İçeriğe atla

Ahadiyyet ve Mir'at-ül İrfân ve Şerhi'nin tasavvufî dilleri arasındaki fark nedir?

Çaprazlama0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Ahadiyyet, tasavvufta Hakk'ın lâ-taayyün mertebesinden sonraki ilk tecellîsi olup, sıfat ve esmâdan henüz tafsîl edilmemiş, sırf 'tek' olma kademesidir. Bu mertebe, Kelime-i Tevhîd'in yukarıdan aşağıya ilân edildiği, Hakk'ın birliğinin gizli olduğu bir makamdır¹. Mir'at-ül İrfân ve Şerhi ise, tasavvufî metinlerin çok katmanlı yapısını ve bu metinlerin anlaşılmasında kullanılan dilleri ifade eder. Her tasavvufî kavramın lugat, akâid ve mârifet olmak üzere üç dili bulunur; mârifet dili, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakîkati, ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği anlamı temsil eder. Dolayısıyla Ahadiyyet, tasavvufî bir hakîkat mertebesi iken, Mir'at-ül İrfân ve Şerhi bu hakîkatleri idrâk etme ve açıklama yöntemlerini, yani tasavvufî dilleri ifade eder.

Detaylı cevap

Ahadiyyet, tasavvufî vücud bahsinde anahtar bir mertebedir. Hazerât-ı Hamse sıralamasında lâ-taayyün'den sonra gelen ikinci mertebedir. Bu mertebede Hakk'ın 'tek olma' makamı söz konusudur, ancak bu teklik hiçbir nispet kabul etmez; 'tek' demek bile bir taayyün iken, Ahadiyyet bu taayyünün en ince halidir. İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ayeti, Hakk'ın çoğalmaz tekliğine vurgu yapar ve Ahadiyyet'in menşeini oluşturur. Ahadiyyet, esmâ ve sıfâtın henüz kapalı olduğu, hepsinin 'tek bir Hak'ta' bulunduğu çoğalma öncesi bir mertebedir; vâhidiyyet ise çoğalmanın temelidir. Kelime-i Tevhîd'de Ahadiyyet, ilâhlık mertebesinin yukarıdan aşağıya ilân edildiği ve Hakk'ın birliğinin gizli olduğu bir makam olarak belirtilir¹.

Mir'at-ül İrfân ve Şerhi ise, tasavvufî metinlerin anlaşılmasında kullanılan farklı idrâk seviyelerini ve açıklama biçimlerini ifade eder. Tasavvufî kavramların üç dili vardır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dili, kelimenin etimolojik kökeni ve zâhirî mânâsıdır; herkesin paylaştığı en geniş zemindir. Akâid dili, kelimenin İslâmî ilimlerdeki teknik anlamını ifade eder. Mârifet dili ise, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakîkati, ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği anlamı içerir. Bu üç dilin bilinmesi, sâlik için zaruridir, zira mârifet dili akâidi nakzetmez ancak akâidi aşar. Özellikle Fusûsu'l-Hikem gibi eserler, işaret diliyle mücmel olarak, yani iki üç kelimeyle bir çuval mevzuyu ifade eder ve bu eserlerin şerh ve tefsire muhtaç olduğu belirtilir²·³. Bu durum, tasavvufî metinlerin derinliğini ve farklı dillerle açıklanma ihtiyacını ortaya koyar. Ahadiyyet, Hakk'ın zâtî bir mertebesi iken, Mir'at-ül İrfân ve Şerhi bu zâtî mertebeye ve diğer tasavvufî hakîkatlere ulaşma ve onları ifade etme yollarını, yani tasavvufî hermenötiği temsil eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Tevhîd · s.25Her iki durumda da "İlâhlık Mertebesi" başka bir mertebe tarafından dile getirilmektedir. Aşağıdan yukarıya, "kulluk mertebesi"nden; Yukarıdan aşağıya ise, "AhaOku
  2. 2TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet · s.172Fusus-ül Hikemin ekserisi işaret diliyle mücmel olarak yani iki üç kelime söylüyor ama içinde bir çuval mevzu vardır. Bunun bir zorluğu var, bir de Arapçadan TüOku
  3. 3TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.78Fusus-ül Hikemin ekserisi işaret diliyle mücmel olarak yani iki üç kelime söylüyor ama içinde bir çuval mevzu vardır. Bunun bir zorluğu var, bir de Arapçadan TüOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.