İçeriğe atla

Bakara 269 ayetindeki Hikmet kavramı tasavvufta neye işaret eder?

Ayet-TasavvufOrta düzey21 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Bakara Suresi 269. ayetinde geçen "hikmet" kavramı tasavvufta, Hakk'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı olan "el-Hakîm" ismine ayna olma mertebesini ifade eder. Bu ayet ("Kime dilerse hikmet i ona verir, şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir.") hikmetin tasavvuftaki temel dayanağıdır. Hikmet, sadece bilmek değil, bilginin tahkik edilmiş hali olup, bildiğini yerli yerine koyma idrakidir. Lokman'a hikmet verilmesi ve bu hikmetin çok hayırla ilişkilendirilmesi¹, hikmetin sâlik için ulaşılması gereken yüce bir mertebe olduğunu gösterir.

Detaylı cevap

Tasavvufta hikmet, Bakara 269. ayetinin ışığında, sâlikin Hak'ın "el-Hakîm" ismine ayna olması ve bu ismin tecellilerini idrak etmesi olarak anlaşılır. Bu, sadece teorik bir bilgi değil, ilmin tahkik edilmiş, yani yaşanmış ve içselleştirilmiş halidir. Hikmet, bilginin pratiğe dökülmesi, her şeyi yerli yerine koyma yeteneği ve bu sayede büyük bir hayra ulaşma halidir (Bakara Suresi, 269. ayet).

Hikmetin tasavvuftaki mertebeli işleyişi dört kademede ele alınır:

  1. Akâidî Hikmet: Allah'ın "el-Hakîm" isminin kâinattaki tezahürüdür; her şeyin bir nizam ve gaye üzere halk edildiğini ifade eder. Mü'minûn 115. ayetindeki "sizi boşuna mı halk ettiğimizi sandınız?" ifadesi, bu kademenin temelini oluşturur; hiçbir halkın abes (boş, gayesiz) olmadığını vurgular.
  2. Ahlâkî Hikmet: İnsanın söz ve davranışlarını yerli yerine koyması, edep sahibi olması ve gerekli sözü gerekli yerde söylemesidir. Lokman Suresi 12-19. ayetlerindeki Lokman'ın oğluna nasihatleri, bu ahlaki hikmetin klasik bir örneğidir². Hikmet bazen sözle ifade edilirken, bazen de suskunlukla anlaşılır².
  3. İlmî Hikmet: Eşyanın ardındaki gaye ve illeti bilme, ilm-i marifet ile ilm-i hal arasında köprü kurmadır. Bu kademede sâlik, her amelin ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye çalışarak "niçin" (lima) sorusunu sorar.
  4. Zâtî Hikmet: Sâlikin Hak'ın "el-Hakîm" isminin bizzat kendisinde tecelli etmesi ve bu sıfatla bütünleşmesidir.

Hikmetin önemi, ilahi cezbelilerden birine sorulan "Kevnî kerametler mi daha üstündür, yoksa ilim ve hikmet mi?" sorusuna verilen cevapta da görülür: "Elbette ilim ve hikmet daha üstündür. Çünkü kevnî kerametler için daima abdestli bulunmak lazımdır. Fakat ilim ve hikmet cünüp olsa bile sahibinden ayrılmaz"³. Bu, hikmetin kerametlerden daha kalıcı ve üstün bir değer taşıdığını gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Lokmâniyye, s. 31“كَثِيــر(Bakara, 2/269) ya’ni “Biz Lokmân’a hikmet verdik”; “Ve hikmet verilen kimseye, hayr-ı kesîr verildi” âyet-i kerîmesinin şehâdeti vech ile Hz. &10024; ك”Oku
  2. 2Kelime-i Lokmâniyye, s. 28“كَثِيــر(Bakara, 2/269) ya’ni “Biz Lokmân’a hikmet verdik”; “Ve hikmet verilen kimseye, hayr-ı kesîr verildi” âyet-i kerîmesinin şehâdeti vech ile Hz. &10024; ك”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1313 (s. 438)“Nitekim ayet-i kerimede (يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَل”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.