İçeriğe atla

Ahadiyyet ile Aşk ve Muhabbet Yolu eserleri Lâhût kavramına nasıl farklı yaklaşır?

Çaprazlama24 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Ahadiyyet, Aşk ve Muhabbet Yolu eserleri, Lâhût kavramına farklı veçhelerden yaklaşır. Ahadiyyet, Lâhût'u ulûhiyyet âlemi ve Allah'ın birliği ile ilişkilendirirken¹·², Aşk ve Muhabbet Yolu eserleri Lâhût'u daha ziyade ilâhî aşkın ve muhabbetin tecellî ettiği, sâlikin benliğinden geçerek Hakk'a yaklaştığı bir mertebe olarak ele alır³·⁴. Ahadiyyet, Lâhût'u varlık mertebelerinin en üstü ve tenzîh-i mutlakın menşei olarak tanımlarken, Aşk ve Muhabbet Yolu, Lâhût'u ilâhî muhabbetin ve aşkın kâinatı kuşatan ve sâlikin sülûkünü iten bir güç olarak işler⁵.

Detaylı cevap

Ahadiyyet, Lâhût'u varlık mertebelerinin en üstü, ilâhî mertebe ve ulûhiyyet âlemi olarak konumlandırır. Bu bağlamda, Lâhût, Allah'ın zâtının, sıfatlarının ve esmâsının tecellî ettiği bir mertebedir. Kelime-i Tevhîd eserinde, "lâm" harfi Lâhût âlemini ve ulûhiyyeti ifade ederken, "elif" Ahadiyyet'i, yani Allah'ın birliğini temsil eder¹. Yûnus Sûresi'nde ise "Lâm" Lâhût'u, "Elif" Ahadiyyet'i ve "Râ" Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet hakikatlerini anlatır. Bu harflerin kucaklaşmasıyla oluşan ezeli hubbiyyet ve muhabbet neticesinde Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet mertebeleri meydana gelir². Bu durum, Lâhût'un Ahadiyyet ile olan derin bağını ve ilâhî muhabbetin kaynağı olduğunu gösterir. Lâhût, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesi olarak, Hadîd 3'teki "evvel-âhir-zâhir-bâtın" ayetinin bütün mertebeleri kuşatan veçhesini yansıtır.

Aşk ve Muhabbet Yolu eserleri ise Lâhût'u daha çok ilâhî aşkın ve muhabbetin tecellî ettiği bir alan olarak ele alır. Bu eserlerde aşk, muhabbetin aşırılığı ve sâlikin Hak'a olan mahvedici sevgisi olarak tanımlanır⁶·⁴. Sâd Sûresi'nde belirtildiği üzere, "şüttâr" denilen sâlikler, cezbe ve aşk ile kendilerinden geçerek Hakk'a koşarlar. Bu yol, "hikmet-i ilâhiyye" ile bağlantılı olup, sâlikin kendi fiil ve gayretinden ziyade Hakk'ın cezbesinin hükmünü icra ettiği bir yoldur³. Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde "aşkın ateşi kâinatı kaplamıştır" ifadesi, ilâhî muhabbetin şiddetlisi olan aşkın tüm varlığa sirayet ettiğini gösterir⁵. Bu bağlamda Lâhût, ilâhî aşkın ve muhabbetin kâinatı kuşatan ve sâlikin sülûkünü iten bir güç olarak işlenir. Muhabbet, sâlikin Hak'a, Hak'ın da sâliğe duyduğu karşılıklı sevgi olup, sülûkun itici gücüdür. Lâhût, bu ilâhî muhabbetin ve aşkın en yüce tecellî mertebesi olarak kabul edilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Tevhîd, s. 291“Şöyleki, baştaki (  ) “elif” 12 mertebesiyle “Ahadiyyet”i, en üstteki 13. batın mertebesiyle “Hakikati Muhammediyye”yi &10024; Şöyle ki, baştaki () “elif” on ”Oku
  2. 2Yûnus Sûresi, s. 21“(  ) “ Lâm” Lâhut, Ulûhiyyet âlemini ifade etmektedir. (  ) “Râ” harfi ise; Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet hakikatlerini, rıza esmâsı’nın hakikatini anlatan harf’t”Oku
  3. 3Sâd Sûresi, s. 104“Bu yol “hikmet-i kalbiyye” ile uyumludur; çünkü kalbin safiyetine ve ihlâsa dayalıdır. Tarîk-i şüttâr ise aşk, cezbe ve vecd yoludur. Burada sâlik, ibadetlerin ”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 9 · Beyit 2092 (s. 681)““Senin içinde olan aşkın ve vecdin galebesinden dolayı, sende sıfât-ı beşeriyye kalmamıştır. Melekiyet mertebesine terakkî etmişsindir. Halbuki bu hayvanlar, be”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2143 (s. 40)““Gerd”, toz demek olup eserden kinâyedir. “Ferş”, döşeme ve zemin demektir. Ya'ni, korkan zâhidler aşkın tozuna ve eserine aslâ erişemezler. Zirâ aşk derdi kana”Oku
  6. 6K1-19

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.