Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât'ı karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?
Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât'ı karıştırmak, sâlikin tevhid yolculuğunda ham kalmasına ve Hakikat'i idrakte eksiklik yaşamasına yol açar. Tevhîd-i ef'âl, fiillerin birliğini ve mutlak fâilin yalnızca Allah olduğunu idrak etme makamıdır ve Hz. İbrahim ile özdeşleşen "İbrâhîmiyyet" mertebesidir¹·². Bu mertebede sâlik, âlemdeki tüm fiillerin tek bir asl'a dayandığını müşâhede eder ve "Lâ fâile illellah" (Fâili mutlak ancak Allah'tır) kelimesiyle bu hakikati ifade eder¹. Tevhîd-i sıfât ise, fiillerin ötesinde, tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu idrak etme mertebesidir. Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin tevhidin daha üst mertebelerine, özellikle de Tevhîd-i Zât'a ulaşmasını engeller; zira Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, tevhid bu üç mertebeyi (ef'âl, esmâ ve sıfât, zât) zevkan idrak etmekle kâmil olur ve bir mertebede ham kalan, diğerine nazaran da hamdır³. Tevhîd-i ef'âl, Tevhîd-i Zât'sız bir teşbih olarak nitelendirilirken, Tevhîd-i sıfât da Tevhîd-i Zât'tan ayrı düşünüldüğünde eksik kalır⁴.
Detaylı cevap
Tevhîd-i ef'âl, tasavvufî seyr-i sülûkun ilk mertebelerinden biridir ve "fiillerin birliği" anlamına gelir¹. Bu makamda sâlik, âlemde cereyan eden tüm fiillerin tek bir kaynağa, yani Allah'a dayandığını idrak eder. Zikri "Ya FETTAH" olan bu makamın âlemi "Âlem-i şehâdet" yani madde ve müşahede âlemidir¹·⁵. Hz. İbrahim (a.s.) bu mertebenin peygamberidir ve "tevhidin babası" unvanını almıştır; imanı "tevhid-i ef'âl imanı" olarak tanımlanır⁶·⁷. Tevhîd-i ef'âl, hayalî ve ötelerde olan bir Allah anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek tevhid anlayışına geçişi ifade eder ve "hanif" dinin özüdür⁸·⁹. Ancak, Tevhîd-i ef'âl, "Tevhîd-i Zât'sız Teşbîh" olarak da nitelendirilir; yani sadece görünen varlıkları birlemek, teşbih yoluyla olan bir tevhiddir ve Tevhîd-i Zât'ı içermez¹⁰·⁴.
Tevhîd-i sıfât ise, Tevhîd-i ef'âl'den sonra gelen bir mertebedir ve fiillerin ötesinde, tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu idrak etmeyi gerektirir. Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin tevhiddeki ilerlemesini sekteye uğratır. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde açıkça belirtildiği gibi, tevhidin kâmil olması için ef'âl, esmâ ve sıfât ile zât mertebelerinin zevkan idrak edilmesi şarttır³. Henüz Tevhîd-i ef'âl mertebesinde bulunan bir sâlik, Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesine nazaran hamdır; aynı şekilde Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesinde bulunan sâlik de Tevhîd-i Zât mertebesine nazaran hamdır³. Bu karışıklık, sâlikin tevhidin daha kapsayıcı ve hakiki mertebelerine ulaşmasını engeller, çünkü her mertebenin kendine özgü bir idrak ve yaşantısı vardır. Tevhîd-i ef'âl'de kalmak, Tevhîd-i Zât'ın ihâta ettiği tüm varlığı değil, sadece görünen varlıkları birlemek anlamına gelir ki bu da eksik bir tevhid anlayışıdır¹⁰. Dolayısıyla, bu mertebeleri ayırt edememek, sâlikin Hakikat'i tam anlamıyla kavramasına engel olur ve onu tevhid yolculuğunda belirli bir aşamada takılıp kalmaya mahkûm eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Muhammed Sûresi · s.124“(Murat Derûni) Faydası olur düşüncesi ile Tevhid-i Ef’âl bölümünü buraya alıyoruz. “ TEVHİD-İ EF’ÂL” Tevhid-i Ef’âl: Fiillerin birliği, anlamındadır. Makamı: “T”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler CD 18 · s.36“Bölüm Hazarat-ı Hamse başlangıcı bu bölümün mevzuu Tevhid-i Efal yani tevhitteki fiili birlik. TEVHİD-İ EF’ÂL Tevhid-i Ef’âl: Fiillerin birliği, anlamındadır. T”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.500“Ey adım adım kendi murâdının yoluna gitmeğe ve yürümeğe karar vermiş olan kimse, kazâ-yı ilâhiden gafil olduğun için hamın hamısın. Beyt-i şerîfde üç mertebe üz”Oku
- 4Tasavvuf Izâhları · s.157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
- 5Sohbet Arası Sohbetler (26) · s.83“İKİNCİ KISIM; SEKİZİNCİ BÖLÜM: “ TEVHİD-İ EF’ÂL” Tevhid-i Ef’âl: Fiillerin birliği, anlamındadır. Makamı: “Tevhid-i Ef’al.” Zikri: “Ya FETTAH ” dır. Âlemi: “Âle”Oku
- 6Vahiy ve Cebrâîl · s.14“Âdem (a.s.) nın imânı, günahlarından arınmaları için rabblarına yalvarmaları yolunda idi. İbrahim (a.s.)’a kadar imân, dua mahiyetinde geçti. İbrahim (a.s.) ile”Oku
- 7Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002) · s.68“Âdem (a.s.) nın imânı, günahlarından arınmaları için rabblarına yalvarmaları yolunda idi. İbrahim (a.s.)’a kadar imân, dua mahiyetinde geçti. İbrahim (a.s.) ile”Oku
- 8Altı Peygamber (Cilt 3) · s.42“Diğer şekli ile ise, (Hanif) hayâlî ve ötelerde olan bir “Allah” anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek “Tevhîd-i Ef’al” mertbesi, “Allah” anlayışına geçmekti”Oku
- 9Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.52“Diğer şekli ile ise, (Hanif) hayâlî ve ötelerde olan bir “Allah” anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek “Tevhîd-i Ef’al” mertbesi, “Allah” anlayışına geçmekti”Oku
- 10Yûsuf Sûresi · s.91““Tevhîd-i ef’âl” İbrâhîmiyyet, aynı zamanda, “Tevhîd-i Zât’ sız, Teşbîh” tir. Bu cümleyi biraz açmaya çalışalım. Bilindiği gibi; Bütün Tevhîdler-i de, Tevhîd ed”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.