İçeriğe atla

Emânet Âyeti kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?

Kavram-Fass Eşleşmesi1 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Emânet Âyeti olarak bilinen Ahzâb Sûresi 72. âyet, tasavvufta insanın kâinattaki özel konumunu ve Hakk ile olan müstesna ilişkisini ifade eden temel bir metindir. Bu âyette geçen "emânet" kelimesi, tasavvufî açıdan Cenâb-ı Hakk'ın bütün isimlerini ve sıfatlarını taşıyacak kapsamlı bir mahal olma hâlini, yani "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti"ni ifade eder¹. Bu emânet, insana teklif edilen irâde ve ihtiyâr sahibi olma sorumluluğunu da içerir¹. Emânet Âyeti, Fusûsu'l-Hikem'de Hz. Âdem'e tahsis edilmiş olan Âdemiyye Fassı ile ilişkilendirilir; zira bu fass, insanın esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti ve halîfetullâh emâneti taşıyıcılığına odaklanır.

Detaylı cevap

Emânet Âyeti, "Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; onlar onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular; ama insan onu yüklendi" (Ahzâb 33/72) şeklinde buyrulur². Bu âyet, insanın diğer mahlûkattan farklı olarak, ilâhî isim ve sıfatların tamamını kendinde barındırma yeteneğine sahip olduğunu gösterir³. Göklere, yere ve dağlara teklif edilen bu emânet, onların irâde ve ihtiyâr sahibi olmaktan korkmaları sebebiyle reddedilmiş; insan ise bu ağır sorumluluğu yüklenmiştir¹. Bu durum, insanın "esmâ-i ilâhiyye'nin câmî mahalliyeti" olmasıyla açıklanır. İnsanın bu emâneti yüklenmesi, aynı zamanda Hakk'ın bütün sıfatlarının insanda geçici olarak ve yetecek kadar emâneten bulunması anlamına gelir⁴. Bu emânet, zâtî bir tecellî olup⁵, insanın kendi hakikatini idrak etmesi ve mânevî sorumluluklarını yerine getirmesi yolunda bir mihenk taşıdır⁶. Tasavvufta bu emânetin ihâneti, insana verilen isimlerin aslî isimlere döndürülmemesi, yani Hakk'a kulluk etmek yerine nefse kulluk edilmesi olarak açıklanır⁴·⁷. Bu bağlamda, Emânet Âyeti'nin Fusûsu'l-Hikem'deki Âdemiyye Fassı ile ilişkilendirilmesi, Hz. Âdem'in "esmâ" bilgisini alması ve halîfetullâh olarak yaratılmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.273Onun beyânını Kur'ân'da “Eşfakne en yahmilnehâ" âyetini Hudâ'dan ,208 Bu beyt-i şerifte süre-i Ahzâb" ın sonunda olan emâneti göklere, (dağlara| ve yere arzettiOku
  2. 2Vahiy ve Cebrâîl · s.192feebeyne en yahmilneha ve eşfakne minha ve hamelehel insânü innehü kane zalümen cehulen Meâlen : Cidden biz o emaneti göklere ve yere ve dağlara sunduk da onu yOku
  3. 3İnsân-ı Kâmil (Cilt 5) · s.47Bu âyette: - «EMANET...» (33/72) Lafzı ile söylenen: Zat isimleri ve sıfatları ile, yüce Hak'tan başkası değildir… Allah'ın en büyük emaneti budur. Cenab-ı HakkOku
  4. 4Mü'minûn Sûresi · s.17Başka bir yönden, insânın nesi varsa Hakk'ın emânetidir. Hayâtı emânettir. İlim, irâde, kudret, kelâm, basar, sem'… sıfatlarının hepsi Hakk'ın emânetidir, kendiOku
  5. 5Bürûc Sûresi · s.25Onu “emâneti” insân yüklendi. Şüphe yok ki, o, çok zâlim, çok bilgisiz oldu. (33/72) Bu Âyet-i Kerîme de zâtîdir, ifadesi çok geniştir yeri olmadığı için sadeceOku
  6. 6Emânet Âyeti -
  7. 7İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.53"Allah emanete ihanet edenleri sevmez" diyor, "Allah emanete ihanet edenlere lanet eder" diyor, böyle şeriat mertebesindeki gibi görünen ayetler var, hükümler vOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.