İçeriğe atla

Fenâ fillâh kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Fenâ fillâh kavramı, tasavvufî terminolojide üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde "Allah'ta yok olma" veya "Allah'ta fani olma" anlamına gelirken¹, akâid dilinde doğrudan bir tanımı olmamakla birlikte, tevhidin özünü ve kulun kendi varlık iddiasından soyunmasını ifade eder. Mârifet dilinde ise sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak'la kâim olduğu, Hakikat mertebesinde yaşanan bir hâl olarak açıklanır². Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru katmanlı bir idrâk sunar.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, fenâ fillâh da lugat, akâid ve mârifet dillerinde farklı veçheleriyle ele alınır.

Lugat Dili: Fenâ fillâh, lugat dilinde "Allah'ta yok olma" veya "Allah'ta fani olma" demektir¹. "Fenâ" kelimesi Arapça l-f-n-y kökünden gelir ve "yok olmak, son bulmak" anlamlarını taşır. Bu dil, kelimenin etimolojik kökünü ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâsını ifade eder.

Akâid Dili: Verilen kaynaklarda fenâ fillâh'ın akâid dilindeki doğrudan bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak, akâid dili, fıkıh ve kelâm ilmindeki tanımı ve ehl-i sünnet itikâdında kavramın yerini ifade eder. Fenâ fillâh, tevhidin özünü ve kulun kendi varlık iddiasından soyunmasını işaret eden "Allah de, gerisini bırak" anlamındaki Kulillâhi Sümme Zerhüm âyetinin işaret ettiği bir makam olarak dolaylı yoldan akâid ile ilişkilendirilebilir (Kulillâhi Sümme Zerhüm).

Mârifet Dili: Mârifet dilinde fenâ fillâh, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati, ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği bir hâli ifade eder. Bu, sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak'la kâim olduğu, tasavvuf sülûkunun zirve makâmıdır. Fenâ fillâh, fenânın en üst kademesi olan fenâ-yı zât'ın tam karşılığıdır; sâlikin kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bildiği mertebedir. Bu makam, Hakikat mertebesinde yaşanan bir hâl olup²·³, kişinin nefsaniyetinden arınıp, nefsinin ışığı söndüğü, yokluk hükmüne girdiği "mübarek bir gece" olarak da tasvir edilir⁴. Fenâ fillâh hâli içinde olanların hâlini yine fenâ fillâh hâli içinde olanlar bilir, zira bu hâli söz ile anlatmak mümkün değildir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4293Fenâ: Yok olma. Fenâ-ender-fenâ: Fenâ içinde fenâ, fenâdan da fani olma. Fenâ-fi'r-resül: Resulullah'da fani olma. Fenâ-fi'ş-şeyh: Şeyhte fani olma. Fenâ-fillâhOku
  2. 2Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30) · s.25“Mükellefin kim olduğuna şuurum ve vakıf oluşum olsaydı ne olurdu” şimdi devam ediyor yine izahına da geçiyor “eğer kuldur dersem o ölüdür ve yoktur ve eğer hakOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.217(Şeriat – Tarikat – Hakikat – Marifet) Ef’al âlemi – esma âlemi – sıfat âlemi – zat âlemi dir. Şeriat ve Tarikat mertebesinde –tenzih- vardır. İlahi varlık görüOku
  4. 4Mübârek Geceler · s.44“fiy leyletin mübareketin” “mübareketin” “müba­rek bir gecede” demesi zahir anlamda Berat gecesi içerisinde, batın-i anlamda kişinin kendini fena fillah mertebeOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1156“Malı”ndan maksat, ledün ilimleri ve marifetler ve rabbanî hakikatlerdir. “Evladının en tembeli"nden maksat, yine ehl-i aşktan olan sâliktir. Nitekim iki evladıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.