Tevhîd-i sıfât, Tevhîd-i zât'ın neresinde durur?
Tevhîd-i sıfât, Hak'ın bütün varlıktaki sıfatlarının kendi sıfatları olduğunu idrak etme makamıdır ve tasavvufî tevhid mertebeleri içinde Tevhîd-i zât'tan önceki bir aşamayı temsil eder. Bu mertebe, sâlikin Allah'tan başka bir şeyi kalmadığı, dünya halinin Allah'ta seyre dönüştüğü bir müşâhede zevkidir¹. Tevhîd-i sıfât, onuncu mertebe olarak kabul edilir ve makamı "Teşbih" (benzetme) ile Fenâfillah (Allah'ta fani olma) halidir². Tevhîd-i zât ise, bütün tevhidleri toplayan ve cem eden en yüksek mertebedir; Ahadiyyet-i zâtiyye'nin mutlaklığını ifade eder ve Vâhid için hiçbir vasfı ve övgüyü kabul etmez³·⁴.
Detaylı cevap
Tevhîd-i sıfât, tasavvufî sülûkun önemli duraklarından biridir ve Hak'ın sıfatlarının varlıklarda tecellisini müşâhede etme halidir. Bu makamda sâlik, nereye bakarsa baksın kendi mazhariyeti içinde Allah'ı müşâhede zevkine gark olur ve Allah'tan başka bir şeyi kalmaz¹. Kelime-i Tevhîd'in bâtın âlemden zâhir âleme çıkışında, Zât'tan sıfatına, sıfatından esmâsına tecellisi bu seyir içinde gerçekleşir⁵. Tevhîd-i sıfât, onuncu mertebe olup, sıfatların birliği anlamına gelir ve makamı "Teşbih" ile "Fenâfillah"tır; zikri ise "Ya Ahad"dır². Bu mertebe, İseviyyet ile ilişkilendirilir; İseviyyet, tevhid-i sıfat inkılâbıdır ve bütün varlıktaki sıfatların Hakk'ın sıfatı olduğunu idrak etmeyi gerektirir⁶. Tevhîd-i zât ise, tevhid mertebelerinin en üstünüdür ve bütün tevhidleri (ef'âl, esmâ, sıfât) cem eden bir tevhiddir³·⁷. Bu mertebe, Ahadiyyet-i zâtiyye'nin mutlaklığını ifade eder ve Vâhid için hiçbir vasfı ve övgüyü kabul etmez; Ahadiyyet'in Vâhid'in aynı olduğu bu tevhide "tevhîd-i zât" denir⁴. Âriflerin sürmesi olarak nitelendirilen üç tevhid mertebesi (tevhid-i zât, tevhid-i esmâ ve sıfât, tevhid-i ef'âl) içinde tevhid-i zât en son ve en yüksek mertebedir⁸. Muhammediyyet ise tevhid-i zât inkılâbıdır ve bu mertebeye ulaşmak, tam bir insani ilim cem'iyyetine ulaşmayı sağlar⁶. Dolayısıyla, Tevhîd-i sıfât, Tevhîd-i zât'a giden yolda bir basamak olup, Hak'ın sıfatlarının idrakinden sonra Zât'ın mutlak birliğine ulaşmayı ifade eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Bir Hikâye, Birçok Yorum · s.92“Nereye ve ne şeye bakarsa baksın kendi mazhariyeti içinde Allahı müşahade zevkine garkolmuştur. Allah’tan başka birşeyi kalmamıştır. Dünya hali görme, Allah’da ”Oku
- 2Kelime-i Tevhîd · s.355“Tevhid-i Sıfat Burası onuncu (10.) mertebe Tevhid-i Sıfat'tır. Tevhid-i Sıfat: Sıfatların birliği anlamındadır. Tevhid-i Sıfat Burası onuncu (10.) mertebe Tevhi”Oku
- 3TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.253“Tevhid-i ef’aldeki tevhid bir başka türlüdür, tevhid-i esmadaki tevhid bir başka türlüdür, tevhid-i sıfattaki tehid bir başka, Zat’taki tevhid ise bütün tevhidl”Oku
- 4A'yân-ı Sâbite · s.342“Ve bu ahadiyyet-i zâtiyye, Zâti olan Ahadiyet yani Ahadiyetin Zât’ı mutlakıyyeti hasebiyle, Yani O’nun mutlak bir Ahadiyeti var, o mutlak Ahadiyeti itibariyle o”Oku
- 5Kelime-i Tevhîd · s.207“Böylece "Kelime-i Tevhid"in bir kelimesi daha bâtın âlemden görünen âleme çıkmış bulunmaktaydı; böylece (Allah – illâ - ilâhe) İlahi Zât'ından sıfatına, sıfatın”Oku
- 6Tasavvuf Izâhları · s.121“İseviyyet ; tevhid-i sıfat inkılâbıdır. Yani; bütün varlıktaki sıfatların Hakk'ın sıfatı olduğunu idrak ederek, hayatımızı bu genişlikte ve bu idrakte yaşamamız”Oku
- 7Sohbet Arası Sohbetler CD 17 · s.119“İşte o zaman “ cem-ül cem-ül cem-ül cem ile feth oldu ebab-ı hüda,” demişler. Yani bütün bu cemlerin toplamıyla hakk kapısı feth edildi. Bu cemlerin bir tanesi ”Oku
- 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1973“"Âriflerin sürmesi"nden kastedilen, Zât'ın birliği (tevhid-i Zât), isim ve sıfatların birliği (tevhid-i esmâ ve sıfât) ve fiillerin birliği (tevhid-i ef'âl) kon”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.