Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât arasındaki sıra nasıldır?
Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât arasındaki sıra, tasavvufî sülûkun ve varlık mertebelerinin yükselen bir idrâkini temsil eder. Tevhîd-i sıfât, Cenâb-ı Hakk'ın sıfatlarının birliğini, yani diri olan, işiten, gören, irâde eden ve kudret sahibi olanın yalnızca Allah Teâlâ olduğunu idrâk etmektir¹. Bu mertebede sâlik, tüm sıfatların Hakk'a ait olduğunu müşâhede eder. Tevhîd-i zât ise, varlık mertebelerinin en üstünde yer alan, "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka mevcud yoktur) hakikatini idrâk etme makamıdır; burada sâlik, ef'âl, esmâ ve sıfat aynalarından geçerek vücûd-ı Hakk'a bağlanır ve cümle eşyanın Hakk'ın vücûdu olduğunu mülâhaza eder¹·². Bu sıralama, sülûkta aşağıdan yukarıya doğru ilerleyen bir seyri ifade eder ve Tevhîd-i zât, Tevhîd-i sıfât'tan daha yüksek bir idrâk mertebesidir.
Detaylı cevap
Tasavvufta tevhidin farklı mertebeleri bulunur ve bu mertebeler, sâlikin Hakk'ı idrâk edişindeki derinleşmeyi gösterir. Genel olarak varlık mertebeleri nüzûl (iniş) ve urûc (yükseliş) yönünden Zât > Sıfât > Esmâ > Ef'âl şeklinde sıralanır². Tevhîd bahsinde ise sülûk, nefsin mertebelerine ve hazerât-ı hamseye göre aşağıdan yukarıya doğru ilerler.
Tevhîd-i sıfât, bu sıralamada Tevhîd-i zât'tan önce gelir. Bu mertebede sâlik, tüm sıfatların yalnızca Allah Teâlâ'ya ait olduğunu idrâk eder. Yani, diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi olanın sadece Allah olduğunu anlar¹. Bu, İseviyet mertebesiyle ilişkilendirilir³. Tevhîd-i sıfât, "Lâ mevsûfe illallah" (Allah'tan başka sıfat sahibi yoktur) hakikatini ifade eder²·⁴. Bu mertebede, sıfatlar Hakk'ın sıfatları olarak varlık bulur⁴.
Tevhîd-i zât ise tevhidin en yüksek mertebesidir ve Tevhîd-i sıfât'tan sonra gelir. Bu makamda sâlik, hissen, aklen ve hayalen gerek ef'âl, gerek sıfat ve gerek zât aynalarından vücûdu'llah'a bağlanır ve cümle eşyanın vücûd-ı Hakk olduğunu mülâhaza eder; bu esnada istiğrak hâsıl olur¹. Tevhîd-i zât, "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka mevcud yoktur) hakikatini ifade eder². Bu mertebe, Muhammedîyet ile ilişkilendirilir³. Terzi Baba'nın idrâkinde, Allah'ın Zâtında, Zâtından Zâtına, Zâtıyla, Zâtça, vahdetin aynı kesret, kesretin aynı vahdet olduğu Ahad, Samed olan Vücûd-u Mutlak olarak, ilmindeki tüm mertebelerinde a'yân-ı sâbiteleri üzere sıfat, esmâ, fiil ve eserleri ile kemâl zuhurda bulunduğu şuhûdudur⁵. Tevhîd-i zât, sadece zât mertebesinde oluşur ve zâtî tevhîd, diğer mertebelerden bağımsız olarak zât mertebesinde bulunur⁶. Kelime-i Tevhîd'in Zât, sıfat, esmâ ve ef'âl mertebelerinin açıklaması olduğu belirtilir ve bu mertebeler arasında bir hiyerarşi vardır⁷. Şihâbeddin Sühreverdî'ye göre, tevhidin mertebeleri arasında Tevhîd-i hâlî, muvahhidin zâtına vasf-ı lâzım olur ve onun varlığı Hakk'ın müşâhedesinde öyle müstağrak olur ki, Hakk-ı Vâhid'in zât ve sıfatından gayrı hiçbir şey görünmez⁸·⁹. Bu da Tevhîd-i zât'ın en yüksek idrâk olduğunu gösterir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Bir Ressam Hikâyesi · s.44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
- 2Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.79“İkinci Sorum: Mâlûm-i âliniz varlık mertebeleri açısından baktığımızda gerek nüzûl gerekse urûc yönünden Zât Sıfât Esmâ Efâl şeklinde bir merâtib sözkonusudur. ”Oku
- 3Bakara Dosyası · s.261“ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i Sıfat”Oku
- 4Salât (Namaz) · s.76“İlla var ama ancak ALLAH’ın sıfatları olarak var. Dördüncü mertebede ise, hiç bir varlığın zatı yok. İlla var ama ancak ALLAH’ın zatı ile var. Tevhid-i efal la ”Oku
- 5Terzi Baba (Cilt 2) · s.265“Bu gelişmeler sırasında idrak ettim ki, en güzel hâl kelime-i tevhid ve kelime-i risâlet sırrı çerçevesinde yaşamak, Kur'ân ahlâkıyla donanmak, bu amaçla seyr-i”Oku
- 6Tasavvuf Izâhları · s.157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
- 7Kelime-i Tevhîd · s.21“Kelime-i Tevhid, Şeriat, tarikat, hakikat, marifet mertebelerinin de açıklamasıdır. "Kelime-i Tevhid"in doğuşu, Kutsal Zât, henüz bu âlemler yok iken "A'mâiyyet”Oku
- 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1786“Bilinmeli ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârif adlı eserinde buyurur ki: "Tevhidin mertebeleri vardır: Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i ”Oku
- 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1787“Ma'lûm olsun ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârifinde buyurur ki: “Tevhidin mertebeleri vardır, Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i hâli ve”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.