İçeriğe atla

Aynel-yakîn ve Hakke'l-yakîn'i karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey19 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Aynel-yakîn ile Hakke'l-yakîn'i karıştırmak, sâlikin mânevî yolculuğunda mertebeleri yanlış idrak etmesine ve hakikate ulaşma noktasında yanılgıya düşmesine yol açar. Zira aynel-yakîn, hakikati görerek ve müşâhede ederek bilme hâli iken¹, Hakke'l-yakîn ise o hakikatle bizzat tahakkuk etme, yani Hak ile bir olma ve beşerî vasıflardan tamamen sıyrılma hâlidir²·³. Bu iki mertebe arasındaki farkı göz ardı etmek, sâlikin henüz müşâhede düzeyinde kalmışken kendini Hak ile birleşmiş sanmasına, dolayısıyla mânevî ilerlemesini sekteye uğratmasına neden olabilir.

Detaylı cevap

Aynel-yakîn ve Hakke'l-yakîn, tasavvuftaki yakîn mertebelerinin ikinci ve üçüncü basamaklarıdır. İlme'l-yakîn (bilgi yoluyla kesin inanma) ile başlayan bu yolculukta, aynel-yakîn "görerek kesin inanma"⁴ veya "hakikati hissederek, duyarak görerek yaşama"² olarak tanımlanır. Bu hâl, ateşin bizzat kendisini ve alevini görmek gibidir¹. Sâlik bu mertebede hakikati uzaktan da olsa müşâhede eder. Ancak Hakke'l-yakîn, yakînin en üst kademesi olup, "hakikatle tahakkuk etme hâlinin zuhuru"² veya "kişinin beşerî vasıflarından tamamen sıyrılıp kendisini artık Hakk olarak müşâhede etmesi"³ anlamına gelir. Bu, ateşe yaklaşıp sıcaklığını hissetmek, hatta ateşle birleşmek gibidir.

Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin henüz aynel-yakîn düzeyinde, yani hakikati dışarıdan gözlemleme ve görme aşamasındayken, kendisini Hakke'l-yakîn mertebesine ulaşmış, yani Hak ile birleşmiş sanmasına yol açar. Özün Özü ve Sırrın Sırrı'nda belirtildiği gibi, Hakke'l-yakîn müşahedesi "çok daha sonra ve neticeye geliştir" ve "çıktıktan sonra iniştir"⁵. Bu ayrımı yapamamak, sâlikin mânevî seyrini tamamlamadan duraklamasına, hakikatin tam idrakine ulaşamamasına ve "ben" kelimesini kullanırken kendi benliğini Hak ile karıştırmasına neden olabilir. Zira Hakke'l-yakînde sâlik "ben" derken aslında Hakk'ı kasteder, çünkü kendi benliği fenâ olmuştur. Bu karışıklık, sâlikin henüz "ef'âl mertebesinde olanlara şifre" olan hakikatleri⁶ tam olarak çözdüğünü zannetmesine ve böylece mânevî ilerlemesinde ciddi bir yanılgıya düşmesine sebep olur.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Secde Sûresi, s. 160“------------------ Burada Yakîn halinin üç mertebesi bulunmakta özetle onlarda şu şekilde dir; İlmel Yakîn : Bir şeyin varlığını deliller, işaretler veya haber ”Oku
  2. 2Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 273“ilmel Yakîn, aynel yakîn, Hakkel yakîn ifadelerinden gelmiştik. Şimdi oradan devam ediyoruz. İlmel Yakîn, Hakîkate ilim olarak ermektir. Hakîkat bilgisini İlim ”Oku
  3. 3Gülşen-i Râz ve Şerhi (1), s. 70“O cezbe hem de delîldir yakîne; Oradan yol buluştur yakîn imân beytine. Gerçek îmânın nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlayabilsek eğer geçen zamanlarımıza ço”Oku
  4. 4Kelime-i Tevhîd, s. 710“Üç direk, ilmel-yakîn (bilgi yoluyla kesin inanma), aynel-yakîn (görerek kesin inanma), hakkal-yakîn (yaşayarak kesin inanma)dır, dedim. Hicr'in nedir? Dediler.”Oku
  5. 5Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 111“Ruhunun Ruhu Külli, aklının Akl-ı Külliye mensup olduğunu, kendine değil oraya mensup olduğunu, Hakkal yakîn müşahede edip -yalnız burada bir ifade yanlışlığı o”Oku
  6. 6Yûsuf Sûresi, s. 31“Düz bir hat değil 12 noktadan 7 si et-turu seb’a, 5 tanesi de Hazret mertebelerini ifade ediyor. Lâm; Lâhut mertebesini, Lâm’ın Ulûhiyyet, Allahlık mertebesini,”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.