İçeriğe atla

Aynel-yakîn ve Hakke'l-yakîn'i karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Aynel-yakîn ile Hakke'l-yakîn'i karıştırmak, sâlikin mânevî yolculuğunda mertebeleri yanlış idrak etmesine ve hakikate ulaşma noktasında yanılgıya düşmesine yol açar. Zira aynel-yakîn, hakikati görerek ve müşâhede ederek bilme hâli iken¹, Hakke'l-yakîn ise o hakikatle bizzat tahakkuk etme, yani Hak ile bir olma ve beşerî vasıflardan tamamen sıyrılma hâlidir²·³. Bu iki mertebe arasındaki farkı göz ardı etmek, sâlikin henüz müşâhede düzeyinde kalmışken kendini Hak ile birleşmiş sanmasına, dolayısıyla mânevî ilerlemesini sekteye uğratmasına neden olabilir.

Detaylı cevap

Aynel-yakîn ve Hakke'l-yakîn, tasavvuftaki yakîn mertebelerinin ikinci ve üçüncü basamaklarıdır. İlme'l-yakîn (bilgi yoluyla kesin inanma) ile başlayan bu yolculukta, aynel-yakîn "görerek kesin inanma"⁴ veya "hakikati hissederek, duyarak görerek yaşama"² olarak tanımlanır. Bu hâl, ateşin bizzat kendisini ve alevini görmek gibidir¹. Sâlik bu mertebede hakikati uzaktan da olsa müşâhede eder. Ancak Hakke'l-yakîn, yakînin en üst kademesi olup, "hakikatle tahakkuk etme hâlinin zuhuru"² veya "kişinin beşerî vasıflarından tamamen sıyrılıp kendisini artık Hakk olarak müşâhede etmesi"³ anlamına gelir. Bu, ateşe yaklaşıp sıcaklığını hissetmek, hatta ateşle birleşmek gibidir.

Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin henüz aynel-yakîn düzeyinde, yani hakikati dışarıdan gözlemleme ve görme aşamasındayken, kendisini Hakke'l-yakîn mertebesine ulaşmış, yani Hak ile birleşmiş sanmasına yol açar. Özün Özü ve Sırrın Sırrı'nda belirtildiği gibi, Hakke'l-yakîn müşahedesi "çok daha sonra ve neticeye geliştir" ve "çıktıktan sonra iniştir"⁵. Bu ayrımı yapamamak, sâlikin mânevî seyrini tamamlamadan duraklamasına, hakikatin tam idrakine ulaşamamasına ve "ben" kelimesini kullanırken kendi benliğini Hak ile karıştırmasına neden olabilir. Zira Hakke'l-yakînde sâlik "ben" derken aslında Hakk'ı kasteder, çünkü kendi benliği fenâ olmuştur. Bu karışıklık, sâlikin henüz "ef'âl mertebesinde olanlara şifre" olan hakikatleri⁶ tam olarak çözdüğünü zannetmesine ve böylece mânevî ilerlemesinde ciddi bir yanılgıya düşmesine sebep olur.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Secde Sûresi · s.160------------------ Burada Yakîn halinin üç mertebesi bulunmakta özetle onlarda şu şekilde dir; İlmel Yakîn : Bir şeyin varlığını deliller, işaretler veya haber Oku
  2. 2Cilt 4 · s.273
  3. 3Gülşen-i Râz ve Şerhi (1) · s.70O cezbe hem de delîldir yakîne; Oradan yol buluştur yakîn imân beytine. Gerçek îmânın nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlayabilsek eğer geçen zamanlarımıza çoOku
  4. 4Kelime-i Tevhîd · s.710Üç direk, ilmel-yakîn (bilgi yoluyla kesin inanma), aynel-yakîn (görerek kesin inanma), hakkal-yakîn (yaşayarak kesin inanma)dır, dedim. Hicr'in nedir? Dediler.Oku
  5. 5Cilt 4 · s.111
  6. 6Yûsuf Sûresi · s.31Düz bir hat değil 12 noktadan 7 si et-turu seb’a, 5 tanesi de Hazret mertebelerini ifade ediyor. Lâm; Lâhut mertebesini, Lâm’ın Ulûhiyyet, Allahlık mertebesini,Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.