İçeriğe atla

Bakara 269 ayeti sâlik için ne anlama gelir?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Bakara Suresi 269. ayet, "Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez" buyurarak, sâlik için hikmetin ilâhî bir lütuf ve büyük bir hayır olduğunu ifade eder¹·². Bu ayet, sâlikin sülûk yolculuğunda elde etmeyi arzuladığı mânevî idrâkin ve Hak'tan gelen her şeyi şikâyetsizce kabullenme hâli olan sabrın temelini oluşturur. Hikmet, sâlikin kendi nefsinin geçmişine hasret duymasına ve bu hasretle tevbe ve inâbeye yönelmesine vesile olur; böylece dünyada iken âhiret hasretini yaşayarak olgunlaşır³. Hikmet verilen sâlik, Hak'ın varlığını kendi varlığında bâki kılarak fenâ makâmına ulaşır⁴.

Detaylı cevap

Bakara Suresi 269. ayet, sâlikin mânevî yolculuğunda hikmetin merkeziyetini vurgular. Hikmet, sâlike "çok hayır" verilmesi anlamına gelir⁵. Bu hayır, sâlikin sülûk makâmlarında ilerlemesini sağlayan bir iç görü ve idrâk yeteneğidir. Örneğin, sabır makâmında sâlikin Hak'tan gelen her şeye şikâyetsizce tahammül etmesi, hikmetin bir tezahürüdür. Sabır, sâlikin şuurlu bir şekilde "sabretmem gerek" demesiyle ortaya çıkan "sabr-i sahv" hâli olabileceği gibi, sıkıntıyı sıkıntı olarak algılamayacak kadar fenâ hâline ulaşmasıyla ortaya çıkan "sabr-i sekr" hâli de olabilir.

Hikmet, sâlikin nefsini arındırması ve Hak'a doğru yönelmesi sürecinde de önemli bir rol oynar. Sâlik, gafletle geçirdiği ömrüne dönüp baktığında duyduğu hasretle tevbe ve inâbeye yönelir; bu, hikmetin bir başlangıcıdır³. Bu süreçte sâlik, kendi fiillerinin müstakil olmadığını, fâilin Hak olduğunu idrâk ederek fenâ-yı ef'âl mertebesine ulaşır. Ardından sıfatlarının Hak'ın sıfatlarının zılleri olduğunu müşâhede eder ve nihayet kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bilir; bu da fenâ fillâh hâlidir. Bu fenâ hâli, sâlikin benliğinin fâni olup, Hakk'ın varlığının onun varlığında bâki olmasıyla gerçekleşir⁴. Hikmet, sâlikin bu derin mânevî dönüşümü yaşamasına ve "tayyib olanların tayyiblerin tarafına gelmesi" prensibi gereğince Hak'a yaklaşmasına imkân tanır⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Lokmân Sûresi · s.35---------- Bakara Suresi, 269. ayet: Kime dilerse hikmet i ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerindeOku
  2. 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.185---------- Bakara Suresi, 269. ayet: Kime dilerse hikmet i ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerindeOku
  3. 3Zümer Sûresi · s.154Enfüsî yönden bakıldığında, bu âyet sâlikin nefsinin geçmişe bakışını tasvîr eder. Seyr ü sülûk esnâsında kişi, gafletle geçirdiği ömre bakar ve derin bir hasreOku
  4. 4Hicr Sûresi · s.130Başka bir yönden bakarsak; İsm-i Celâl olan Allâh esmâ-sının tecellîsiyle, sâlikin benliği fâni olur, Hakk’ın varlığı ise onun varlığında bâki olur. Bu, sâlikinOku
  5. 5Kelime-i Lokmâniyye · s.2كَثِيــر(Bakara, 2/269) ya’ni “Biz Lokmân’a hikmet verdik”; “Ve hikmet verilen kimseye, hayr-ı kesîr verildi” âyet-i kerîmesinin şehâdeti vech ile Hz. &10024; كOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.2860269. “Tayyib olanlar tayyiblerin tarafına gelir; âgâh ol, habis olanlar habisler &10024; 269. "Temiz olanlar temizlerin tarafına gelir; uyanık ol, pis olanlar pOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.