İçeriğe atla

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât'ı karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey61 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât'ı karıştırmak, sâlikin tevhid yolculuğunda ham kalmasına ve Hakikat'i idrakte eksiklik yaşamasına yol açar. Tevhîd-i ef'âl, fiillerin birliğini ve mutlak fâilin yalnızca Allah olduğunu idrak etme makamıdır ve Hz. İbrahim ile özdeşleşen "İbrâhîmiyyet" mertebesidir¹. Bu mertebede sâlik, âlemdeki tüm fiillerin tek bir asl'a dayandığını müşâhede eder ve "Lâ fâile illellah" (Fâili mutlak ancak Allah'tır) kelimesiyle bu hakikati ifade eder¹. Tevhîd-i sıfât ise, fiillerin ötesinde, tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu idrak etme mertebesidir. Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin tevhidin daha üst mertebelerine, özellikle de Tevhîd-i Zât'a ulaşmasını engeller; zira Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, tevhid bu üç mertebeyi (ef'âl, esmâ ve sıfât, zât) zevkan idrak etmekle kâmil olur ve bir mertebede ham kalan, diğerine nazaran da hamdır². Tevhîd-i ef'âl, Tevhîd-i Zât'sız bir teşbih olarak nitelendirilirken, Tevhîd-i sıfât da Tevhîd-i Zât'tan ayrı düşünüldüğünde eksik kalır³.

Detaylı cevap

Tevhîd-i ef'âl, tasavvufî seyr-i sülûkun ilk mertebelerinden biridir ve "fiillerin birliği" anlamına gelir¹. Bu makamda sâlik, âlemde cereyan eden tüm fiillerin tek bir kaynağa, yani Allah'a dayandığını idrak eder. Zikri "Ya FETTAH" olan bu makamın âlemi "Âlem-i şehâdet" yani madde ve müşahede âlemidir¹. Hz. İbrahim (a.s.) bu mertebenin peygamberidir ve "tevhidin babası" unvanını almıştır; imanı "tevhid-i ef'âl imanı" olarak tanımlanır⁴. Tevhîd-i ef'âl, hayalî ve ötelerde olan bir Allah anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek tevhid anlayışına geçişi ifade eder ve "hanif" dinin özüdür⁵·⁶. Ancak, Tevhîd-i ef'âl, "Tevhîd-i Zât'sız Teşbîh" olarak da nitelendirilir; yani sadece görünen varlıkları birlemek, teşbih yoluyla olan bir tevhiddir ve Tevhîd-i Zât'ı içermez⁷.

Tevhîd-i sıfât ise, Tevhîd-i ef'âl'den sonra gelen bir mertebedir ve fiillerin ötesinde, tüm sıfatların Allah'a ait olduğunu idrak etmeyi gerektirir. Bu iki mertebeyi karıştırmak, sâlikin tevhiddeki ilerlemesini sekteye uğratır. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde açıkça belirtildiği gibi, tevhidin kâmil olması için ef'âl, esmâ ve sıfât ile zât mertebelerinin zevkan idrak edilmesi şarttır². Henüz Tevhîd-i ef'âl mertebesinde bulunan bir sâlik, Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesine nazaran hamdır; aynı şekilde Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesinde bulunan sâlik de Tevhîd-i Zât mertebesine nazaran hamdır². Bu karışıklık, sâlikin tevhidin daha kapsayıcı ve hakiki mertebelerine ulaşmasını engeller, çünkü her mertebenin kendine özgü bir idrak ve yaşantısı vardır. Tevhîd-i ef'âl'de kalmak, Tevhîd-i Zât'ın ihâta ettiği tüm varlığı değil, sadece görünen varlıkları birlemek anlamına gelir ki bu da eksik bir tevhid anlayışıdır⁷. Dolayısıyla, bu mertebeleri ayırt edememek, sâlikin Hakikat'i tam anlamıyla kavramasına engel olur ve onu tevhid yolculuğunda belirli bir aşamada takılıp kalmaya mahkûm eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Muhammed Sûresi, s. 124“(Murat Derûni) Faydası olur düşüncesi ile Tevhid-i Ef’âl bölümünü buraya alıyoruz. “ TEVHİD-İ EF’ÂL” Tevhid-i Ef’âl: Fiillerin birliği, anlamındadır. Makamı: “T”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2549 (s. 151)“Ey adım adım kendi murâdının yoluna gitmeğe ve yürümeğe karar vermiş olan kimse, kazâ-yı ilâhiden gafil olduğun için hamın hamısın. Beyt-i şerîfde üç mertebe üz”Oku
  3. 3Tasavvuf Izâhları, s. 157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
  4. 4Vahiy ve Cebrâîl, s. 14“Âdem (a.s.) nın imânı, günahlarından arınmaları için rabblarına yalvarmaları yolunda idi. İbrahim (a.s.)’a kadar imân, dua mahiyetinde geçti. İbrahim (a.s.) ile”Oku
  5. 5Altı Peygamber (Cilt 3), s. 42“Diğer şekli ile ise, (Hanif) hayâlî ve ötelerde olan bir “Allah” anlayışından, âlemde zuhurda olan gerçek “Tevhîd-i Ef’al” mertbesi, “Allah” anlayışına geçmekti”Oku
  6. 6Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2), s. 52
  7. 7Yûsuf Sûresi, s. 91““Tevhîd-i ef’âl” İbrâhîmiyyet, aynı zamanda, “Tevhîd-i Zât’ sız, Teşbîh” tir. Bu cümleyi biraz açmaya çalışalım. Bilindiği gibi; Bütün Tevhîdler-i de, Tevhîd ed”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.