyesine göre farklı veçhelerini sunar.

Lugat Dili: "Abdâl" kelimesi, Arapça "bedel" kökünden gelir ve sözlük anlamı itibarıyla "yerine geçen, değişen, tebdil eden" demektir¹. Bu dil, kelimenin etimolojik kökenini ve zâhirî mânâsını ifade eder; herkesin paylaştığı en geniş zemindir (K2-T8 — K2). Örneğin, "kefere" kelimesinin lügat mânâsının "örten kimseler" olması gibi².

Akâid Dili: Akâidde "abdâl", belirli bir evliya zümresini ifade eder. Halk dilinde "yediler" olarak bilinen bu zümre, dünya işlerinde tasarruf yetkisine sahip Allah dostlarıdır³·⁴. Bu makamda olan abdâllar, dünya işlerinde tasarruf etmekte zorlanmazlar⁵. İblis'in dahi yüz binlerce sene abdâldan ve emîrü'l-mü'minînden olduğu belirtilir ki bu, nefsânî sıfatlarını tebdîl etmiş kimseler anlamına gelir⁶.

Mârifet Dili: Tasavvufta "abdâl", beşerî sıfatlarını ilâhî sıfatlara, kulluk vücudunu Hakkânî vücuda dönüştüren evliyâya denir⁷. Bu makamda olan abdâlların nefesleri gayb âleminin baharındandır ve onların mübârek nefeslerinden gönüllerde ve canlarda ledünnî ilim çiçekleri ve ilâhî mârifet yeşillikleri gelişip büyür⁷. Ancak mârifet yükseldikçe, ârifin aczi ve zayıflığı da artar; bu durum, Cenâb-ı Ebû Medyen'in abdâlların makamına rağbet etmeyip acz ile zuhur etmesiyle örneklendirilir⁸. Zira mârifeti tam olan ârif, tasarruftan uzak ve acz ile ortaya çıkar⁹. Bu, ârifin Hak'tan gelen tecellîleri idrâk etmesiyle kendi benliğinin zayıflığını fark etmesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  2. 2Hicr Sûresi · s.15. ------------------- Âyet, ef’âl mertebesindeki kâfirlerin âkıbetini kendi dillerinden bizlere bildirmektedir. Âyette “ keferû ” ve “ muslimîn ” olarak iki farOku
  3. 3Kelime-i Lûtiyye · s.143Bunların yedi kişisine "abdâl" derler. Halk dilinde "yediler" denilir. İşte bu abdâldan bazıları Şeyh Abdü'r-Rezzâk hazretlerine gelip dediler ki: "Bizden Ebû MOku
  4. 4s.145 · s.11
  5. 5Kelime-i Lûtiyye · s.145İşte 13/18 bu abdâldan ba’zıları şeyh Abdü’r-Rezzâk hazretlerinegelip dediler ki: “Bizden Ebû Medyen &10024; Halk dilinde "yediler" diye adlandırılır. İşte bu aOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.12063335. al dili ile altın der ki: Dur, ey müzevvir gündüz zuhüra gelsin! &10024; Hâl dili ile altın der ki: "Dur, ey sahtekâr, gündüz zuhûra gelsin!" 3336. İblis-Oku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.548“Abdalın nefesi o bahardan olur; gönülde ve canda ondan yeşillik biter. &10024; Abdâlın nefesi o bahardandır; gönülde ve canda ondan yeşillik biter. "Abdâl" beşOku
  8. 8Kelime-i Lûtiyye · s.154Ve Cenâb-ı Ebû Medyen’in abdâlların makāmına rağbet etmeyip acz ile zuhûru bu kabîldendir. &10024; Memur olan kişi ise mazur görülür. Hak, onların mazharında böOku
  9. 9Kelime-i Lûtiyye · s.139Abdallardan bazısı Şeyh Abdürrezzak'a dedi ki: "Ey Abdürrezzak! Biz senin makamını arzu ediyoruz, sen ise bizim makamımızı arzulamıyorsun? Üstelik Ebu Medyen'inOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.