Biat niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?
Biat, tasavvufta sâlikin mürşide sülûka başlama sözü ve mânevî bir ahid olup, Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır çünkü biatın özünde Hakikat-i Muhammediyye'ye yöneliş ve bu hakikatin irfaniyetle yaşanması yatar. Fetih Sûresi'ndeki "Sana bey'at edenler aslında Allah'a bey'at ederler; Allah'ın eli onların elinin üstündedir" (Fetih 10) ayeti, biatın nebevî modelini teşkil eden Bey'at-ı Rıdvân (Fetih 18) hadisesinde, "Yedullah" (Allah'ın eli) ile "yed-i Rasûlüllah" (Hz. Resûlullah'ın eli) arasındaki bağlantı, Hakikat-i Muhammediyye'nin biattaki merkeziyetini gösterir¹·². Bu bağlamda, biat sadece zahirî bir el verme değil, Hakikat-i İlâhiyye, Hakikat-i Muhammediyye ve Hakikat-i Abdiyye'yi irfaniyetle birleştirip her mertebenin hakkını vererek yaşayabilmektir¹.
Detaylı cevap
Biat, lugatte 'el verme, anlaşma yapma, sözü vermek' anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin mürşide sülûka başlama sözü ve mânevî bir bağ kurmasıdır. Bu, sülûkun resmî başlangıcı ve tarîkata kabul âdâbıdır. Biatın Muhammediyye Fassı'nda anlaşılması, onun Hakikat-i Muhammediyye ile olan derin ilişkisinden kaynaklanır. Hakikat-i Muhammediyye, tasavvuf mâverâsının en yüksek kavramı ve İslâm kâinat nizamının merkez taşıdır³. Bu hakikat, vahidiyet mertebesi, sıfatlar ve isimler mertebesi olarak da adlandırılır ve bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması itibarıyla varlıkta tek ve eşsizdir⁴.
Biat, Hakikat-i İlâhiyye'yi, Hakikat-i Muhammediyye'yi ve Hakikat-i Abdiyye'yi irfaniyetle birleştirip her mertebenin hakkını vererek yaşayabilmeyi ifade eder¹·². Bu üç mertebenin bir arada görüldüğü en önemli hadise, Bey'at-ı Rıdvân'dır. Bu bey'atta "Yedullah" (Allah'ın eli) ile "yed-i Rasûlüllah" (Hz. Resûlullah'ın eli) arasındaki ilişki, biatın Hakikat-i Muhammediyye ile olan bağını açıkça ortaya koyar¹. Mümtehine Sûresi'ndeki "Sana Biat Etmeye Geldiklerinde" ifadesinde geçen "Peygamber", zahirde Hz. Muhammed (s.a.v.) iken, bâtında "Hakikat-i Muhammediyye" veya "İnsan-ı Kâmil makamı"dır⁵. Bu durum, biatın sadece bir kişiye değil, aynı zamanda o kişinin temsil ettiği küllî hakikate, yani Hakikat-i Muhammediyye'ye yapıldığını gösterir. Hakikat-i Muhammediyye, İblis'i dahi kuşatan⁶ ve hiçbir mertebeye has olmayan, bütün mertebeleri ihata eden bir varlıktır⁷. Dolayısıyla, biatın Muhammediyye Fassı'nda anlaşılması, sâlikin bu kapsayıcı ve kemalat mertebesine⁸ yönelerek mânevî yolculuğuna başlaması anlamına gelir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Feth Sûresi, s. 52“Daha evvelce (biat) kelimesinin lügat manâsını vermiştik. Diğer şekliyle ise (biat) hakikat-i İlâhiyye yi, Hakikat-i Muhammediyye yi ve Hakikt-i Abdiyye yi, irf”Oku
- 2Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi, s. 44“Daha evvelce (biat) kelimesinin lügat manâsını vermiştik. Diğer şekliyle ise (biat) hakikat-i İlâhiyye yi, Hakikat-i Muhammediyye yi ve Hakikt-i Abdiyye yi, irf”Oku
- 3Hakîkat-i Muhammediyye,
- 4Kelime-i Muhammediyye, s. 6“Bu mertebeye, vahidiyet mertebesi ve sıfatlar ve isimler mertebesi ve "hakikat-i Muhammediyye" derler. Ahadiyet mertebesiyle arasındaki fark, ancak belirginleşm”Oku
- 5Mümtehine Sûresi, s. 36“Sana Biat Etmeye Geldiklerinde" Buradaki "Peygamber" , zahirde Hz. Muhammed (s.a.v.), bâtında ise "Hakikat-i Muhammediyye" veya "İnsan-ı Kâmil makamı" dır. "Müm”Oku
- 6Kelime-i Hârûniyye, s. 207“Muhammedî ( )den İblîs’i ve etbâını yarattı ilh…” Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye İblîs’i dahi muhîttir. Sûre-i şerîfe okunan mahalde ashâb-ı c”Oku
- 7Sohbet Arası Sohbetler CD 21, s. 76“Soru: Hakikat-i Muhammediyye’de oldukları için Hakikat-i Muhammediyye o mertebesi olarak… Ben orada belirleneyim dedi ama Hakikati Muhammediyyede yani Efendimiz”Oku
- 8Mertebe-i Muhammediyye,
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.