İçeriğe atla

Bekâ billâh hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey22 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Bekâ billâh hâline ulaşmak için sâlikin nefs mertebelerini aşarak fenâ fillâh makamına ulaşması gerekmektedir. Fenâ fillâh, sâlikin kendi varlığından tamamen fânî olduğu, kendi nefsî arzu ve iddialarının eriyip yok olduğu bir mertebedir. Bu yok oluşun ardından, Allah'ın tecellîsiyle diriliş ve Hak ile kâim olma hâli olan bekâ billâh gerçekleşir¹·². Tasavvufî sülûkun kemâli olan bekâ billâh, fenânın zıttı değil, onun devamıdır ve sâlikin kendi vücud iddiâsından fânî olduktan sonra Hak'ın vücuduyla bâkî kalmasıdır (K1-77; K1-125).

Detaylı cevap

Bekâ billâh, tasavvuf yolculuğunun en yüksek makamlarından biridir ve sülûkun vâsıllık mertebesi olarak kabul edilir. Bu hâle ulaşmak için sâlikin nefs mertebelerini sırasıyla aşması zorunludur. Tasavvufta yedi nefs mertebesi bulunur: Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye ve Sâfiye/Kâmile. Her bir mertebe, sâlikin kendi nefsî özelliklerinden arınma sürecini ifade eder. Bekâ billâh'a giden yol, öncelikle sâlikin kendi nefsinden kaynaklanan arzu ve iddialarından fânî olmasıyla başlar¹. Bu fenâ hâli, sâlikin kendi varlığını, benliğini ve gizli ilahlarını terk etmesiyle gerçekleşir¹.

Fenâ fillâh mertebesi, sâlikin kendi varlığından yok olduğu, sadece Hakk'ın kaldığı bir hâldir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, "varlıktan, yokluk tarafına gelmek" fenâ fillâh mertebesidir ve bu yokluk, sâliki Burak gibi bekâ billâh mertebesine çeker². Fenâ fillâh, sâlikin kendi vehmedilmiş mecazî varlığının fânî olmasından sonra meydana gelir ve bu hâl "fenâ içinde bekâ" olarak nitelendirilir³.

Fenâdan sonra gelen bekâ billâh, sâlikin Hak ile kâim olarak halka dönmesi anlamına gelir. Bu merhalede kul, Hakk'ın lütfuyla yeniden varlık kazanır; ancak bu varlık, nefsine nisbet edilen bir varlık değil, Hak ile kâim olan bir varlıktır⁴. Kalp, bu aşamada yalnızca Hak'tan gelen ilâhî hitaba ve rabbanî ilhama açık hâle gelir⁴. Bekâ billâh, fenânın da fenâsı olarak kabul edilir; yani sâlik "fânîlik bilincinden" bile fânî olduğunda geriye sadece bekâ kalır. Bu, sülûkun kemâli ve gerçek varış noktasıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Sâd Sûresi, s. 134“Bunun nihai sonucu, fenâ ve bekâ hakikatidir. Sâlik, önce nefsin arzu ve iddialarında fânî olur; bütün benlikler, gizli ilahlar ve mâsivâdan gelen perde ve iddi”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 7 · Beyit 1349 (s. 389)“Eğer bu hayretten dolayı, senin aklın bu görünen baştan gider ve fâni-fillâh (Allah'ta yok olma) mertebesine gelirsen, bekâ-billâh (Allah ile var olma) mertebes”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 6 · Beyit 4385 (s. 530)“Bilinmeli ki, Hakk Yolcusu'nun nefsine ait yoğunluğu öncelikle ruhanî inceliğe dönüşür ve ruhun şanı ise bekadır; çünkü bu ilâhî bir haldir ve daha sonra ruha R”Oku
  4. 4Vâkı'a Sûresi, s. 22“Ardından bekâ mertebesi gelir. Bu merhalede kul, artık Hakk’ın lütfuyla yeniden varlık kazanır; fakat bu varlık, nefsine nisbet edilen bir varlık değil, Hak ile”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.