Aynel-Yakîn kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Aynel yakîn, hakikati hissederek, duyarak ve görerek yaşama hâlidir; tasavvufta ilmel yakîn sonrası gelen ve Hakkal yakîn'e giden yolda bir mertebedir. Bu hâl, kişinin kendi yokluğunu ilmen idrak ettikten sonra, bu idraki yaşantısına aktarmasıyla zuhur eder ve ahirete yakîn olarak bakma, cennet ehlinin gideceği yeri görmesi gibi durumlarda kendini gösterir.
Detaylı cevap
Aynel yakîn, Hakikat bilgisini ilim yoluyla bilmek olan ilmel yakînden sonra gelen bir mertebedir¹. Kişi, kendi yokluğunu ilmi olarak anlayıp idrak ettiğinde, Hakk'ın değil de "ben" hükmüyle birimsel varlığı olarak kabul ettiği şeyin ortadan kalkması gerektiğini anlar ki bu ilk adım ilmel yakîndir. Sonrasında bu durumu hayatına aktarmasıyla aynel yakîn hâli zuhur eder². Bu mertebede hakikat, sadece bilgi olarak değil, hissedilerek, duyularak ve görerek tecrübe edilir¹.
Aynel yakînin zuhur ettiği mahallerden biri, ahirete yakîn olarak bakma ve müşahede etme durumudur. Bakara Sûresi'nde geçen "ve Bil ahıreti hüm yukınun" ifadesi, ahirete yakîn olarak bakmayı, yani müşahede etmeyi ifade eder. Bir kimse ilmel, aynel veya Hakkal yakîn olarak hangi mertebede ise, ahirete o pencereden bakar, o gözle bakar, o yakîn ile müşahede eder³.
Bir diğer zuhur mahalli ise, cennet ehlinin gideceği yeri aynel yakîn olarak görmesidir. Cennet ehli, gideceği yeri aynel yakîn gördüğü için büyük bir huzur duyar. Cennet ehli olmayanlar ise, bu güzelliği aynel yakîn olarak nasıl kaçırdıklarını ve heba ettiklerini gördüklerinde hasret ve pişmanlık yaşarlar⁴·⁵. Tekâsur Sûresi'ndeki "Summe le terevunnehâ aynel yakîn" ayeti de, bu şiddetli yaşantının aynel yakîn görülmesini ifade eder ki, ancak bu şekilde bir görüş sonrası nefisten geçilebilir⁶.
Muhyiddin Arabî Hazretleri'ne yakîn nedir diye sorulduğunda, "el yakînü hüvel Hakk" yani "yakîn denilen hâdise, af'aliyle, esmâsıyla, sıfatıyla zâtıyla Hakk'ın ta kendisidir" demiştir. Kim hangi ehildeyse o "yakîn" ehlidir⁷·⁸·⁹. Bu bağlamda aynel yakîn, Hakk'ın nuruyla müşahede etmenin bir aşamasıdır¹⁰. İlmel yakîn bir mevzuyu ilim olarak bilmekken, aynel yakîn gözle görerek müşahede etmektir¹¹·¹².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.273“ilmel Yakîn, aynel yakîn, Hakkel yakîn ifadelerinden gelmiştik. Şimdi oradan devam ediyoruz. İlmel Yakîn, Hakîkate ilim olarak ermektir. Hakîkat bilgisini İlim ”Oku
- 2Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.63“Kişi kendi yokluğunu ilmi olarak anlayıp, idrâk ettiğinde, Hakk’ın değilde “ben” hükmüyle birimsel varlığı olarak kabul ettiği şeyin ortadan kalkması gerektiğin”Oku
- 3Bakara Sûresi · s.12““ve Bil ahıreti hüm yukınun; ” Ahirete de yakîn olarak bakarlar, yakîn olarak müşahede ederler, “yukinun” kurb yakınlığı değildir, burada ikân var, müşa- hede d”Oku
- 4İnsân-ı Kâmil (Cilt 5) · s.120“Cennet ehli gideceği yeri aynel yakîn gördüğü için çok huzurlu olur, cennet ehli olmayanlar ise böyle bir güzelliği onlarda aynel yakîn olarak nasıl kaçırdıklar”Oku
- 5Kâf Sûresi · s.165“Cennet ehli gideceği yeri aynel yakîn gördüğü için çok huzurlu olur, cennet ehli olmayanlar ise böyle bir güzelliği onlarda aynel yakîn olarak nasıl kaçırdıklar”Oku
- 6Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.70““Summe le terevunnehâ aynel yakîn” yâni “Sonra mutlaka onu aynel yakîn olarak göreceksiniz” (Tekâsur, 102/7) Âyet-i Kerîmesinde belirtilen ifâde buradaki yaşant”Oku
- 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.49“Âyet-i kerîme de (ilmel yakîn ve aynel yakîn’den bahsedilmektedir, bu hususun ayrıca birde, Hakk’al yakîn Halide vardır. Muhyiddin arabi Hz. lerine soruyorlar y”Oku
- 8Îmân ve İkân · s.24“Âyet-i kerîme de (ilmel yakîn ve aynel yakîn’den bahsedilmek-tedir, bu hususun ayrıca birde, Hakk’al yakîn Halide vardır. Muhyiddin arabi Hz. lerine soruyorlar ”Oku
- 9Zâriyât Sûresi · s.54“Âyet-i kerîme de (ilmel yakîn ve aynel yakîn’den bahsedilmek-tedir, bu hususun ayrıca birde, Hakk’al yakîn Halide vardır. Muhyiddin arabi Hz. lerine soruyorlar ”Oku
- 10TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye · s.104“Ne kadar olduk zannederlerse de derinlerinde şüphe ve zan vardır. Velakin muhakkikin böyle değildir. Tahkik ehlinin şüphesi zannı yoktur, eşyayı tahammül ve tef”Oku
- 11Hadîd Sûresi · s.34“Ruhunun Ruhu Külli, aklının Akl-ı Külliye mensup olduğunu, kendine değil oraya mensup olduğunu, Hakkal yakîn müşahede edip -yalnız burada bir ifade yanlışlığı o”Oku
- 12Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.111“Ruhunun Ruhu Külli, aklının Akl-ı Külliye mensup olduğunu, kendine değil oraya mensup olduğunu, Hakkal yakîn müşahede edip -yalnız burada bir ifade yanlışlığı o”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.