İçeriğe atla

Bakara 115 ayeti Hûdiyye Fassı'nda nasıl yorumlanır?

Ayet-TasavvufOrta düzey1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Bakara Sûresi 115. ayeti olan "feeynema tüvellu fesemme vechullahi" (Nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır) ifadesi, tasavvufî idrakte Hakk'ın her yerde hazır ve nazır oluşunu, her tecellîde O'nun yüzünün görülebileceğini vurgular. Bu ayet, özellikle İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) bağlamında yorumlanır. Şeyh-i Ekber, Hûd (a.s.)'ın hikmetini bu Rablık birliğine dayandırarak, Hakk'ın varlığının her yönde ve her mertebede tecellî ettiğini, bu tecellîlerin inkarının küfre düşüreceğini belirtir¹·². Bu yorum, Hakk'ın zâtının ve isimlerinin birliğini, her şeyde O'nun vechini görme hakikatini ariflere açar³.

Detaylı cevap

Bakara Sûresi 115. ayet, "feeynema tüvellu fesemme vechullahi" ifadesiyle, Cenâb-ı Hakk'ın her yönde ve her mertebede mevcut olduğunu, O'nun vechinin her yerde görülebileceğini beyan eder⁴·⁵. Bu ayet, İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde yer alan Hûdiyye Fassı'nda, "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) kavramı üzerinden açıklanır¹. Hûd (a.s.)'ın hikmeti, bu Rablık birliğine dayanır; yani Hakk'ın Rablık sıfatının her şeyi kuşattığı ve her şeyde tecellî ettiği hakikatini içerir¹.

Bu bağlamda, Şeyh-i Ekber, Yûsuf Fassı'nda ele aldığı "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) kavramlarından sonra, Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i açıklayarak, Hakk'ın birliğinin farklı veçhelerini ortaya koyar⁶. Bakara 115. ayet, bu Rablık birliğinin bir tezahürü olarak, insanın algılama araçlarına göre Allah'ın tespit edilebilen ve edilemeyen her şeyde mevcut olduğunu ifade eder⁴. Arifler için bu ayetin manası aşikâr olur; çünkü onlar, her mertebede Hakk'ın yüzünün mevcut olduğunu idrak ederler³. Bu idrak, tek bir yüze iman edip diğer yüzleri inkâr etmenin, Hakk'ı örtmek ve küfre düşmek anlamına geleceği uyarısını da beraberinde getirir². Zira şeriat, Hakk'ın varlığını herhangi bir zuhur yerinde inkâr eden kişiye müslüman demez². Bu durum, Hakk'ın "evvel, âhir, zâhir ve bâtın" olduğu hakikatiyle de örtüşür⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  2. 2Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.32Kur’anı Keriym Bakara 2. sure 115. ayette; “feeynema tüvellu fesemme vechullahi” “Ne yana dönerseniz Allah’ın yüzüyle karşılaşırsnız!..” düsturunca, her mertebeOku
  3. 3Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.25Arife şu Ayeti Kerimenin manası da aşikar olur: Kur’anı Keriym Bakara Suresi 2. sure 115. ayette; feeynema tüvellu fesemme vechullahi “Hangi yöne dönerseniz AllOku
  4. 4Bir Ressam Hikâyesi · s.131Bakara Sûresi 115. Âyette "Başını ne yana çevirirsen çevir Allah'ın vechini görürsün" Hadid Sûresi 3. ... Âyette “O evveldir, ahirdir zâhirdir ve batındır” ÂyetOku
  5. 5Er-Rahmân · s.54Çünkü, Burasını Kur’anı Keriym Bakara Suresi 2. sure 115. ayet anlatır ki;      feeynema tüvellu fesemme vechullaOku
  6. 6Kelime-i Hûdiyye · s.10Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.