İçeriğe atla

En'âm 79 ayetindeki Vech-i Hak'a yöneliş kavramı tasavvufta neye işaret eder?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

En'âm Sûresi'nin 79. ayetindeki "Vech-i Hak'a yöneliş" kavramı tasavvufta, sâlikin kendi beşerî vechini ilâhî veche dönüştürerek Hakk'ın zâtî ahadiyetine ve mutlak vechine tam bir teslimiyetle yönelmesini ifade eder. Bu yöneliş, tevhidin özünü ve fenâfillah makamının sırrını barındırır; sâlikin mânevî yolculuğunda her amelinde Hakk'a odaklanması, O'nun isimlerinin tecellîlerini müşâhede etmesi ve nihayetinde Hakk'ın dilemesiyle hidayete ermesi anlamına gelir. Nitekim "Allah de, gerisini bırak" (Kulillâhi sümme zerhüm) ilkesi bu yönelişin temelini oluşturur.

Detaylı cevap

Vech-i Hak'a yöneliş, tasavvufta sâlikin mânevî sülûkunda ulaştığı derin bir teslimiyet hâlidir. Bu, En'âm Sûresi'nin 79. ayetinde geçen "İnniy veccehtü vechiye lilleziy fetaressemavati vel arda haniyfen ve ma ene minel müşrikiyne" (Ben vechimi öyle bir veçhe karşı tuttum ki; o vecih, semavat ve arzı fıtratı üzere halk etmiştir.... Ve ben de şirk ehli değilim) ifadesiyle açıklanır¹. Bu ayet, sâlikin kendi beşerî vechini ilâhî veche dönüştürerek aslı olan Hakk'ın vechine döndürmesi ve O'na teslim etmesi gerektiğini vurgular².

Bu yöneliş, aynı zamanda "Kulillâhi sümme zerhüm" (Allah de, gerisini bırak) ilkesiyle de yakından ilişkilidir; bu, tevhidin özünü ve fenâfillah makamının sırrını işaret eder. Sâlikin her amelinde Hakk'a yönelmesi, yani niyetini sadece Hakk'a has kılması, bu teslimiyetin bir göstergesidir (Niyet). Bu yöneliş, Hakk'ın isimlerinin (Esmâ'ül Hüsnâ) tecellîlerini müşâhede etme ve her ismin sahibinin tek bir Hak olduğu idrâkine ulaşma mertebesini de içerir (Esmâ'ül Hüsnâ).

Tasavvufta makâm olarak ifade edilen manevî mertebeler de bu yönelişin farklı aşamalarını temsil eder. Sâlik, tövbe, sabır, tevekkül, rızâ gibi makâmları aşarak Hakk'a daha da yaklaşır (Makâm). Bu süreçte, Hakk'ın dilemesi (meşiyyet-i Hak) ile hidayete erme de önemli bir yer tutar³. Müminlerin Hakk'ın mutlak vechine ve zâtî ahadiyetine ibadet etmeleri, bu yönelişin en üst mertebesidir; zira çeşitli milletlerin yönelişi tamamen Hakk'adır ve batıl olan itikat ve marifet ise mutlak vechin perdesidir⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâffât Sûresi · s.91Buradaki teslimiyet , tam bir teslimiyettir, İbrahimiyet mertebesinde ilerlemeye devam eden salik, Kur’anı Keriym En’am Suresi 6. sure 79. ayette inniy veccehtüOku
  2. 2Altı Peygamber (Cilt 3) · s.67Yukarıdaki Âyet-i Kerîmenin cevâbı bu Âyet-i kerîme ile çok açık olarak verilmiştir. Burada ki; “Muhsin” hakk’ın zât-î ihsân-ı dır. Ve vecih vech-i ilâhî’dir, kOku
  3. 3Kelime-i İbrâhîmiyye · s.104Hakk’ın meşiyyeti taalluk ede idi, hepinize hidâyet ederdi” (En’âm, 6/149) kavlinde ne fâide vardır? Zîrâ bu kelâmdan hidâyetin ancak meşiyyet-i Hak ile vâki’ oOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.567Müminler ise Hakk'ın mutlak vechine ve zâtî ahadiyete ibadet ederler. Nitekim ayet-i kerimede ۞ وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.