İçeriğe atla

Fecr 27-30 ayetini İsmâîliyye Fassı bağlamında nasıl anlamalıyız?

Kavram-Fass Eşleşmesi25 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Fecr Sûresi'nin 27-30. ayetleri, "Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir"¹ buyurarak, tasavvuftaki nefs mertebelerinden Nefs-i Mutmeinne'ye ulaşmış sâlikin mânevî yolculuğunun zirvesini işaret eder. Bu ayetler, İsmail Fassı'nın temelini oluşturan "Hikmet-i Aliyye" ve "mârifet-i Rabbâniyye" ile doğrudan ilişkilidir. İsmail Fassı'nda vurgulanan teslimiyet ve rıza hâli, mutmain nefsin Allah'tan razı olması (râdıye) ve Allah'ın da ondan razı olması (merdıyyeten) ile tahakkuk eder. Bu hâl, Hz. İsmail'in teslimiyetine benzetilerek, her mutmain nefsin de İsmail (a.s.) gibi razı olunmuş olduğunu gösterir².

Detaylı cevap

Fecr Sûresi'nin 27-30. ayetleri, tasavvufî sülûkun en yüce mertebelerinden biri olan Nefs-i Mutmeinne'ye ulaşmış bir kulun mânevî hâlini tasvir eder. Bu ayetlerdeki "Ey mutmain olan nefs!" hitabı, kalbi huzura ermiş, tatmin bulmuş ve şüphelerden arınmış nefse yöneliktir³. Bu nefs, Rabbine "râdıye" yani Allah'tan razı olmuş bir hâlde ve "merdıyyeten" yani Allah'ın da kendisinden razı olduğu bir hâlde dönme emrini alır⁴·². Bu rıza ve razı olunma hâli, İsmail Fassı'nın merkezinde yer alan "Hikmet-i Aliyye" ve "mârifet-i Rabbâniyye" ile sıkı bir bağ içindedir. İsmail Fassı, her kulun özel Rabbi olan "Rabb-ı hâs" kavramını işler ve bu özel Rabbi bilmenin, yani mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşmanın önemini vurgular (İsmail Fassı).

Ayetlerin devamında gelen "kullarımın arasına gir" ve "cennetime gir" ifadeleri, mutmain nefsin Allah'ın seçkin kulları zümresine dâhil olduğunu ve ilâhî rızaya mazhar olarak cennete kabul edildiğini gösterir¹·⁵. İsmail Fassı bağlamında bu durum, Hz. İsmail'in Allah'a olan tam teslimiyetinin ve O'nun iradesine rızasının bir yansıması olarak değerlendirilir. Nitekim, her bir nefs-i mutmainnenin de İsmail (a.s.) gibi Allah tarafından razı olunmuş olduğu belirtilir². Bu nefs, kötülüğü emreden "emmâre" nefs değildir ki fiillerini kendisine isnat etsin, ne de kendini kınayan "levvâme" nefs değildir ki kendini kınasın; o, artık fiillerin gerçek fâilinin Allah olduğunu idrak etmiş, kendi varlık iddiasından vazgeçmiş bir hâldedir². Bu hâl, sâlikin kendi nefsinin hilâfetini Hak'a teslim etmesi ve Hak'tan başka kimse olmadığını ayân etmesiyle ilişkilendirilen halîfelik mertebesiyle de örtüşür.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Fecr sûresi 27-30. âyetlerinde “Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, (nefsini tezkiye ettiği”Oku
  2. 2Kelime-i İsmâiliyye, s. 60“دْخُلِــي جَنَّتِــيمَرْضِيَّــة ً فَادْخُلِــي فِــي عِبَــادِي وَ(Fecr, 89/27-30) Ey nefs-i mutmainne! Râzıye ve marzıyye olarak Rabb’ine rücû’ eyle; benim ku”Oku
  3. 3Bir Hikâye, Birçok Yorum, s. 82“FECR (89)/27 – 30 (27) ya eyyetühe’n nefsü’l mutmeinnetü (28) irci’ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten (29) fedhuliy fiy ‘ıbadiy (30) vedhuliy cennetiy (27) Ey”Oku
  4. 4Fecr, 89/27-30
  5. 5Mesnevî Cilt 8 · Beyit 2184 (s. 111)“Nitekim ayet-i kerimede (Fecr, 89/27-30) şöyle buyurulur: "Ey nefs-i mutmainne (huzura ermiş nefis), Rabb'in olan 'Allah' ismi hükmü altında razı ve kendisinden”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.